Bugun...



JEOTERMAL ENERJİ POLİTİKASI; RİSKLER VE BELİRSİZLİKLER
Tarih: 21-02-2017 10:22:02 Güncelleme: 21-02-2017 10:31:02 + -


JEOTERMAL ENERJİ POLİTİKASI, RİSKLER VE BELİRSİZLER VE JEOTERMAL SİGORTA

facebook-paylas
Tarih: 21-02-2017 10:22

JEOTERMAL ENERJİ POLİTİKASI; RİSKLER VE BELİRSİZLİKLER

Jeotermal enerji araştırma ve geliştirme çalışmaları yüksek risk yatırımlarıdır. Jeotermal geliştirmede kaynaktaki belirsizlikleri aydınlatmak için maliyetleri çok yüksek olan araştırma sondajları yapmadan yatırıma başlamak oldukça risklidir. Tüm elektrik üretim santrallerinde mevcut riskler jeotermal santraller için de geçerlidir buna ilave olarak jeotermal santraller için özel bazı riskler de mevcuttur. Jeotermal aramalarda risk, özellikle ön araştırma ve araştırma safhasında çok yüksektir, fakat bu çalışmaların maliyetleri yüksek olmadığından tahammül edilebilir sınırlar içinde kalmaktadır. Araştırma sondajlarının açılması safhasına gelindiğinde ise belirsizliklerin çoğalması sonucu maliyetler yükselmekte ve bu esnada risk yüksek düzeyde halen devam etmektedir. Araştırma sondajlarının açılmasındaki bu yüksek maliyet ve büyük risk dünyanın her yerinde jeotermal yatırımların önünde her zaman bir engel oluşturmaktadır. Bazı ülkeler yasalarında, riskin azaltılması/paylaşılması için fonlar oluşturmuş ve projelerin bu tehlikeli safhaları aşılmaya çalışılmıştır. Oluşturulan bu fonlar özel sektör yatırımlarının öngörülen sürede geri dönüşünü sağlamaya yöneliktir.

 

Sondajlara başlamadan önce, arama/araştırma çalışmalarının kalitesi yatırımcı açısından, yatırımının öngörülen sürede geri dönüşü için kritik bir faktördür. Jeoloji ve jeofizik yöntemlerin yeterince uygulanmasıyla kaynak sıcaklığı, rezervuar derinliği, üretim miktarı ve sürdürülebilirlik ile ilgili riskler minimize edilebilmektedir.

 

Jeotermal enerji aramalarında jeoloji kaynaklı başlıca iki grup risk vardır;

-          Yeterince kaynak bulamamak-                      kısa süreli risk

-          Kaynağın zaman içinde azalması-                 uzun süreli risk

 

Jeoloji kaynaklı bu risklerin telafisi için günümüzde Fransa, Almanya, Izlanda, Hollanda ve İsviçre’de oluşturulmuş bazı fon’lar mevcuttur. Bu fonlar vasıtasıyla jeoloji kaynaklı bu risklerin aşılmasında yatırımcı teşvik edilmektedir. Ülkemizde böyle bir fon mevcut değildir.

 

Sondaj risklerine gelince, araştırma sondajlarının başlıca hedefi kaynağın projeye uygunluğunun onanmasıdır. Bu nedenle araştırmanın başlangıç safhalarında bile sondajlı arama yöntemleri uygulanmaktadırlar. Bu sondajlar ile rezervuar karakteristikleri, akışkan özellikleri ve rezervuar geometrisi, dolayısıyla sahanın potansiyeli ortaya konulur. Jeotermal rezerv için önemli bilgilerin toplandığı bu yöntemin yeter sayıda sondajdan alınması gerekir. Ülkemizde bir çok sahada olduğu gibi tek bir sondajdan elde edilen sonuçlar ile projelendirmeler, gelecekte önemli olumsuz sonuçlara neden olabilir.

 

Sondaj aktiviteleri önemli riskler içerir. Söz konusu riskler sondaj kondisyonunun bir fonksiyonudur, lojistikte (lokasyon hazırlama, yol açılması, makinenin taşınma ve yerleştirilmesi, donanım ve servislerin zamanında temini vb) sırasında bir çok risk söz konusudur ayrıca teknik konulara (makine ve pompaların kapasitesi, formasyon özellikleri, litoloji, kuyu stabilitesi, sondaj esnasında yaşanabilecek basınç değişimleri, yıkıntılar vb) bağlı çok çeşitli riskler de söz konusudur. Bu risklerin hemen tümü ülkemizde açılan kuyularda ortaya çıkmakta ve yatırımcıyı finansal açıdan zora soktuğu gibi projenin gecikmesine de neden olmaktadır.

