Bugun...



CHP MİLLETVEKİLİ AHMET AKIN EKONOMİK GELECEK YENİLENEBİLİR ENERJİDE
Tarih: 12-08-2018 09:11:25 Güncelleme: 12-08-2018 10:18:25 + -


Ekonomi artık bir dar boğazın içinde. Her yerden fellik fellik para arıyorlar.Bir ülkeye para nasıl gelir? Bir ülkeye para istikrar veya güven varsa gelir. Ama bir ülkenin bütün her şeyi, kurumları, yetkileri bir kişinin ağzındaysa, bir kişinin kararıyla alınıyorsa para gelmez. Çünkü o ülkede kendini huzurlu hissetmez.Ülkedeki dar boğazın aşılması isteniyorsa, ülkenin dünyaya güven vermesi lazım. Bir ülkede liyakat olursa yapılır. Hak, hukuk, adalet olursa yapılır istikrar, güven varsa gelir.

facebook-paylas
Tarih: 12-08-2018 09:11

CHP MİLLETVEKİLİ AHMET AKIN EKONOMİK GELECEK YENİLENEBİLİR ENERJİDE

 

CHP Balıkesir Milletvekili-Enerji politikalarından sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı-Sanayi Ticaret,Enerji,Tabi Kaynaklar,Bilgi ve Teknoloji Üyesi Ahmet Akın ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Demet Öztürk: Yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları ülkemiz için yeterli mi?

 

Ahmet Akın: Herkesin de çok iyi bildiği gibi asla yeterli değil mevcut iktidar da her seferinde yeni bir program hazırlıyor fakat daha sene sonu gelmeden onu revize ediyor. Diyor  ki işte biz buna ulaşamayacağız aynı rüzgarda olduğu gibi 15 bin 16 bin yapacağız rüzgar enerjisini , 6 bine 7 bine ulaşamıyorsun onların hesaplarına göre. Kısaca şu Türkiye de ki bu yatırım mevcut bütün yenilenebilir kaynakların potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen kullanımı çok az. Doğal kaynakları ön plana çıkarmak yerine bu fosil kaynaklar bitecek kaynaklar onların üzerine gidiyoruz. Kolay işler yaptığımızı zannediyoruz kar marjı yüksek ama geleceğimize zarar veriyoruz. Mesala güneş o kadar büyük potansiyel ki Türkiye’nin 276 milyon kw saat kullanımı var . Oysa ki Türkiye’nin  400 milyar kw saat tabi çatı uygulamaları ile beraber kullanılabilir muhakkak potansiyeli yükseltmek lazım.

Almanya gibi bir ülke bile çok büyük potansiyellere çıkıyor biz onlarda ki her türlü potansiyelimiz olmasına rağmen daha onların 4/1 aşamasındayız.Bir yanıltmaca daha var onu da söyleyeyim .Dışarıdan baktığımız zaman Türkiye de yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla yükseldiği algısı yazılıyor. Avrupa’ya göre çok büyük bir artma var bu doğru değil !Bu durumu mecliste birkaç defa anlattım sayın a bakana da önceki bakana da bunu izah ettim. Türkiye de Raporları verirken bütün yapım aşamasındakileri  ve  izinleri de   dahil ediyorlar. Öyle olunca  otomatikman artış oluyor ama genele  baktığınız  zaman  hep aynı yerde duruyor azalmıyor. Sayın bakan, enerji bakanı bütçeleri yaparken  Türkiye’deki enerji fiyatlarının çok düşük olduğunu anlattı ondan sonra bende birinci sırdayız ucuzlukta dedim. Bunu Türkiye’deki orantılama, ücretler ve dolar bazında yapılması gerekiyor. Fakat Türk parasının değer kaybetmesinden dolayı yaptığı zaman ucuzmuş gibi algılanıyor. Aslında hiç alakası yok Türkiye şu anda pahalı elektrik kullanan ülkeler arasında. Bunu düzeltmenin yolu da açık ve net yenilenebilir enerji kaynakları. Rüzgarı değerlendirirsen güneşi değerlendiririsen yurtdışına ödediği paranın bırakın yarısını Üçde birini bu kaynaklara teşvik olarak hazırlarsan 15 sene içinde Türkiye de cari açıkta müthiş bir azalma olur. Türkiye de cari açığın en büyük sebebi enerji ithalatında sonuçta.Bağımlılığı azaltıp yenilenebilir kaynaklara yöneltmek.İşvereni fabrikacısını,inşaatçıları hepsini teşvik etmek lazım bu konuyla ilgili .Siz gelin kendi enerjinizi kendiniz üretin biz size bir sürü ekstra teşvikler verelim çünkü bu parayı yurtdışına ödüyoruz. Yaklaşık 59 milyar dolar para ödüyoruz. Bunun 10 milyar dolarını Türk yatırımcılara teşvik için kullansa hükümet inanın patlama gibi yenilenebilir enerji patlaması olur ama yok . Bizde ki teşvikler daha çok kömüre araştırın inanamazsınız kömüre termiğe aynı zamanda ithal kömüre çünkü yerli kömürümüzün kalorisi düşük yanmıyor bu yüzden ithal kömür alınıyor.

 

Kesinlikle yenilenebilir enerji kaynaklarına olan yatırım yeterli değil! Daha iyi olmasını umut ediyoruz. Bunu bir rant meselesi olmasından bırakıp, verilen sözleri de bir kenara bırakmaları lazım. Daha önceki siyasi sözlerini, yandaşlarına verdikleri sözleri bir kenara bırakıp, artık memleketi düşünerek, yenilenebilirin önünü sonuna kadar açmaları lazım! Ki Türkiye gibi bir yerde.

 

Demet Öztürk: Öncelik sizce güneşte mi, rüzgarda mı  ya da farklı bir enerji türünde mi olmalı?

