Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, WindEnergy Hamburg 2026 kapsamında düzenlenen “Türkiye Offshore Wind Case Study” oturumunda Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisindeki saha çalışmalarına ilişkin güncel bilgileri paylaştı.
DÖRT SAHADA 4,5 GİGAVATA VARAN POTANSİYEL
Kuzey Ege’de Bozcaada, Gökçeada, Edremit ve Saros olmak üzere dört saha üzerinde yoğunlaşıldığını belirten Yaman, yapılan değerlendirmelerin bu bölgelerde toplam 3,5-4,5 gigavatlık deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeline işaret ettiğini duyurdu.
Bu dört bölge daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından deniz üstü rüzgar enerjisine dayalı aday YEKA alanları olarak belirlenmişti. Bakanlık, izin süreçlerinin ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgar YEKA yarışmasının gerçekleştirilmesini ve 2035’e kadar bu alanda 5 gigavat kapasiteye ulaşılmasını hedefliyor.
MARMARA’DA 12 AYLIK ÖLÇÜM TAMAMLANDI
Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisine yönelik ilk ayrıntılı saha çalışmaları Marmara Denizi’nde yürütüldü. Çalışmalarda rüzgar ve deniz koşullarının yanı sıra deniz tabanı ile çevresel ve sosyal etkiler de değerlendirildi. Yaman, Marmara’daki 12 aylık ölçüm kampanyasının tamamlandığını bildirdi.
Saha verilerinin tamamlanmasıyla projelerin seviyelendirilmiş elektrik üretim maliyetinin (LCOE) daha sağlıklı hesaplanabileceğini belirten Yaman, ilk değerlendirmelerin Marmara’daki maliyetlerin tüketici açısından yüksek kalabileceğine işaret ettiğini aktardı. Bu nedenle çalışmaların odağı Kuzey Ege’ye kaydırıldı.
20’DEN FAZLA SAHA DEĞERLENDİRİLDİ
Kuzey Ege’deki dört bölgenin belirlenmesi için 20’den fazla sahanın incelendiğini kaydeden Yaman, değerlendirmelerde elektrik üretim maliyetinin yanı sıra izin süreçlerinin yönetilebilirliğinin de dikkate alındığını ifade etti. Yapılan sıralama sonucunda ilk geliştirilecek deniz üstü rüzgar sahaları açısından Kuzey Ege’nin öne çıktığını belirtti.
Yaman’a göre deniz üstü rüzgar enerjisi, Türkiye’nin büyüyen elektrik talebinin karşılanması ve enerji dönüşümünün desteklenmesinde tamamlayıcı kaynaklardan biri olabilir.