Artan enerji ihtiyacı, enerji dönüşümü, teknolojik gelişmeler ve maliyet baskıları sektördeki yatırım anlayışını değiştiriyor. Yeni dönemde yatırımın büyüklüğü kadar, kurulan sistemlerin ve mevcut altyapının uzun vadede güvenilir, verimli ve sürdürülebilir olması da önem taşıyor.
PAK Enerji CEO’su Abdulkadir Öztürk; enerji sektörünün değişen ihtiyaçlarını, mühendisliğin projelerdeki rolünü, müşterilerin yeni beklentilerini ve yapay zekanın sektöre etkisini Enerji Haber’e değerlendirdi.
“SEKTÖRÜN İHTİYACI DOĞRU YATIRIM”
Enerji sektörünün en önemli ihtiyacının yatırım miktarını artırmak değil, doğru projelere yönelmek olduğunu düşünen Öztürk, “Bugün sektörün en büyük ihtiyacı daha fazla yatırım yapmaktan çok, doğru yatırımı yapmak” dedi.
Enerjinin artık yalnızca üretim kapasitesinden ibaret olmadığına işaret eden Öztürk’e göre güvenlik, verimlilik, süreklilik, maliyet ve teknoloji aynı proje içinde birlikte düşünülmeli.
Öztürk, projelerde “Bu sistemi nasıl üretiriz?” sorusuyla yetinilmemesi gerektiğini kaydederek asıl odaklanılması gereken konuyu, “Önce ‘Bu proje için gerçekten doğru çözüm ne?’ diye sormak gerekiyor” sözleriyle açıkladı.
MÜHENDİSLİK ÜRETİMDEN ÖNCE BAŞLIYOR
Şirkette mühendislik çalışmaları üretim hattında değil, teklif aşamasında başlıyor. Ekipmanın çalışma koşulları, basınç ve sıcaklık değerleri, kullanılacak malzeme, güvenlik kriterleri, bakım ihtiyacı ve projenin genel yapısı birlikte değerlendiriliyor.
Mühendisliğin tasarımla sınırlı olmadığını ifade eden Öztürk, “Mühendislik sadece bir şeyi tasarlamak değildir. O şeyin yıllarca güvenli ve doğru şekilde çalışmasını düşünmektir” değerlendirmesini yaptı.
Şirketin proje yaklaşımında mühendislik, üretimin herhangi bir aşaması olarak değil, bütün sürecin başlangıç noktası olarak konumlandırılıyor.
MÜŞTERİNİN İLK TALEBİ DOĞRU ÇÖZÜM OLMAYABİLİR
Teklif aşamasını yalnızca ticari bir süreç olarak görmeyen şirket, öncelikle müşterinin ihtiyacı ve projenin teknik şartları inceleniyor; gerekli görülmesi halinde alternatif sistemler değerlendiriliyor.
Müşterinin başlangıçta talep ettiği ekipman ile mühendislik çalışmaları sonucunda önerilen çözümün farklılaşabildiğini anlatan Öztürk, böyle durumlarda teknik gerekçeleri açık biçimde paylaşmayı tercih ettiklerini aktardı.
Öztürk, şirketin bu alandaki hedefini, “Amacımız sadece müşterinin istediği ekipmanı veya sistemi üretmek değil. Asıl amacımız, müşterinin ihtiyacını gerçekten karşılayacak doğru sistem entegratörü olmak” sözleriyle ortaya koydu.
MÜŞTERİ ARTIK SİSTEM DEĞİL, GÜVENİLİRLİK SATIN ALIYOR
Fiyat ve teslim süresi enerji projelerindeki önemini korurken müşterilerin karar verirken yönelttiği sorular da değişiyor. Sistemin güvenilirliği, çalışma koşulları, test süreci, bakım ihtiyacı, kullanım ömrü ve projenin bütünüyle uyumu artık daha fazla sorgulanıyor.
Projenin değerinin yalnızca teslim edilen ekipman üzerinden ölçülemeyeceğini düşünen Öztürk, müşteri beklentilerindeki dönüşümü, “Müşterinin satın aldığı şey aslında bir sistem değil, o sistemin sağlayacağı güvenilirliktir” sözleriyle tanımladı.