 

 

Ahmet Akın:Bence öncelik güneşte olmalı Türkiye'de. Çünkü güneş potansiyeli çok yükse,çok yüksek öyle böyle değil!Rüzgarda da olmalı. Rüzgarda da daha fazla açılmalı. Ama rüzgarda da YEKA yaptılar ya. Ben kalkıp kendilerine teşekkür ettim . Ama dedim ki,yenilenebilir enerji yatırım, her yatırım bizim için ülkeye bir iyilik. Ama siz bir taraftan yenilenebilir enerjiye yeka yaparak, yabancı şirketleri buraya getirip, yerli şirketlere izin vermezseniz o zaman bunun hiç bir anlamı olmaz dedim. Onun için önümüzdeki dönemde benim en büyük beklentim, bu tür projelerde muhakkak ,yerli üretim yapan insanların önünü açmak için, sadece onların girebileceği ihaleler açılması lazım. Mesela tribün yerli olacak. %100 yerli olması lazım. Türkiye'de öyle firmalar var. Bizim bölgemizde var, Ayvalık'ta var, İzmir'de var, İstanbul'da var  2 megavat üretiyor ama yekaya giremedi mesela. Neden giremedi? Çünkü şartlar şu:

Daha önce 2.500 megavat mesela üretim yapmış olması lazım. Öyle yapacağına 1.000 megavatı kardeşim böl 10'a.100 megavatını de ki bu sadece yerli kaynaklar için de ki; onun için bu işler emek veren, diz çürüten, para harcayan yerli, gerçekten yerli, %100 yerli insanların önü açılsın. Oralarda çalışan sektör sahiplerinin önü açılsın gençlerin. Desin ki, benim hükümetim, milletim yerliye destek veriyor desin. Yani rüzgarın da potansiyeli çok. Ama Türkiye'de rüzgarın önünün açılması için, Türkiye'de gerçek anlamda yerli olunması gerekiyor ve yerli firmalara da destek verilmesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye'de fabrikalara, sanayiciye, evlere de  mesela 10.000 usd ise yatırım bedeli, en az 5.000-6.000 usd 'sini devletin karşılaması lazım. Çünkü, bu karşılanan teşviğin geri ödemesiz olması lazım. Çünkü orda da olan yatırım payı Türkiye'de kalıyor. 59 Milyar usd dışarı ödenen paranın, 10 milyar usd'si bu şekilde yapılırsa, Türkiye 15 yıl içinde 30 milyar usd para kazanıyor.

 

 

Demet Öztürk: Teşvik almadan biz bu işi yapalım diyenleri, öyle yapıp  yarıda bırakanları duydum.

 

 

Ahmet Akın: Bırakır çünkü pahalı. Özellikle güneşte çok pahalı. O dedikleriniz bence güneştir. O işleri yapıyolar. Sonra da hepsi satıyor. Teşvik  almadan yaptıkları zaman veya kredisiz girmeye çalışıyor. Zaten yatırım bedeli yüksek, şu anda hala yüksek ki,yıllara her ay bedel düşüyor, yüksek. Fakat Türkiye'nin satın alma fiyatı da çok düşük. Yani bunu devlete satacağınız zaman, devletin satın alma fiyatı ile yatırım bedeli birbirini tutmuyor. Avrupa'da  örnekleri var. Bulgaristan'da  var. Diğer ülkelerde çok yüksek. Türkiye'de öyle bi şey yok. Türkiye'de adam zarar ediyor. Bizim ne yapmamız lazım siyasetçiler olarak, iyiye yatırım yapana destek olmamız lazım değil mi? Bir de hesap yapmamız lazım. Hesap şu: Getiri götürü ülke için. Şimdi çevreye getirisi var, ondan sonra millete getirisi var. Geleceğimizi açıyor. Temiz yenilenebilir. Bir de cari açıktan para  getirisi varken, onlara teşvik vermek yerine ki, gerçek anlamda teşvikler diyorum ben. Teşvik yok demiyorum yalnız. Onu da söyleyeyim. Teşvikler elbette var. Ama bu teşviklerin kesinlikle daha çok artması lazım ve hibe anlamında teşviklerin de çoğalması lazım. Türkiye’nin ilk 10 senesinin, ilk ilk 5 senesinin en az bu hibe teşviklerinin yarı yarıya kadar olup önlerinin açılması lazım. Geri ödemesiz. Ve geri kalanını da  şunu diyecek. Benim elimde ben ayda ne kadar 150 tl elektrik faturası ödüyorum.   150*12 ay = 1.800 tl ödemesi var. 5 senede 9.000- 10.000 tl elektrik faturası ödüyorum demesi lazım. Bu adamın 10 bin tl yatırımla, hatta bana sorarsınız daha bile az 5.000 tl yatırımla bunu yapması lazım. Geri kalan yatırımı da devletin ödemesi lazım. 10 sene sonra o artık elektrik enerjsini kendisi üretmiş oluyor. Millete, devlete de bir şeyi olmuyor. Bir de artı olarak devletin yurtdışından ithal ettiği elektriğin önünü kesiyor. Yani bu rakam kadar Türkiye'nin elektrik faturası düşüyor yurtdışından.

Bu böyle böyle düşünsenize binlerce binanın, binlerce fabrikanın yaptığını. Al sana para işte. Yani büyük milletler çok daha önünü düşünür. Ama bizim politikalarımızda maalesef, enerji politikalarımız da dahil olmak üzere, önümüzdeki daha 3 senenin programı bile yok.

 

 

 

Demet Öztürk:Peki dünyada trendler, yani yükselişler yenilenebilir enerjide hangi alanlarda var?

