Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Yapay zeka hesaplama gücü, veri merkezi enerji ister

Yapay zeka yarışında veri kadar hesaplama gücü, enerji altyapısı ve veri merkezleri de ülkelerin rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasına girdi.

TEKNOLOJİ 15.09.2026 12:03 Beyza Kum 164 okuma Okuma Süresi: 6 dk
Yapay zeka hesaplama gücü, veri merkezi enerji ister
Paylaş:
N

Yapay zeka ve bulut teknolojilerindeki hızlı büyüme, veri merkezlerini yalnızca bilgilerin saklandığı fiziksel yapılar olmaktan çıkararak dijital ekonominin temel altyapılarından biri haline getirdi. Üretken yapay zeka ve büyük modellerin yaygınlaşmasıyla hesaplama gücü, enerji kapasitesi ve veri egemenliği ülkelerin teknoloji politikalarında daha fazla ön plana çıkmaya başladı.

Ankara Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fethi Candan, Enerji Haber’e yaptığı değerlendirmede veri merkezlerinin artan elektrik talebini, enerji verimliliğini ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini anlattı.

Veri merkezlerinin elektrik, telekomünikasyon ve ulaşım altyapısı gibi stratejik yapılar arasında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Candan, yapay zeka kapasitesinin yalnızca araştırmacı, model ve veri miktarıyla ölçülemeyeceğinin altını çizdi.

Candan, “Bir ülkenin yapay zeka kapasitesini değerlendirirken yalnızca kaç araştırmacıya, kaç modele veya ne kadar veriye sahip olduğuna bakmak yeterli değil. Hesaplama kapasitesine, enerji altyapısına ve bu hesaplamayı gerçekleştirecek veri merkezlerine de bakmak gerekiyor” dedi.

VERİ MERKEZLERİNİN ELEKTRİK TALEBİ İKİYE KATLANABİLİR

Uluslararası Enerji Ajansının 2026’da güncellediği tahminleri paylaşan Candan, veri merkezlerinin küresel elektrik tüketiminin 2025’te yaklaşık 485 teravatsaat seviyesinde bulunduğunu, bu miktarın 2030’da yaklaşık 950 teravatsaate ulaşabileceğini aktardı. Yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin ise aynı dönemde yaklaşık üç katına çıkmasının beklendiğini belirtti.

İşlemci ve algoritmalardaki verimlilik artışına rağmen toplam enerji ihtiyacının büyüdüğünü söyleyen Candan, daha büyük modeller, görüntü ve video üretimi, gerçek zamanlı uygulamalar, otonom sistemler ve yapay zeka ajanlarının hesaplama talebini hızla artırdığına işaret etti.

Candan, “Önümüzdeki yılların temel sorunlarından biri yalnızca enerji üretmek değil, doğru noktada yeterli elektrik kapasitesini sağlayabilmek olacak. Bölgedeki şebekenin 100 megavat, 300 megavat veya ileride 1 gigavatlık sürekli yükü karşılayıp karşılayamayacağı daha önemli hale gelecek” ifadelerini kullandı.

27722

YAPAY ZEKA VERİ MERKEZİNİ DE YÖNETECEK

Yapay zekanın yüksek elektrik tüketimine yol açmasının yanında enerji verimliliğinin artırılmasında da kullanılabileceğini anlatan Candan, öne çıkan uygulama alanlarından birinin soğutma sistemleri olduğunu hatırlattı.

Veri merkezlerindeki sıcaklık, nem, hava akışı, güç tüketimi ve sunucu yükü verilerinin eş zamanlı izlenebileceğini belirten Candan, yapay zekanın soğutma ünitelerini gerçek zamanlı koşullara göre yönetebileceğini ifade etti.

İş yüklerinin daha verimli sunuculara dağıtılması, işlemlerin elektrik fiyatlarının düşük veya yenilenebilir üretimin yüksek olduğu saatlere kaydırılması ve kullanılmayan sunucu kapasitesinin azaltılması da enerji tüketimini düşürebilecek uygulamalar arasında yer alıyor.

