Uluslararası iklim örgütü 350.org, COP31 eş başkanları Türkiye ile Avustralya arasındaki kömür ticaretine ilişkin yeni bir rapor yayımladı. “Kömür Ortakları” adlı raporda, iki ülke arasındaki kömür ticaretinin Paris Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana 75 milyon tonun üzerinde karbondioksit salımına yol açtığı öne sürüldü.
BM Comtrade verilerine dayandırılan raporda, Türkiye ve Avustralya’nın kömürden çıkış için henüz resmi bir tarih açıklamadığına dikkat çekildi.
75 MİLYON TONUN ÜZERİNDE KARBONDİOKSİT İDDİASI
350.org’un raporuna göre Türkiye ile Avustralya arasında Paris Anlaşması’ndan bu yana gerçekleştirilen kömür ticareti, 75 milyon tonun üzerinde karbondioksit salımıyla bağlantılı.
Raporda bu miktarın, 2027’de COP32’ye ev sahipliği yapacak Etiyopya’nın bir yıllık karbondioksit salımının yaklaşık dört katına karşılık geldiği belirtildi.
İki ülke arasındaki fosil yakıt ticaretinin yalnızca kömürle sınırlı kalmadığı, LNG’yi de kapsayacak şekilde genişlediği ifade edildi.
COP31 MEKTUPLARINDA “FOSİL YAKIT” ELEŞTİRİSİ
Raporda COP31 Başkanlığı tarafından ülke delegasyonlarına gönderildiği belirtilen üç resmi mektupta “fosil yakıtlar” ifadesinin yer almadığı öne sürüldü.
350.org, Türkiye ve Avustralya’nın COP31 eş başkanları olarak fosil yakıtlardan çıkış konusunda daha açık bir yaklaşım ortaya koyması gerektiğini savundu.
TÜRKİYE VE AVUSTRALYA İÇİN KÖMÜRDEN ÇIKIŞ VURGUSU
Raporda Türkiye ile Avustralya’nın Ek-1 ülkeleri arasında kömürden çıkış için resmi tarih açıklamayan iki ülke olduğu ifade edildi.
Avustralya’nın küresel kömür madeni projelerinin yüzde 56’sını elinde bulundurduğu ileri sürülürken, ülkenin petrol ve gaz üretimini 2015’ten bu yana yüzde 77 artırdığı belirtildi.
Türkiye için ise Avrupa’nın en büyük kömür kaynaklı elektrik üreticisi olduğu değerlendirmesine yer verildi. Raporda, Türkiye’nin güncellenmiş enerji planı kapsamında 2035’e kadar kömür ve gaz kapasitesini yüzde 30 artırmayı hedeflediği ve yaklaşık 10 GW yeni gaz santrali kapasitesine alan bıraktığı öne sürüldü.
350.ORG’DAN KÖMÜRDEN ÇIKIŞ TARİHİ ÇAĞRISI
350 Politik Strateji Direktörü Andreas Sieber, Türkiye ve Avustralya’ya kömürden çıkış için net bir takvim açıklama çağrısında bulundu.
Sieber, “Türkiye ve Avustralya BM Genel Kurulu’nda ve COP 31’de inandırıcı olmak istiyorlarsa, önce kendi evlerindeki fosil yakıt bağımlılığına son vermeliler. İki ülke için de ilk adım net bir kömürden çıkış tarihi açıklamak olmalıdır” dedi.
“ELEKTRİFİKASYON YENİLENEBİLİR KAYNAKLARLA DESTEKLENMELİ”
350 Türkiye Direktörü Efe Baysal da COP31 Başkanlığı’nın 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon çağrısına dikkat çekti.
Baysal, “Bu çağrı değerli olmakla birlikte gerçek iklim liderliği küresel hedefler koyarken evdeki fosil yakıt bağımlılığından kurtulmayı gerektirir. Elektrifikasyon hedefini başta kömür olmak üzere kirli fosil yakıtlarla değil yenilenebilir kaynaklarla taçlandırmak Türkiye’nin samimi iklim eyleminin en büyük kanıtı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
CENAL SANTRALİ İÇİN GENİŞLEME PLANI VURGUSU
Raporda Türkiye’nin Çanakkale Karabiga’daki CENAL kömürlü termik santraline ilişkin genişleme planına da yer verildi.
Mevcut 1.320 MW kapasiteye 1.050 MW yeni kömürlü elektrik üretim kapasitesi eklenmesinin planlandığı belirtilirken, 350.org bunun Türkiye’nin ithal kömüre bağımlılığını artıracağını savundu.
COP31 EŞ BAŞKANLARINA ÜÇ MADDELİ ÇAĞRI
350.org rapor kapsamında Türkiye ve Avustralya başta olmak üzere COP31’e katılacak ülkelere üç alanda adım atılması çağrısında bulundu.
Örgüt, enerji güvenliği ve enerjiye erişilebilirliği dikkate alan adil fosil yakıt geçiş planlarının hazırlanmasını, verilen taahhütlerin uygulamaya geçirilmesini ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesini istedi.
Raporda ayrıca gelişmiş ve yüksek emisyonlu ülkelerin, iklim krizinden daha az sorumlu gelişmekte olan ülkelere yeterli ve hibe bazlı iklim finansmanı sağlaması gerektiği savunuldu.