 

 

Ahmet Akın: Şöyle, yenilenebilir enerji alanında dünyada yükseliş nerede?  Siz de rahatlıkla görüyosunuzdur. Güneşte. Nerden belli oluyor. Fiyatlar çok düşüyor. Yani güneşe büyük bir talep var. Fakat yatırım bedeli dünyada yüksek olduğu için, herkesin de talebi çok yoğun olduğu için yatırım bedellerinde müthiş düşme var. Yani 2 seneden bu yana %30 oranında düştü mesela maliyetler. Şu anda yatırımlar var, çalışmalar var çok daha düşecek. Şimdi alan genişliği, alan gerekiyor biliyosunuz güneş için. Onunla da ilgili büyük çalışmalar var. Ben kendim gittim inceledim, dolaştım dünyanın bir sürü ülkesinde ar-ge merkezlerini gezdim. MIT'ye gittim. Cambridge Üniversitesi ile devamlı ilişki içerisindeyiz. MIT ile ilişki içerisindeyiz. Oxford Üniversitesi ile ilişki içerisindeyiz. Türkiye'deki BİTEM var biliyorsunuz, ODTÜ ile, bu konuda çalışma yapan herkesle görüşüyoruz. Şu anda eskiden 17-18 dönüme 1 megavat kurulurken,  şimdi 6-7 dönüme 1 megavat kurulabiliyor rahatlıkla.  Yani bu daha da azalacak. O ışıkların şeyi artacak. Yani güneşe müthiş bir talep var ve sıcak geliyor insanlara. Dünya’daki en büyük enerji kaynağı güneş. Bunun ötesinde enerji kaynağı yok. Onun için herkes ona yöneliyor. Rüzgar ikinci plana  düşüyor. Bir de atık enerjileri var. Özellikle bu biyo yakıtlarla alakalı. Biyo yakıtlarla ben çok yakından ilgileniyorum kendim. Bu biyolarla alakalı Türkiye'de müthiş bir gelişme olacak. Özellikle toprak, ağaç atıklarından olan, bitki atıklarından olan ve buna karşıda Türkiye'de büyük bir sıçrama olacak, önü açılırsa. Bir de benim kafamda uzun zamandır olan bir şey var. Güney Amerika'daki ülkelerin çoğunda, yakıtın içine biyo dizel kullanılıyor.  Türkiye'de de biyo dizel kullanımı yok. Biliyorsunuz değil mi? Yok. Yani düşünebiliyor musun, Türkiye'de şu anda iki Konya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Düşünün Konya'nın büyüklüğünü. Ve buraya biyo dizel kaynaklarını ekip, devlet ektirip, bunları da biyo dizelin içine karıştırarak ki, şu anda bizim kanunlarımızın  var olmasına rağmen kullanılmıyor. Hem temiz enerji olmuş oluyor bu da  yakıttaki o pisliği bile kaldırabiliyorsun hem de o alandaki ekilemeyen toprakları da ekmiş oluyorsun. Bunun önünü kesti bu hükümet. Yani şu anda hatırlayın bak siz. Eskiden biyo dizel tesisleri kuruldu. Hatta bir ara eski futbolcu vardı Tanju Çolak, O bile bi ara böyle bir tesis. Magazinsel olduğu için söyledim onu. Ama o tesislerin hepsi kapandı. Çünkü devlet alımı durdurdu. Çıkacaksın, diyeceksin ki, bizim bu kadar alanımız ekilmiyor. Alın biyo dizel. Bu da bir enerji kaynağıdır. Biyo dizeli ben artık karıştırıyorum diyecek ve bu kadar oranda Türkiye'de var ya hem gazdan olan kirlilik azalacak hem de millete müthiş bir kaynak olacak. Bunu Arjantin yapıyor.

 

 

Demet Öztürk: Peki devlet niye kesti bunu sizce?

 

 

Ahmet Akın: Kesti çünkü Türkiye'de 3-5 kişi bunun üstüne gitti bazı lobiler. Türkiye'de şunu özellikle söyleyeyim. Türkiye'de maalesef lobicilik faaliyetleri, Türkiye'nin lobicilik faaliyetleri yok. Ama Türkiye içinde enerji konusunda lobicilik yapan kişiler var.

 

 

Demet Öztürk: Bunları tasarı olarak sunduğunuzda geri cevap alamadınız?

 

 

Ahmet Akın: Alamadım. Ama ben şimdi bunun üzerine gidiyorum. Yeni bir kanun teklifi hazırlıyoruz. Özellikle biyo dizelin kullanılması açısından. Bunu muhakkak ama muhakkak, ne yapıp ne edip, bir şekilde kabul ettireceğiz. Gerekirse bakana gideceğim tekrar hepsiyle konuşacağım. Fatih Bey şimdi yeni bakanımız onunla da gidip konuşacağım. Anlatacağım güzelce. Kendisinin de inşallah bu konuda bize destek olacağını düşünüyorum. Umut ediyoruz.

