Bugun...



Doğalgaz ve petrol jeopolitikaları: Fırtınadan kaçış yok
Tarih: 02-07-2018 09:09:12 Güncelleme: 02-07-2018 09:27:12 + -


Kararsızlık bu oyunun kuralı gibi görünüyor. Buna ek olarak Societe Generale şirketi ABD’nin yaptırımlarının sonucu olarak İran’dan gelen günlük 500.000 varile yakın petrol hammaddesinin de küresel piyasadan çekileceğini öngörüyor

facebook-paylas
Tarih: 02-07-2018 09:09

Doğalgaz ve petrol jeopolitikaları: Fırtınadan kaçış yok

PEPE ESCOBAR

ABD’nin enerji bağımsızlık politikaları ve İran ve Rusya üzerine giderek artan yaptırımları; Orta Asya ülkelerine sert bir darbe vurabilir, aynı zamanda bu politikalar küresel petrol üretimini ve Batı ülkeleri üzerinde ciddi etkiler oluşturabilir.

 

Rusya ve Suudi Arabistan, Venezuela’ nın petrol üretiminde etkisinin arttırması ve Kasım’da ABD’nin İran’a uygulayacağı yaptırımlardan sonra oluşacak üretim düşüşüne karşı, OPEC ve OPEC’ e dâhil olmayan ülkelerin petrol üretimini günlük 1 milyon varil arttırıp arttırmama üzerine derin tartışmalar içindeler. Asıl sorun, bu üretim artışı bile yeterli olmayabilir, Credit Suisse bankasının raporuna göre günde sadece 500.000 varil petrol, küresel piyasaya sürülebilir.

 

Petrol fiyatları varil başı 80 dolara kadar tırmanmış durumda—bu durum 2014’den beri duyulmamış bir şey. Üretimde hızlı bir artış bu eğilimin önüne geçebilir. Aynı zamanda, ana tedarikçi firmalar petrolün varil fiyatlarını 70-80 dolar bandında tutmayı tercih ediyorlar. Ancak, ABD’nin yaptırımlarının sonucu petrol varilinin fiyatı yılsonuna kadar 100 doları bulabilir.

 

 

Basra Körfezi tüccarları Asia Times’a “eğer Körfez Ülkeleri’ OPEC’ de alışılmış rollerini yerine getirselerdi ve üretimde yüzde 10-15 hatta 20 kesintiye gitselerdi”, güncel petrol fiyatlarının çok daha yüksek olacağını bildirdiler. Abu Dabi’deki bir tüccara göre “ Var olan OPEC kesintileri günlük sadece 1,8 milyon varili hedef alıyor, bu durum gülünç ve ABD’nin hala fiyatları düşük tutmak için baskı yaptığını gösteriyor.”

 

 

Suudi Arabistan ve Rusya arasında yapılacak bir anlaşma kesinlikle bu durumu tersine çevirebilir. Ve sonrasında OPEC’in erzakının tüketilmesi sorunu ortaya çıkıyor. Tüccarlar arasındaki uzlaşmaya göre üretim oranın yüzde 8’i, yani her yıl yaklaşık 8 milyon varil petrolün tüketilmiş olması gerekiyor. Bu üretimin çoğunluğu 2014 öncesi sondajlamaları sonucu oluşmuştu, ancak gelecek dört yılda bu üretim hızı sondajlama faaliyetlerinde yüzde 50 düşüşten dolayı giderek azalacaktır.

 

 

Yani, kararsızlık bu oyunun kuralı gibi görünüyor. Buna ek olarak, Societe Generale şirketi ABD’nin yaptırımlarının sonucu olarak İran’dan gelen günlük 500.000 varile yakın petrol hammaddesinin de küresel piyasadan çekileceğini öngörüyor.

 

 

Bu durum bizi öngörülebilir geleceğin asıl büyük hikâyesine yönlendiriyor, Asia Times’ın Basra Körfezi tüccarlarından ve Avrupa Birliği’ndeki diplomatlardan gelen çapraz-referanslı analizlerine göre; teknik sorunların ötesinde, asıl önemli nokta petrol ve enerji piyasalarının nasıl jeopolitik baskının tutsağı olduğudur.

 

 

ABD nispeten daha rahat bir pozisyonda bulunuyor. ABD’nin petrol üretimi kendi petrol ihtiyacına yetebilecek olan günde 10,7 milyon varil düzeyine ulaştı. Ve Birleşik Devletler Enerji Bilgi Yönetim İdaresi’ne göre gelecek ay şist petrol üretimi rekor seviyede, günde 7,18 milyon varile ulaşması bekleniyor.

 

 

ABD günde sadece 3,7 milyon varil petrol ithal ediyor—bu ithalatın üç milyonu Kanada’dan geliyor. Basra Körfezi’ndeki tüccarları tarafından doğrulanan bilgilere göre, ABD “ağır petrol ithal edip, hafif petrol ihraç ediyor ve üç yıl içerisinde, ABD petrol konusunda tamamen bağımsız hareket edebilecek.”