Kestirimci bakım, UPS ve batarya yönetimi, anomali tespiti, arıza tahmini ve dijital ikiz uygulamalarına da işaret eden Candan, “Geleceğin veri merkezinde yapay zeka yalnızca sunucuların üzerinde çalışan bir uygulama olmayacak; veri merkezinin kendisini yöneten bir optimizasyon katmanı haline gelecek” dedi.

TÜRKİYE’DE PUE DEĞERLERİ ARASINDA BÜYÜK FARK VAR

Veri merkezlerinin enerji verimliliğinde kullanılan Güç Kullanım Etkinliği (PUE), tesisin toplam enerji tüketiminin doğrudan bilgi teknolojileri ekipmanlarının tüketimine oranını gösteriyor. Değerin 1’e yaklaşması, tesisin daha verimli çalıştığı anlamını taşıyor.

Türkiye’deki bütün veri merkezlerini kapsayan düzenli bir PUE veri tabanı bulunmadığını vurgulayan Candan, 2025’te yayımlanan ve 18 veri merkezini inceleyen akademik çalışmanın önemli sonuçlar sunduğunu söyledi.

Çalışmada PUE değerlerinin 1,19 ile 2,78 arasında değiştiğini, basit ortalamanın yaklaşık 1,75 olduğunu aktaran Candan, altı veri merkezinin 1,2–1,5 aralığında yüksek verimlilik gösterdiğini, bazı tesislerin ise 2’nin, hatta 2,5’in üzerinde kaldığını kaydetti.

Uptime Institute’un 2024 araştırmasında küresel ortalamanın yaklaşık 1,56, Avrupa ortalamasının ise 1,45 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Candan, Türkiye’de yeni tesislerin uluslararası standartlarla rekabet edebildiğini ancak eski ve küçük tesislerle modern veri merkezleri arasında belirgin bir fark bulunduğunu söyledi.

Candan’a göre gelecek dönemde PUE’nin yanında su kullanım etkinliğini gösteren WUE ile karbon kullanım etkinliğini ölçen CUE göstergelerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.

SIVI SOĞUTMA VERİ MERKEZİ MİMARİSİNİ DEĞİŞTİRECEK

Yapay zeka işlemcilerindeki güç yoğunluğunun artması, geleneksel hava soğutma sistemlerini fiziksel ve ekonomik sınırlarına yaklaştırıyor. Candan, doğrudan işlemciye sıvı ulaştıran “direct-to-chip” sistemleri ile ekipmanların özel sıvılar içinde çalıştırıldığı “immersion cooling” teknolojilerinin yaygınlaşmasını beklediğinin altını çizdi.

Candan, sıvı soğutma, yapay zeka kontrollü enerji yönetimi, batarya sistemleri, yenilenebilir enerji, bina yönetim sistemleri ve gerçek zamanlı iş yükü yönetiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Geleceğin veri merkezini statik bir bina olarak değil, sürekli kendi çalışma koşullarını optimize eden büyük bir siber-fiziksel sistem olarak görüyorum” diyen Candan, bu dönüşümün enerji tüketimi ve maliyetleri azaltabileceğini, ekipman ömrünü uzatabileceğini ve tesislerin şebekeyle daha esnek çalışmasını sağlayabileceğini ifade etti.

TÜRKİYE BÖLGESEL MERKEZ OLABİLİR

Türkiye’nin Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasındaki konumunun veri merkezi yatırımları açısından önemli bir avantaj sunduğunu söyleyen Candan, fiziksel mesafenin veri aktarımındaki gecikme süresini doğrudan etkilediğini belirtti.

İstanbul’un kullanıcı ve finans ekosistemi, Ankara’nın kamu, savunma ve teknoloji altyapısı, İzmir’in ise uluslararası fiber ve denizaltı kablolarına yakınlığıyla öne çıktığını hatırlatan Candan, enerji tarafında da büyüyen bir potansiyel bulunduğunu kaydetti.

Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün yaklaşık 126,5 gigavata ulaştığını, bunun yüzde 62,8’inin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu belirten Candan, güneş ve rüzgârın toplam kurulu güç içindeki payının yaklaşık yüzde 33,8 olduğunu söyledi.