Çünkü bu ülkenin menfaatine. Hem ekilmeyen alanlar ekilecek, hem enerji, hem biyo şeklinde ülkeye yeni bir istihdam alanı olacak. Hem fiyat düşecek hem de etraf, çevre kirlenmeyecek. Bu kadar basit. Biyo yakıtlar özellikle, çöpten enerjiye çok ilgiliyiz. Çöp enerjisi ile alakalı çok çalışmalar yapıyoruz. Ben gittim bir sürü incelemeler yaptım Çin'de de. Buna da devletin muhakkak el atması lazım. Şu anda özellikle belediyeler bunu kendileri yapıyor. Kendileri kafalarına göre ihale açıyor. Bunun bir sratejisi, planı olması lazım. Bunun bir devlet politikası olması lazım. Belli alanlar oluşturulması lazım. Çöplerin toplanması ve belli yerlerde stabilize edilip, orada yakılıp ortak enerji üretilmesi lazım. Ve burda büyük bir enerji kaynağı hapsedilmiş durumda. Ondan sonra kaya gazları var biliyorsunuz. Size bir enerji kaynağı daha söyleyeyim. Türkiye'nin çok büyük önemli bir noktası var rahatlıkla enerji üretebileceği. Hot stone denilen bir şey var. Yani sıcak taş. Türkiye'nin bunda büyük avantajı  var. Hatta bu konudaki potansiyeli Türkiye'nin elektrik tüketimi kadar neredeyse var, yakın. Bu ne biliyor musunuz? Mesela Türkiye'nin bir merkezinden kabloyu, aynı jeotermal gibi boruyu döşüyorsunuz aşağıya. Biliyorsunuz Türkiye'nin, dünyanın merkezine indikçe sıcaklık artıyor. Belli bir sıcaklık derecesine gelindiği zaman, o borudan, o katman üzerinden soğuk suyu boşaltıyorsunuz. O çevredeki suyu. O suyu boşalttığınız zaman aşağıya altta çatlama oluyor. Daha sonra diğer bir boru var. Aynı boruyu da yukarı çıkarttığınız zaman size müthiş bir kaynar su çıkıyor. Ve bu sudan da rahatlıkla elektrik, enerji üretebiliyorlar. Şu anda ABD bununla ilgili çalışıyor. CHP de çalışıyor. Bilginiz olsun. Yani düşünebiliyor musuz? Dünya herkes yapabilir. Nükleeri yapar. Kömürü getirir, pis enerjiyi yapar. Millet şunun peşinde. Millet çevreyi kirlememeden, yerin dibine inerek enerji kaynaklarını değerlendirmeye çalışıyor. Allah'ın verdiği rüzgar boşa gitmesin diye mücadele ediyor. Biz de mücadele ediyormuş gibi gözüküyoruz. Ama aslına baktığınız zaman, tabloya baktığınız zaman, dışa bağımlılığınız çoğalıyor. 1991 yılında %61 olan bağımlılığımız şu anda %77. Termik santraller sözde azalıyor gözüküyor, çoğalıyor. Azalmıyor. Üretilen enerji çoğalıyor. Bir de nükleer enerji kaynakları dünyanın en pahalı enerji kaynağı. 12,35 USD den devlet satın alma garantisi verdi. Böyle bir akıl fikir olamaz. Yani düşünebiliyor musun, millet 100 tl'lik elektrik faturasını ödemekte zorlanırken, ki 50 tl'si enerji, 50 tl'si vergi. Verginin de vergisi var bir de. Üstüne üstlük bunu azaltmayı vaad edeceğine, azaltacağını vaad edeceğini söyleyerek yalan söylüyorlar. Ben bunu ispat ettim herkese, komisyonda da. Kendileri de hak veriyor ama. Sonuca geldiğin zaman millet kazığı yiyor. Bu kadar basit. Onun için hiç  böyle kazık yemeye gerek yok. Akılla mantıkla gerçek anlamda milli ve gerçek anlamda yerli olarak bize güzel Allahımızın verdiği bu kaynakları kullanmamız lazım. Güneşi sonuna kadar, rüzgarı sonuna kadar, hidrolik enerjiyi sonuna kadar ,dalga enerjisini kullan. Bizim ülkemizde 3 tane yerimiz var. Bu kadar basit ki. 3 tarafı denizlerle çevriliyiz. Enerjimizi rahatlıkla üretebiliriz ve bunun için paraya da gerek yok.  Bu tür yatırımlar, termiktir, nükleerdir devlet para yatırıyor. Yenilenebilir kaynaklarda teşviği verdiğiniz zaman devlet değil millet buna kaynak yapıyor. 

 

Demet Öztürk:  Sizin kooperatifçilik dediğiniz şey bununla mı bağlantılı?

 

 

Ahmet Akın: Evet. Enerji kooperatifi projelerini ben inceledim. Bu bizim buluşumuz değil. Enerji kooperatifçiliği Danimarka'da, ABD'de, Fransa'da, Kore'de var. Dünyanın her yerinde var. Türkiye'de yok. Kanunu var kendisi yok. Şimdi biz ne yaptık.11 tane enerji kooperatifi kurduk. Belediyelerimizin öncülüğünde kurduk.Türkiye'nin farklı yerlerinde kurduk. Nilüfer'de, Seferihisar'da kurduk. Mudanya'da kuracağız. Erdek'te, Edremit'te kuruyoruz. Birliklerde kuruyoruz. Sulama birlikleri, süt birlikleri, köy kalkınma kooperatifleri hepsinde kuruyoruz. Hepsinin öncülüğünü CHP yapıyor. Ama çıkıp da bunun reklamını da yapmıyoruz. Çünkü neden, bu bir milli bir şey olması lazım gerçek anlamda. Sadece çıkıp kürsüden hükümete diyoruz ki, kardeşim siz bunlara teşvik verin, destek verin. Bunlardan vergi almayın. Önlerini açın. Bunlara yol verin. Bir köy düşün. Komple elektriğini üretebilir kendisi. 100 kişilik bir köyde 100 kişi bir araya gelir. Parasını yatırır. Gider elektiriği üretir. Sonra hem elektriği bedavaya alır belli bir süre sonra hem para kazanır, hem de temiz bir enerji kaynağı bırakır. Dünyada bir sürü örneği var. Türkiye'de bizim enerjide dönüşüm olarak düşündüğümüz enerji kooperatifleri. Enerji kooperatifleri ile yerel kaynakların, yerel halk tarafından kullanılarak enerjinin tüketileceği yerde üretilmesini sağlayacağız. Enerji nerede üretiliyorsa orada tüketilecek. Enerji su gibidir. Hayat yani. Bunun hayat olarak görülmesi ve bundaki bütün düzenlemelerin vergiler başta olmak üzere, teşvikler, hibeler bunun üzerine düşünülmesi lazım. Enerji varsa hayat var. Eğer hayattaysanız enerji olduğu için hayattasınız. Adım attığın an enerji başlıyor. Enerji olmasa yürüyemiyorsun. Bu genel bir şey. Bu bizim olmazsa olmazımız.  Mis gibi bir istihdam alanı,müthiş. Bu kooperatifleri kurduğunuz zaman, o kooperatifte yerel halkın çalışmasını sağlıyorsunuz.  O bölgeye bir hava getiriyorsunuz, yenilik. Çevreci bir  bölge sağlıyorsunuz. En önemlisini söyleyeyim mi?1991'den bu yana beceriksiz Ak Parti hükümetlerinin enerji politikalarıyla geldiğimiz dışa bağımlılığı azaltacak. Yine özür dileyerek söyleyeyim çünkü beceriksizlik bu dışa bağımlılığı azaltmak hükümetin görevidir. Eğer biz enerjide halkı söz sahibi yaparsak,  enerji fiyatları düşer. Net bu. Nasıl düşer? Şimdi Türkiye'de enerji sektörü  bu kadar stratejik, bu kadar hayati, bu kadar ekmek, su gibi önemli olan bir sektörün %96'sı özel sektörün elinde. Hepsini verdiler. İpin ucu özel sektörde. Ondan sonra elektrik fiyatlarını düşürtemiyorlar. Şimdi bir de enerji firmalarının yaptığı yatırımları da, dağıtım  şirketleri üzerinden, halk ödeyecek. Bu adaletsizliğin kralı. Biz istiyoruz ki, enerji kooperatifleri ile halkı enerjide söz sahibi yaparak halkın da bir sözünün olmasını istiyoruz. Yani adam şunu demeli, ben elektriği kendim üreteceğim. Senin pahalı elektriğini almayacağım. Bunu diye diye, artık Türkiye'de enerjide belli  rakamlar olduğu zaman millet, elektrik fiyatları otomatikman düşecek. Kendiliğinden ve bu 5 senede yapılabilecek bir şey öyle yıllar değil.