 

 

Yaptırımlar veya batırmalar

 

Bir kez daha, sorunun odağında petro-dolar var. Trump yönetiminin İran nükleer anlaşmasından tek yanlı çekilişinden sonra, Brüksel’deki Avrupa Birliği diplomatları, kayıt-dışı ve şaşkınlık içerisinde avro bölgesini dolar hegemonyasından ayrı bir şekilde yapılandıramadıklarını söyleyerek pot kırdıklarını kabul ediyorlar. Bugün, AB bu iradesizliğini ancak yasa dışı yollarla İran’dan yapacağı ticaret ile dengeleyebilecek bir konumda.

 

Avrupa Birliği – en azından söylemlerinde—İran’dan petrol alım işleminin artık avro ile yapılmasını istiyor. Buna ek olarak, Trump yönetiminin Merkel’e sunduğu ultimatom: Rusya’ nın Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattını terk etmezsen, demir ve alimmünyum satışı üzerine fazladan gümrük vergisi koyma tehdidi, ABD ve AB arasındaki ilişkinin derecesini ölçüyor.

 

Deutsche Bank Research’ün raporu Kuzey Akım 2’nin avantajlarını belirtme erdeminde bulunmuş. Rapor, Rusya’nın Ukrayna üzerinden yaptığı doğal gaz akışı anlaşmasının 2019’da bitmesi üzerine yenileneceğini göstererek önemli bir noktaya dokunma cesaretini göstermiş. Bu rapor Kuzey Akım 2’nin kabullenilmesini teşvik edebilir. Ama bu rapor hikâyenin bütününü anlatmıyor.

 

 

AB diplomatları “ABD’nin SWIFT ve CHIPS ödeme metotlarını bloke ederek, İran’ın dışarı ile bağını koparmasından ve İran’a muhtemel yaptırımlar uygulamasından” korkuyorlar. Bu sırada, Basra Körfezi’ndeki tüccarlar arasında er ya da geç İran’a yapılabilecek bir ABD saldırısı sonuçlarının göz önüne alınması gerekliliği bir sır değil. “İran olağan bir saldırıda Batı ülkelerinin ekonomilerini Ortadoğu’daki petrol üretiminin yüzde 20’sini durdurarak çok büyük bir zarara uğratabilir. Rusya da benzer bir güce sahip. Rusya ekonomik olarak kendisine yetebilen bir ülke. Batı’ya karşı askeri değil ancak ekonomik bir savaşı kazanabilir.”

 

ABD herkesçe bilinen “reddedilemez teklifini” AB’ye genişletilmiş bir şekilde yapmış gözüküyor; eğer Rusya AB’nin doğal gaz vermeyi talihsiz bir şekilde keserse, ABD, AB’ye sıvılaştırılmış doğal gaz vereceğini garantiliyor. Öncelikle, Gazprom’un inanılmaz derecelerde kazanç sağladığı Avrupa marketini terk etmek gibi bir niyeti yok. Dahası, sözde Amerikan sıvı doğal gaz kapasitesi şu an için ABD’ de bulunmuyor. Tüccarlar, Avrupa için ABD’nin bu atılımının, Rus petrolünün veya doğal gazının yerini alamayacağını söylüyorlar. Aynı zamanda Rusya’nın Avrupa’ya petrol ihracatı yüzde 40’a düşmüşken, Çin’e yaptığı ithalat yüzde 30 artmış durumda.

 

 

Gerçeklerden habersiz bir şekilde Beyaz Saray, Amerika’nın Düşmanlarına Yönelik Yaptırım Yasası (CAATSA) ile birlikte Rusya’nın savunma ve enerji sektörlerini, Moskova ile iş ortaklığı yapan ülkelere uygulayacakları ikinci bir yaptırımla vurmaya hazırlanıyor. Hem İran’ a hem de Rusya’ya uygulanacak bu yaptırım sadece Avrupa’da değil, aynı zamanda Orta Asya’da da uçsuz bucaksız etkileri beraberinde getiriyor.

 

Kazakistan’da sorun

 

Kazakistan’daki en büyük 3 enerji projesini göz önüne alalım: Tengiz, Kashagan ve Karachaganak. Kazakistan’ın ham petrol ihracatının büyük bir bölümü 1500km uzunluğundaki Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’ndan geçiyor. (Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nun yüzde 24’ü Rusya’ya yüzde 15’i Chevron’a ve yüzde7,5’i Exxon Mobile’ e ait.)

 

 

Hem Tengiz hem de Kashagan projelerinin genişleyip Rusya’nın Karadeniz kıyısından günde yaklaşık 950,000 varil petrol pompalaması, Rusya’nın transit yoluna bağlı. Karachaganak’ın günlük 250,000 kondansat varili Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’na gönderiliyor ve 18 milyar metreküp doğal gazın çoğunluğu Rusya’ya gönderilip Gazprom şirketi tarafından pazarlanıyor.

