Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Cenevre’de Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) toplantısında iklim değişikliğiyle mücadelede erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekti. Kurum, COP31 sürecinde artık somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Kurum, WMO merkezinde düzenlenen **“COP31 Başkanlığı WMO Toplantısı Üst Düzey Oturumu”**nda yaptığı konuşmada, iklim politikalarının bilimsel veriler ve uygulama arasında güçlü bir bağ kurması gerektiğini belirtti.
Küresel sıcaklıkların yükseldiğine, kuraklık riskinin arttığına ve buzulların eridiğine dikkat çeken Kurum, aşırı hava olaylarının artık doğrudan insanların yaşamını, şehirleri ve geçim kaynaklarını etkilediğini ifade etti.
ERKEN UYARI SİSTEMLERİNE DESTEK
Meteorolojik risklerin doğru şekilde belirlenmesinin afetlerle mücadelede önemli olduğunu belirten Kurum, gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kurum, “Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum, WMO'nun herkes için erken uyarı girişimini biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz.” dedi.
Türkiye’nin meteorolojik olayları takip etmek için gözlem sistemleri, radarlar, uydu verileri ve tahmin modellerinden yararlandığını belirten Kurum, elde edilen bilgilerin özellikle tarım ve gıda güvenliği açısından daha etkin kullanılmasının önemine işaret etti.
“ARTIK KONUŞMA SÜRECİ BİTTİ”
COP31’in uygulama odaklı olması gerektiğini vurgulayan Kurum, iklim değişikliği konusunda uzun süredir yapılan görüşmelerin artık somut kararlara dönüşmesi gerektiğini söyledi. Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız, konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ancak bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız.” ifadelerini kullandı. Kurum ayrıca 1,5 derece hedefinin iklim politikalarının temel referanslarından biri olması gerektiğini belirtti.
TÜRKİYE’NİN DEPREM DENEYİMİ COP31 GÜNDEMİNDE
Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinde büyük bir afet yaşadığını hatırlatan Kurum, 11 ilde ve 14 milyon kişiyi etkileyen depremlerin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmalarına değindi. Kurum, “53 bin canımızı, kardeşimizi yitirdik. Bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki bir alandan bahsediyorum, 180 bin kilometrekarelik bir alan. 600 bini aşkın ev yıkıldı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2 yılda 455 bin konutu iklime dirençli bir şekilde yaptık, vatandaşlarımıza teslim ettik.” dedi. Türkiye’nin afetlere karşı dirençli şehirler oluşturma deneyimini COP31 kapsamında diğer ülkelerle paylaşmayı hedeflediklerini belirten Kurum, iklim politikaları ile afet risklerinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
COP31 İÇİN ANTALYA ÇAĞRISI
Kurum, New York İklim Haftası, Fiji Pre-COP, Dünya Liderler Zirvesi ve Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında bilimin karar alma ve uygulama süreçleriyle daha güçlü şekilde buluşturulacağını belirtti. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında iklim eylemlerinin somut sonuçlara dönüşmesini hedeflediğini belirten Kurum, toplantıya katılanları kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e davet etti. Kurum, Cenevre’de başlayan diyaloğun Antalya’da “somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya” dönüşmesini istediklerini ifade etti.