 

Demet Öztürk: Lobiler mi önünü kesiyor?

 

 

Ahmet Akın: Lobiler ama, işine geliyor bunların. 8-9 senede bir temel attılar, Nükleerin bile. Ki her türlü teknolojisi açık. Bir de utanmadan dışa bağımlılığı azaltacak diyor. Vidasını sıkacak adam bile Rusya'dan gelecek. Yani bize Türkiye'ye, Rusya eliyle Rusya'nın sıcak denizlere ulaşma imkanı verdik. Rusya'nın idealleri içinde sıcak denizlere ulaşmak vardır. Bizim sayemizde adamları Akdeniz'e getirdik. Bize ne faydası var’sıfır!’ hiç faydası yok var diyenler varsa gelsinler konuşalım. Çevrenin korunmasını sağlayacağız. Dışa bağımlılığımız azalacak. Enerjide dönüşüme katkı sağlayacak. Neden? Şimdi kooperatifleri kurduk. Düşün ki bir kooperatif var. senin memleketinde bir kooperatif kuruldu. Böyle özlemle bakarsın. Dersin ki ne güzel kendi elektriğini kendisi üretiyor. Halk kalkınacak, para kazanacak. Bu ülke 59 milyar USD dışarıya para ödüyor. Bu  yılda 59 milyar USD'nin Türk milletinin cebinde kaldığını düşünsene Allah aşkına uçar gider, patlama olur. Onun için dönüşüm sağlanacak, para kazanacak, temizlik olacak, çevre yapacak. Bir de en önemlisi enerji piyasasının demokratikleşmesine katkı sağlayacak. Şu anda Türkiye'de enerji piyasası denetleme kurulu demokratik bir kurum değil. EPDK 2002 yılında ımı ne kuruldu. O yıldan sonra da elektirik fiyatları dağıtım şirketleri  özelleştirildi. Neden özelleştirildi biliyor musun? Özelleştirilirken 12,5 milyar USD para aldılar. Devlet aldı. Bu parayı alırken ben bu parayı iletim hatlarını iyileştirmede kullanacağım ded 1 USD harcamadı böyle olunca ne oldu dağıtım şirketleri. Ben dedi para kazanamıyorum kardeşim dedi. Zam yaptılar, vergi koydular, onu koydular, iletimdir vs. koydular. O da yetmedi. Şimdi enerji dağıtım şirketlerinin yaptığı yatırımı da sen ödeyeceksin. Günah değil mi sana? 50 tl elektrik harcayacaksın, 110 tl fatura ödeyeceksin. Yani demokratik bir kurum değil. Onun da demokratikleşmesi için katkı sağlayacağız. Biz bunu CHP'li belediyelerin öncülüğünde kurmaya başladık. Halkla beraber, halkın öncülüğünde, belediyemizin kontrolünde, hiç kimseyi ayırmadan, herkesi kucaklayacak şekilde elektriğimizi üretiyoruz ve  üreteceğiz ve başaldık da çalışmalara. Kredilerimizi de bulduk. Hiçbir şey istemiyoruz. Biz ayarladık her şeyi. Enerji kooperatiflerinin olduğu yerlerde mesela oradaki süt  birlikleri, sulama birlikleri, köy kalkınma kooperatifleri hepsi buna ortak olabiliyor. Ortak olabildikleri zaman enerji paralarını ödemiyorlar. Ordan alıyorlar enerjiyi. Bizim derdimiz şu. Bizim derdimiz bir önce insan demek, ondan sonra önce insan diyerek düşündüğün zaman penere çok kolay açılıyor. Nice insan dediğin zaman 59 milyar USD cepte kalıyor. Önce insan dediğin zaman, enerji kooperatifleri kurduğun zaman o para milletin cebinde kalıyor. Ülke zenginleşiyor. Kimseye muhtaç olmuyor. Bir günden iki günden itibaren değil ama bir olmadan da bin olmuyor. Biz buna başladık kıt kanaat imkanlarımızla. İdealimizde hedefimiz de Allah nasip ederse iktidar olsaydık, ki olacağız mücadeleyi bırakmadan, biz bunu eninde sonunda geçireceğiz. Bazı engeller var bu kooperatifçiliğin önünde.  Onunla ilgili de çalışmalarımı yapıyorum. Daha da yapacağım. Ufak tefek. Karının artırılması ve teşvik edilmesi anlamında. Enerji kooperatifçiliği ile enerji sektöründeki halk katılımını sağlayacağız.