 

 

Chevron ve Exxon Mobile’ın Tengiz’de, aynı zamanda Exxon’un Kashagan’da ve Chevron’un Karchaganak’da hisseleri bulunuyor. Rus petrol ve doğal gaz yöneticileri ABD’nin yaptırımlar ağına yakalanmış bulunuyor. Rus Transneft şirketi 2014’den beri bu yaptırımların altında eziliyor. Şimdi Washington’un Chevron ve Exxon Mobile’in Rusya ile iş yapmaya devam etmemesine karar verdiğini hayal edin.

Bu durumu Rusya’dan gelecek tepkiyle birleştirin. Yakın zamanda Rusya’da çıkan bir yasa ABD’ni yaptırımlarına Rus şirketlerinin uymasını suç sayıyor ve Rusya eğer şirketler bu yaptırımlara uymaya devam ederse, Amerikan şirketlerini Rus altyapı sektöründen çıkarmakla tehdit ediyor. Basra Körfezi’ndeki tüccarlara göre “eğer Rusya sonunda petrol ve doğal gaz üretimini sadece Çin’e yöneltirse ve AB, Basra Körfezi’ndeki üreticilerin istikrarsızlığından dolayı sadece Orta Doğu’dan petrol ihraç ederse, Avrupa kendini ekonomik bir çöküş içinde bulabilir.”

 

Nükleer seçeneği

 

 

Bu durum bizi Brüksel’deki uzmanlar tarafından hiçbir zaman kayıta geçmediği kabul edilen bir jeopolitik oyunun ortasına atıyor; AB, bağımsız bir şekilde enerji üretebilen ABD ile olan stratejik ittifakını yeniden değerlendirmeli. Çünkü AB bütün enerji kaynaklarının geleceğini Halford Mackinder’ın Rusya ve Çin’i ayırmaya yönelik olan jeopolitik analizi ile riske atıyor. Bu geç dönem Mackinder’ın halefi Zbigniew Brzezinski’ye direkt bir referans. Brzezinski hep Çin’i Rusya’ya düşman etme hayalleri kurmuştu.

 

 

Brüksel’de, ABD’nin İran, Rusya ve Çin üzerine uyguladığı baskının nedeni olarak, Asya bloğunun Bir Kuşak Bir Yol(BRI), Avrasya Ekonomik Birliği(EAEU), Şanghay İşbirliği Örgütü(SCO) ve Asya Altyapı Yatırım Bankası(AIIB) ile birlikte süper-ticaret bloğuna dönüşebilme ihtimalinden korkması ve Avrasya topraklarının Washington’un etkisi altından çıktığına dair bir kabul var.

 

 

Bu analiz 21. Yüzyıl Avrasya ülkelerinin nasıl birleştiğine dair önemli bir bilgi veriyor. Çinlilerin düşüncesine göre, hem avronun hem de yuanın petro-doları geçmesi, doların dengesiz salınımından ABD’li finans kurumlarının kazancını ve bu salınımdan dolayı gelişen pazarların kötü etkilenmesine son verecek.

 

 

İşte bu yüzden Şanghay’ın petrolün geleceği üzerine yaptığı denemeler ezber bozan bir yapıda ve daha şimdiden Çin’in devlet tahvil piyasasını derinleştiriyor. Basra Körfezi tüccarları Asyalı tüccarların petro-yuan’ın altınla amorti edilme ihtimaliyle nasıl kazanç sağladıklarına büyük bir ilgi gösteriyor. İran’ın petrolünün Şanghay’da satılması da bu işlemi geliştirecektir. Aynı zamanda Basra Körfezi tüccarları arasında, ABD-Suudi-İsrail arasında başlayacak talihsiz bir savaş senaryosunda, Pentagon’un savaş hamlesinin “Hürmüz Boğazı’nın önünü kesmek değil, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ndeki petrol kıyılarının yok edilmesi” olacağı bir sır değil.

 

 

Dünya petrol arzının yüzde 20’sinin kaybolmasının potansiyel sonuçları bir felaket olur ve sonucunda bütün Batı finansal üstyapısının içe doğru çöküşü gerçekleşir.

Bu durumun nükleer finansal kitle imha silahının zincirleme reaksiyonu olduğu söylenebilir. Kıyaslandığında, 2008 finansal krizi bu durumun yanında ekoloji dostu bir parkta gezintiye çıkmak gibi görünüyor.

http://www.atimes.com/article/oil-and-gas-geopolitics-no-shelter-from-the-storm/ 

Çeviren :Umut Barış Öztürk




Kaynak: www.birgun.net

Editör: Umut Barış Öztürk



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
    SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
    İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
     İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  • Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
    Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  • İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
    İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  • Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
    Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
  1. SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  2. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  3. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  4. Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  5. İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  6. Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
VİDEO GALERİ
YUKARI gebze evden eve nakliyat