Bu yaklaşım, ekipmanın teslim edildiği güne değil, işletme ömrü boyunca sağlayacağı güvenli ve kesintisiz performansa odaklanılmasını gerektiriyor.
YAPAY ZEKA KARAR VERME SÜRECİNİ GÜÇLENDİRECEK
Yapay zeka ve dijitalleşme, mühendislik süreçlerinde veriye daha hızlı ulaşmayı, alternatifleri karşılaştırmayı ve tasarım çalışmalarını hızlandırmayı mümkün hale getiriyor. Şirket de dijital araçlardan proje çalışmalarında ve mühendislik hesaplarında yararlanıyor.
Teknolojinin mühendisin yerini alacağı görüşüne katılmayan Öztürk, yapay zekayı insan kararını destekleyen bir araç olarak görüyor.
Öztürk, “Önümüzdeki dönemde mühendislik, veri, otomasyon ve yapay zeka birlikteliğini çok daha fazla göreceğiz. Ama sonuçta karar verecek olan yine insan” diyerek tecrübe, saha bilgisi ve doğru muhakemenin önemini koruyacağını vurguladı.
BUGÜN DOĞRU OLAN YARIN YETERLİ KALMAYABİLİR
Enerji sektöründeki hızlı değişim, şirketleri yalnızca mevcut hedeflere değil, gelecekte ortaya çıkacak ihtiyaçlara da hazırlanmaya zorluyor. Bugün başarılı kabul edilen bir yaklaşım, birkaç yıl sonra sektörün beklentilerini karşılamakta yetersiz kalabiliyor.
Öztürk, şirketlerin kendilerine sürekli “Bugün yaptığımız işi nasıl daha iyi yapabiliriz?” ve “Yarın müşterimizin ihtiyacı ne olacak?” sorularını yöneltmesi gerektiğini düşünüyor.
Liderlik anlayışının yalnızca bugünkü hedeflere ulaşmakla sınırlı kalamayacağını savunan Öztürk’e göre şirketlerin birkaç adım sonrasını görebilmesi gerekiyor.
''ULUSLARARASI PROJELERE ODAKLANACAĞIZ''
Kuruluş, kendisini yalnızca ekipman üreten bir şirket olarak değil; mühendislikten üretime, test süreçlerinden proje yönetimine kadar bütün aşamalarda sorumluluk alan bir çözüm ortağı olarak konumlandırmayı amaçlıyor.
Türkiye’nin mühendislik ve üretim altyapısını daha fazla uluslararası projeye taşımak da şirketin gelecek hedefleri arasında bulunuyor. Enerji ve proses endüstrisinin karmaşık ihtiyaçlarına cevap verebilmek için mühendislik, imalat ve proje yönetimi kabiliyetlerinin aynı yapı içinde bir araya getirilmesi planlanıyor.
Öztürk, şirketin büyüme anlayışını, “Doğru projeler, doğru insanlar ve güçlü bir mühendislik kültürüyle büyümek istiyoruz” ifadesiyle özetledi.
GENÇ MÜHENDİSLERE SAHAYI ANLAMA ÇAĞRISI
Mühendisliğin teknik bilgi kadar sorumluluk da gerektirdiğini düşünen Öztürk, gençlerin çizim ve hesaplama yöntemlerini öğrenmenin ötesine geçmesi gerektiği görüşünde.
Öztürk, genç mühendislere, “Bir hesabın neden yapıldığını, sahada ne anlama geldiğini ve yanlış yapıldığında ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlamaya çalışın” çağrısında bulundu.
Teknoloji, kullanılan yazılımlar ve üretim yöntemleri zaman içinde değişse de doğru problemi tanımlama ve uygun çözümü geliştirme becerisi değerini koruyacak.
Öztürk, sözlerini şu şekilde tamamladı; “Enerjide geleceğin kazananları en fazla ekipmanı üretenler değil, doğru ihtiyacı doğru mühendislikle çözüme dönüştürenler olacak. Biz PAK Enerji olarak geleceğimizi bu anlayış üzerine inşa ediyoruz.”