 

 

Demet Öztürk: Madenler, Aramalar, Bölgeler? Bahsedelim.

 

 

Ahmet Akın: Milleti nasıl kandırıyorlar anlatayım. Çalıştay yaptık orada. Yerli, milli diye kandırıyorlar milleti. Sayın Cumhurbaşkanı kendine saray yaptırıyor. Sarayında 1 metrekare yerli mermer yok. Marmara Adası var bizim Balıkesir'imizde. Hepsi isyan. Satamıyoruz mermerleri diyorlar. Yani sordum cevap yok. Çünkü ben öğrendim mermer yerli kullanılmamış sarayda, hepsi ithal. Madem öyle bizim mermerimizi kullan bari. Yani o bile hikaye. Şimdi doğalgazda bağımlılığımız var tabiki. Jeotermalin de baştan aşağı yenilenmesi lazım. Jeotermalinde kesinlikle önünün açılması lazım. En önemli enerji kaynağımız var, boş duruyor. Enerji verimliliği. Enerji verimliliği, Türkiye'de %30 normal mesela dışarda bir ülke bu hesap makinesini 1 tl'lik üretmek için 1 tl'lik enerji harcıyorsa, bizim sanayicimiz %35 daha fazla enerji harcıyor. Maliyeti artıyor. Enerji verimliliği var bu konuda. Kaçağımız bu. Bakanlığın kendi binasında enerji verimliliği yok. Onun için daha Bakanlık kendi enerjisinin verimliliğini düşüremedikten sonra yani verimli enerji kullanamadıktan sonra, bize hiç anlamlı gelmiyor . Yani daha kendi enerjisini kendi yapamadıktan sonra. Daha Enerji Bakanlığı kendi binasının kendi elektriğini dışardaki bir sistemle üretemedikten sonra bu ülkede yenilenebilir enerji kaynaklarını savunuyorum demesin. Biz CHP olarak enerji ihtiyacımızın şu anda büyük bir kısmını kendimiz CHP'nin binasında üretmek için ihalemizi yapıyoruz yakında. Bütün çalışmaları yaptık. Biz elektriğimizi kendimiz üreteceğiz. Laftan konuşmuyoruz. Enerji verimliliği çok büyük bir kaynak. Onun değerlendirilmesi lazım. Enerjinin gerçekten milli olması lazım. Palavradan değil gerçekten milli olması lazım. Yerli olması lazım ki önümüz açılsın milletin. Enerji fiyatlarımız ucuz diyerek de kimseyi kandırmasınlar. Dolar ve TL bazında masaya koysunlar. Bizi de çağırsınlar anlatalım  pahalı mıyız, ucuz muyuz. Bir de diyorlar ki enerji fiyatları dünyada en ucuz bizde yani hikaye. Türk parası üzerinden hesaplıyor USD var bu ülkede yani sen USD ile alışveriş yapıyorsun hepsi hikaye.

 

Demet Öztürk: Daha önce yenilenebilir enerji işini yapan bilirkişiler ile konuştuğumuzda, yenilenebilir enerjinin çok da maliyetli bir iş olmadığını, hatta önümüzdeki süreçte yapılsa kar getireceğini konuşmuştuk. Sizce de öyle mi? Yani Çok da maliyetli iş değil yenilenebilir enerji çok fazla kar getirecek, Türkiye’ninde bu konuda çok avantajlı olduğunu söylemişlerdi. Siz ne düşünüyorsunuz?

 

 

Ahmet Akın: Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak yüksek fiyatlar değil ama devlet kendi açısından şunu düşünüyor’rant imkanı yok’ çünkü rüzgarı koyuyorsun,rüzgar orada. Direği dikiyorsun hiçbir şey yok başka. Termik santral gibi bir anlamı yok. Devletin buradaki farklı kafasındaki olan insanları ve bazı kafalar ve lobicilerin faaliyetleri sayesinde yenilenebilir enerji kaynakları büyümüyor.Mesela rüzgar enerjisinde, bunu istediğiniz kişiyle konuşun, rüzgar enerjisinde, yatırım yapanların en büyük sıkıntılarından bir tanesi potansiyel artışlarının yani ek kapasite, kapasite arttırımlarına izin vermiyorlar. Diyor ki sanayici veya üretici ben kapasite artırmak istiyorum diyor, izin vermiyorlar. Elli tane bahane. Yok trafom yeterli değil, yap kardeşim trafonu o zaman. Trafo yatırımı nedir ki. Mesela 10 megavat rüzgar üretiyor. Diyor ki, benim 10 megavat daha potansiyelim var.  İzin istiyorum diyor. İzin vermiyorlar. Yani istemiyorlar. Engelliyorlar. Bazı lobiler, özellikle doğal gaz lobisi Türkiye'de birinci öncelik doğalgaz lobisi, buna çok büyük engel teşkil ediyor. Hükümet de bunun oyununa geliyor.

 

 

Demet Öztürk:Siz neler yapacaksınız?Neler Yapmak istiyorsunuz?