 

Kaynağın sürekliliği açısından incelendiğinde, jeotermal santral projeleri uzun süreli altyapı yatırımlarıdır ve tipik olarak 30 yıl tasarım ömrüne sahiptirler. Bu durumda kaynağın da bu uzun süre için sürdürülebilir özellikte olması gerekir. Kaynak sürekliliğinde olabilecek riskler;

 

·         Üretim miktarında öngörülenden fazla düşüş,

·         Rezervuarda zamansız soğuma (enjekte akışkandan kaynaklanabilir, yeraltısuyu karışımlarından olabilir)

·         Ters kimyasal etki (kondanse olmayan gaz miktarında artış, rezervuar fizikokimyasal koşullarında değişimler, kabuklaşma vb)

 

Ülkemizde hemen tüm sahalarda bu rikler yaşanmaktadır. Kuyu üretiminde düşüş yaşandığında açılacak telafi kuyuları ek maliyetler gerektirecektir.

 

Jeotermal market ülkemizde henüz oldukça büyük ve öngörülemeyen riskler içermekte ve tam olarak Özel Sektör Yatırımcısını cesaretlendirecek düzeyde geliştirilememiştir. Şu anda olduğu gibi sadece devletin karlı çıktığı bir politika jeotermal enerjinin ülkemizde gelişimini sağlayamaz. Jeotermal politikamızın temelinde bazı değişikliklerin yapılması gereklidir;

 

1.      Öncelikle Avrupa Topluluğunda olduğu gibi elektrik üretimi ile ilgili teşviklerin devam etmesi gereklidir. Yenilenebilir kaynak olması nedeniyle devletin satın alma garantisi var ve 13.2 cent$/kWh ödeme yapmakta.

 

2.      Sahaların hemen tümünde yer altı jeolojisinin tam olarak ortaya konulabilmesine olanak sağlayacak sayıda araştırma sondajları mevcut değildir. Ayrıca birçok sahada jeofizik yöntemler de ayrıntılı ve tam olarak uygulanmamış/sondajlarla denetlenmemiştir. Bu eksikliklerin giderilmesi oldukça yüksek maliyet getirmekte, Özel Sektör yatırımcılarının boyutunu zorlamakta ve araştırma/arama sonuçlarındaki belirsizlik ve riskler yatırımcının ilgisinin gittikçe azalmasını sonuçlandırmaktadır. Görevi ülkemizin yer altı kaynaklarını arama, ekonomiye katma olan MTA Genel Müdürlüğünün jeotermal ihalelerden para kazanma hedefi yerine bilgi birikimini ve bütçeden aldığı kaynakları bu eksiklikleri gidermeye yönlendirmelidir.

 

Ülkemizde yürürlükte olan yasa ortaya çıkan sorunların çözümünde yetersiz kalmaktadır. MİGEM, İl Özel İdareleri ve kısmen MTA Genel Müdürlüğü yasanın uygulanmasında gerekli kurumsal yapıyı oluşturamamıştır. İl Özel İdarelerinin rezervuar sınırlarını dikkate almadan sahaları ruhsatlandırmaları ve ihale etmeleri, MTA Genel Müdürlüğünün aynı şekilde rezervuarı dikkate almadan sahalarda açtığı tek kuyu ile sahaları ihale etmesi kısa sürede ülkede bir karmaşa oluşturmuş ve çözülmesi mümkün olmayan sorunları ortaya çıkartmıştır. Devlet yarattığı bu karmaşayı çözmek için yine aynı kurumları uzman olarak işaret etmektedir. Ayrıca yasada arama ruhsatları için öngörülen süre oldukça kısadır, İl Özel İdareleri faaliyetleri denetleyebilecek durumda değildir, Özel Sektör bu kısa süreyi aşabilmek için yeterince etüt yapamadan açılan çoğu göstermelik kuyular ile işletme ruhsatları almaktadır. Devamında potansiyeli belirlenmemiş sahalarda alınan işletme ruhsatları için verilen işletme projeleri de gerçeklerden uzak, sanal projeler olarak devlet arşivlerinde yer almaya devam etmektedir. Ciddi jeotermal yatırımcılar ise devlet tarafından alınan çok büyük paralar karşılığı aldığı sahalarda çoğu jeoloji kaynaklı riskler ile baş başa bırakılmakta ve risk paylaşılmamaktadır. Bu durumda kazanan sadece devlet olmaktadır, yatırımcılar büyük zararlara uğramakta ve ülkemizde jeotermal sektör gelişimini sürdürememektedir. Her yıl alınan faaliyet raporlarında bir bilgi bankası dahi oluşturulamamıştır. Bilgiler denetimsiz ve işlenmemiş şekliyle Özel İdare ve MTA raflarında biriktirilmeye devam etmektedir.