Bununla birlikte toplam kurulu gücün tek başına yeterli olmadığına işaret eden Candan; kesintisiz enerji, güçlü iletim altyapısı, yedek besleme, fiber bağlantısı ve uzun vadeli yenilenebilir enerji tedarik modellerinin birlikte planlanması gerektiğini belirtti. Lokasyon seçiminde su stresi, deprem riski ve şebeke kapasitesinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti.

“YAPAY ZEKA HESAPLAMA GÜCÜ İSTER”

Güçlü veri merkezi altyapısının Türkiye’nin yapay zeka alanındaki rekabetini doğrudan etkileyeceğini söyleyen Candan, bu ilişkiyi, “Yapay zeka hesaplama gücü ister. Hesaplama gücü veri merkezi ister. Veri merkezi ise enerji ister” sözleriyle özetledi.

Üniversitelerin, girişimlerin ve şirketlerin yüksek performanslı GPU kaynaklarını sürekli yurt dışındaki bulut sağlayıcılarından temin etmesinin maliyet, veri güvenliği ve teknoloji bağımsızlığı açısından sorun oluşturabileceğini belirten Candan, Türkiye’de kurulacak güçlü GPU kümelerinin araştırma ve ürün geliştirme kapasitesini artıracağını söyledi.

Candan, “Veri merkezi yatırımlarını yalnızca gayrimenkul veya enerji yatırımı olarak görmemek gerekiyor. Bunlar aynı zamanda Türkiye’nin gelecekteki yapay zeka hesaplama kapasitesine yapılan yatırımlardır” değerlendirmesinde bulundu.

ENERJİ VE HESAPLAMA KAPASİTESİ BİRLİKTE PLANLANMALI

Önümüzdeki 10 yılda veri merkezlerinin enerji sisteminin aktif bir parçasına dönüşmesini bekleyen Candan, büyük tesislerin yenilenebilir enerji santralleri, depolama sistemleri ve mikro şebekelerle birlikte tasarlanacağını söyledi. İş yüklerinin elektrik fiyatı, şebeke yoğunluğu ve yenilenebilir üretime göre farklı saatlere veya konumlara kaydırılabileceğini belirtti.

Bataryaların yalnızca kesinti sırasında devreye giren UPS sistemleri olmaktan çıkabileceğini ifade eden Candan, bu sistemlerin enerji piyasasına ve şebeke dengesine katkı sunan varlıklara dönüşebileceğini kaydetti. Veri merkezlerinden çıkan ısının konutlarda, seralarda ve endüstriyel süreçlerde değerlendirilmesi de gelecek dönemin uygulamaları arasında gösterildi.

Türkiye’nin ulusal ölçekte yapay zeka hesaplama ve veri merkezi kapasite planı hazırlaması gerektiğini söyleyen Candan; GPU ihtiyacı, tesis gücü, şebeke bağlantıları, yenilenebilir enerji, depolama, fiber altyapısı ve internet değişim noktalarının birlikte planlanmasını önerdi.

PUE, WUE ve CUE göstergelerinin belirli büyüklüğün üzerindeki tesislerde raporlanmasını isteyen Candan, yatırım teşviklerinin enerji verimliliği performansıyla ilişkilendirilebileceğini belirtti. Üniversiteler ile araştırma merkezlerinin yüksek performanslı hesaplama sistemlerine erişiminin de artırılması gerektiğini söyledi.

Candan, “Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini, coğrafi konumunu, mühendislik insan kaynağını ve gelişmiş telekom altyapısını doğru biçimde bir araya getirebilirsek yalnızca veri tüketen bir ülke değil, bölgesine yapay zeka hesaplama gücü ve dijital altyapı hizmeti sağlayan ülkelerden biri olabiliriz” dedi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Beyza Kum
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
7. Elektrikli ve Hibrit Araçlar Sürüş Haftası
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
7. Elektrikli ve Hibrit Araçlar Sürüş Haftası
WhatsApp
İhbar Hattı