 

 

Ahmet Akın:Biz neler yapacağız,  Biz kesinlikle ulusal kaynaklara öncelik vereceğiz. Ulusal kaynaklarımız bizim önceliğimiz olacak. Ulusal derken, az önce de söyledim güzel Allah'ın bize lütfettiği kaynaklara yöneleceğiz. Yenilenebilir kaynaklara bu kadar basit. Güneşimize, suyumuza, jeotermale, rüzgara, biyo kütleye bunlara yöneleceğiz. Enerji sektöründe stratejik planlamalar yapacağız. Gerçek anlamda milli ve yerli olarak yapmak zorundayız. Sektörde ulusal çıkar ve kamu yararını egemen kılacağız. Başka hiçbir  şey düşünmeden. Ondan sonra milli enerji kurulu oluşturacağız. MEK kısa adıyla. Biz kendi partimizde bunu oluşturduk. Çalışıyoruz iktidarmış gibi. Zaten iktidar yerine kendimizi koyamazsak, iktidarın alternatifi asla olamayız. Onun için biz iddia ediyoruz, şu anda CHP olarak enerji politikalarında her şeyimiz hazır. Yani biz eğer bugün iktidara gelseydik, milli enerji politikalarımızla çok rahat ve hızlı bir şekilde yenilenebilirin önünü açacaktık ve milletin de parasını cebinde bırakacaktık. Ondan sonra ülkemizin enerji köprüsü olma özelliğini değerlendireceğiz. Bu çok önemli. Türkiye bir  enerji köprüsü. Ama değerlendiren yok. Kamu elektrik sektörü yeniden yapılandırılacak. Ondan sonra Devlet Su İşleri, çok önemli, müthiş, güçlü ve aktif yapıya kavuşturulacak. Bu çok önemli. DSİ'yi baştan aşağı yapılandırmamız gerekiyor. Bir de Nükleer Enerjiyi Düzenleme Kurulu'nu kurmakla mükelleftik. Biz bunları söz verdik, yapacaktık.

 

Demet Öztürk: Peki  hükümetin enerji ile ilgili yaptığı en iyi şey sizce nedir?

 

Ahmet Akın: Hükümetin yaptığı en iyi şey YEKA idi aslında. Benim çok hoşuma gitti. 1000 megavat birden rüzgar falan.Bu güzel, umutlandıran bir adımdı. Ben teşekkür ettim. Çıktım kürsüden teşekkür ettim bunun için. Ama hayal kırıklığına uğradık. Bu sefer bana yerelde uğraşanlar dediler ki, arkadaş biz hiç bu ihaleye giremiyoruz. Neden giremiyorsunuz kardeşim dedim. Şart koymuşlar. 3000 megavat yapması gerekiyor. Adam daha yeni işe başlamış, daha yeni yeni bir şeyler yapmaya çalışıyor. Onlar giremedi. Ondan sonra güneşle ilgili olan YEKA da güzel bir şey. Yani yenilenebilir enerjiye yaptıkları yatırım bizim için her zaman iyidir. Bana göre güneşe ve rüzgara yapmak istedikleri, düşünmeleri bile iyi bir şey. Ben kendime adıma YEKA'da demeyeyim bu büyük çaptaki enerji projelerini doğru buluyorum ama tek bir alanda değil. Şunu yapmaları lazımdı. Enerji projelerini biz 2000 megavat yapacağız ama Türkiye'ye böleceğiz, alanlara. Bir alana 1000 megavat birden yapamazsın, çünkü Türkiye'de öyle bir potansiyel yok. Bakın göreceksiniz o işin sonunda da yarım yamalak bir şey çıkacak. Yapılamayacak. Göreceksiniz. Yapılsın diye ben istiyorum. Onu da söyleyeyim ve bu yaptığı da iyi bir şeydi. Olması için biz de destek vermiştik.

 

 

Demet Öztürk: Bu projelerinizde, bu kadar bilgilisiniz sonuçta, hükümetin bunları gündeme alıp sizin izlediğiniz yoldan gittiği oldu mu?

 