 

Elektrik üretimine uygun olduğu öngörülen sahalardan başlamak üzere; yer altı jeolojisindeki bu belirsizliklerin kaldırılmasını sağlayacak detaylı, amaca yönelik ilave jeofizik araştırma yöntemleri ile Avrupa jeotermal sahalarında olduğu kadar yeterli sayıda araştırma sondajlarının maliyetlerinin bir kısmı devlet tarafından karşılanmalıdır. Bu sahalarda açılan araştırma/arama kuyuları ilerde üretim/reenjeksiyon kuyularına dönüştürülürse Özel Sektör yatırımcısından maliyetlerin bir kısmı talep edilebilir. Bu çalışmalar için finansman TUBITAK ya da Sanayi ve Yatırımlar Bakanlığı aracılığı ile sağlanması en doğru ve tarafsız yol olacaktır.

 

Jeoloji kaynaklı, sondaj tekniği kaynaklı risklerin tazmin edilebilmeleri gerekir. Oluşturulacak bir fon’dan MTA ve İl Özel İdarelerinin ihalelerden elde ettikleri gelirler kullanılarak “European Geothermal Risk Insurance Fund (EGRIF) benzeri bir sigorta sistemi, kurulacak Türkiye Jeotermal Risk Sigortası Fonu (TJRSF) aracılığı ile ortaya çıkan riskler yönetilmelidir.

 

Derin jeotermal sondajlarda risklerin üstesinden gelebilmek ve jeotermal yatırımların sürdürülebilirliği için daha 1996 yılında Almanya Bayern Eyalet Hükümeti, bu tarihte 20 yıldır süren araştırmaların kesintiye uğramaması için Straubing’te açılan bir jeotermal sondajda riskin bir kısmını üstlenmiştir. Bu sondaj için başarısız ya da kısmen başarısız olma riski için en fazla 4 mio Alman Markı olacak şekilde maliyetin %75’ini sigorta altına almıştır.

 

EGRIF için gerekçe; halen çok az sayıda jeotermal santral olduğundan istatistiksel bir başarı oranından bahsedilemediği ve Jeotermal yatırımcıların bu nedenle bir sigorta gereksinimlerinin olduğu şeklindedir. Aynı durum ülkemiz için de geçerlidir.

 

Ülkemizde jeotermal enerji yatırımlarının önünün açılması ve hız kazandırılması için özel sektörün desteklenmesi gereklidir, bu nedenle araştırma safhasının ve özellikle araştırma sondajlarının sigorta altına alınması gerekir, bunun için oluşturulacak EGRIF benzeri bir sigorta fonu öncelikle İl Özel İdarelerinin ve MTA Genel Müdürlüğünün ihalelerden elde ettiği gelirlerle finanse edilmeli. Ayrıca açılan jeotermal kuyular kısa (kuyunun açılamaması) ve uzun süreli riskler (üretimde azalmalar) için garanti altına alınmalıdır.

 

Zeynel A. DEMİREL

zdemirel@zeyneldemirel.com

                                                       www.zeyneldemirel.com






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER JEOTERMAL Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
    SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
    İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  • İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
     İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  • Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
    Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  • İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
    İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  • Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
    Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
  1. SOCAR TÜRKİYE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
  2. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları 2
  3. İzlanda jeotermal enerji şirketi Kanal Alterra Power'in Çalışmaları
  4. Bir dağın tepesine nasıl büyük rüzgar türbini getirilir ?
  5. İBRADI GES - Şebekenden bağımsız (OffGrid 50kWp)
  6. Dudgeon Offshore Wind Farm : AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ ( STATOİL )
VİDEO GALERİ
YUKARI kusadasi escort