Ahmet Akın: Benim konuşmalarımı dinleyin. Her seferinde diyorum ki, sizden rica ediyorum. Bizleri çağırın. Bir araya gelelim. Bir ortak kurul oluşturalım. Sizlerle beraber projelerimizi geliştirelim. Millete hizmet  edelim diyorum ‘tık’ yok. Çünkü en iyi onlar biliyor. Başka şirketler var biliyorsunuz. Her  şey 3-4 şirketin içinde. Onun için kendileri bizi bu konuda dikkate almıyorlar.  Ama sıkıntı değil. Size madenle ilgili de bir şey söyleyeyim. Bu Türkiye'nin bir ayıbıdır.  Türkiye'de taş kömürü Zonguldak bölgesinde çıkıyor ve çok büyük bir kapasite var orada. Biz yılda yaklaşık 38 milyon ton taş kömür tüketiyoruz. Ve bunun 35 milyon tonunu ortalama 4-5 milyar USD ödeyerek ithal ediyoruz öncelikle bunu bir bilin. Rakamlara bakın,rakamlar müthiş bir şey. Şimdi bir de öteki tarafa gelelim. 1,5 milyar ton taş kömürü rezervine sahip bir yerimiz var. Neresi? Zonguldak  Kömür havzası orta ve uzun vadede kamu eliyle 5 milyon ton özel sektörde, 5 milyon ton yılda devletin eliyle kamu eliyle, 10 milyon ton taş kömürü elde etmek mümkün burada. Biz ne yapıyoruz? Komple ithal ediyoruz. Taş kömürünün memleketinde santraller var. İnanamayacağınız bir şey söyleyeyim taş kömürünü ithal ediyor. Yani ithal kömür kullanıyor. Kendi kömürünü çıkarmıyor. Ucuz geliyor. Ordan çıkartıyor. Teşvik de var. Fiyat da var. Sonra da devlet çıkıyor biz yerli kömürü savunuyoruz diyor. Kömürü çıkartmıyor biz  yerli kömürü destekliyoruz diyor  ithal kömür getittiriyor. Kömürün havzasında 1,5 milyar ton kömür olan yerden kömürü çıkarttırmıyor, ithal getirttiriyor. Ondan sonra çıkıp biz yerli kömürü  destekliyoruz diyor. Yalan. Komple yalan. Şimdi be bunun yalanını  ispatladım. Onu da söyleyeceğim. Kuruluş kapasitesi yıllık 5 milyon ton olan ve 2017 yılında 823 bin ton üretim yapan Türkiye Taş Kömürü Kurumunun kısa vadede, yılda 3 milyon ton civarında üretim yapabileceğini biz ortaya koyduk. Hazır bu her şeyiyle ortaya koyarken bir tek biz  değil bir sürü imza var. Genel Maden İş Türkiye Maden Mühendisleri Odası, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası hepsinin imzaları var. Hocalar, tetkik yaptırdık, araştırma yaptırdık. Şu anda Zonguldak da işsizlik diz boyu. Kömür çıkartacağı diyor, 10 bin kişiye işe alacağız diyor Başbakan. Sonradan vazgeçtik, biz kimseyi işe almayacağız diyor. Çünkü gerek yok, ithal kömür geliyor.  Yani hangisini anlatayım. Bor. Borumuz var. Borun tonunu 400'e satıyoruz onlar tonunu 40 milyona satıyor. Bunu nasıl satıyor?Alıyor, işliyor şimdi en son sayın Bakana gitmeden önce dedim ki, sayın Bakan siz çok başarılı bir Bakanlık yaptığınızı zannedip, ülkeyi 52 milyar USD borçla bırakıyorsunuz. Şu anda devlete güvenip enerjiye yatırım yapan sektörün borcu 52 milyar USD. Kısa vadede ödenmesi gereken 5 milyar USD. Hemen ödenmesi gerekiyor. Bütün hepsi iflas veriyor şirketlerin. Yani enerji sektörünü batıran bir bakanı aldılar, Maliye ve Hazinenin başına getirdiler. Ondan sonra da bana kimse bu ülkede liyakat var, bu ülkede o var bu var demesin.

 

Demet Öztürk: Dışardan para gelecek diyorlar?

 

Ahmet Akın: Göreceğiz. TC holding A.Ş.'ye dışardan para gelecek. Onun için baştan aşağıya gerçek anlamda milli, yerli enerji politikalarına ihtiyacı var. yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesi lazım.  Türkiye'nin suyunun, güneşinin, rüzgarının sonuna kadar değerlendirilmesi lazım. Hiç bize anlatmasınlar. Değerlendiriyoruz diyorlar. değerlendirdikleri yok. Verdikleri izinlere baksınlar. İthal kömüre verilen izinler normal yenilenebilir enerji santrallerine verilen izinlerin iki misli ayıp yahu böyle şey olur mu? Yani onun için eğer bunu gerçek anlamda istiyorsa, eğer bir bilgiye de ihtiyacı varsa bize gelsin danışsınlar. Eğer çare arıyorlarsa, biz onlarla burda oturur beraber çözeriz. Asla da ukalalık yapmayız.

 

Demet Öztürk: Yerel seçim sonrası ekonomi ne olur?

 

Ahmet Akın: Şu anda yerel seçimi öne almak gibi bir projeleri vardı bana göre. Çünkü ekonomi artık bir dar boğazın içinde. Her yerden fellik fellik para arıyorlar. Bir ülkeye para nasıl gelir? Bir ülkeye para  istikrar veya güven varsa gelir. Ama bir ülkenin bütün her şeyi,  kurumları, yetkileri bir kişinin ağzındaysa, bir kişinin kararıyla alınıyorsa para gelmez. Çünkü o ülkede kendini huzurlu hissetmez. Tabi ki biz yurtdışında, bizim ülkemize gelin, buyurun diyoruz, herkesi davet ediyoruz, yatırım yapın diyoruz. Neden? Çünkü biz CHP olarak bu ülkenin gelişiminden yanayız. Ülkenin çok iyi noktaya gitmesi için mücadele ediyoruz. Uyarılarımız da o yüzden zaten. Onun için bu ülkedeki dar boğazın aşılması isteniyorsa, ülkenin dünyaya güven vermesi lazım. Bu güven, bir oğlunu bu ülkenin hazinesinin başına getirilerek yapılamaz. Arkadaşlarını, yakınlarını atayarak yapılamaz. Bir  ülkede liyakat olursa yapılır. Hak, hukuk, adalet olursa yapılır. Bu ülkenin gerçek insanları, yazarları, gazetecileri, muhalif sesleri rahatlıkla konuşabiliyorsa, bu ülkede ekonomide canlanır, para da gelir, yatırım da yapılır. Onun için önce bunun çözülmesi lazım. Yerel seçimleri de öne almalarının nedeni ülkenin mevcut durumu.  Ama yerel seçimlerdeki dengelerle, genel seçimlerdeki dengeler birbirinden tamamen birbirinden aykırıdır. Orada daha farklı dengeler olur, olacaktır. Biz de onun için elimizden geldiğince başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye'de büyük şehirleri kazanmak için çalışmalara başladık bile. Hiç bizim içimizdeki durumdan dolayı insanlar heveslenmesin. Biz kendi içimizde, aile içinde demokrasi mücadelesi veriyoruz. Bu demokrasi mücadelesini verirken bir taraftan da yerel seçimlere çalışmak için de mücadele veriyoruz, koşturuyoruz. 

 

 






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
    SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
    İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
     İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  • Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
    Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  • İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
    İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  • Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
    Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
  1. SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  2. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  3. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  4. Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  5. İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  6. Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
VİDEO GALERİ
YUKARI gebze evden eve nakliyat