Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Sarıkeçili Yörüklerin hayatı dünyaya anlatılıyor

Bakan Murat Kurum, COP31 için hazırlanan The Yörüks belgeselini paylaştı. Sarıkeçili Yörüklerin yaşamını anlatan yapımda doğanın korunması mesajı verildi.

COP31 07.11.2026 10:09 Bora Toprak Kasapoğlu Okuma Süresi: 4 dk
Sarıkeçili Yörüklerin hayatı dünyaya anlatılıyor
Paylaş:
N

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, iklim zirvesi öncesinde hazırlanan "The Yörüks-Yörükler" belgeselini kamuoyuyla paylaştı. Toros Dağları'nda yaşayan Sarıkeçili Yörüklerin hayatını konu alan belgesel, insanın doğayla kurduğu bağı ve geleneksel yaşam kültürünü anlatıyor.

COP31 Başkanlığı'nın resmi hesaplarından yayımlanan yapım, 45 günlük çekimlerin ardından hazırlandı. Yörük ailelerinin günlük yaşamından kesitlere yer verilen belgeselde, doğanın yalnızca bir yaşam alanı değil, korunması gereken ortak bir ev olduğu vurgulanıyor.

Bakan Kurum, paylaşımında Yörüklerin doğayla bütünleşen yaşam anlayışına işaret ederek, "Ortak evimiz dünya" mesajını öne çıkardı.

BAKAN KURUM: ORTAK EVİMİZ DÜNYA

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 öncesinde hazırlanan belgeseli paylaşan Bakan Murat Kurum, Yörüklerin yaşam biçimi üzerinden doğanın önemine dikkat çekti.

Kurum, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“‘Mutluluk neredeyse ev orasıdır.’ Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya…”

Belgeselde Sarıkeçili Yörüklerin yanı sıra Balkanlar'da yaşamlarını sürdüren Yörük ailelerinin hikâyelerine de yer verildi.

45 GÜNLÜK ÇEKİMDE YÖRÜKLERİN YAŞAMI ANLATILDI

"The Yörüks-Yörükler" belgeselinde, Orta Asya'dan Balkanlar'a uzanan Yörük kültürü farklı ailelerin yaşamları üzerinden ele alındı.

Toroslar'da yaşayan altı çocuk babası Ramazan ve ailesi, belgeselin öne çıkan hikâyeleri arasında bulunuyor.

Ramazan'ın eşi, Yörük yaşamının doğayla iç içe sürdürüldüğünü belirterek, “Yörük olunmaz Yörük doğulur…” sözleriyle bu kültüre bağlılıklarını dile getiriyor.

Belgeselde Yörüklerin barınma, beslenme ve göç alışkanlıklarının doğanın koşullarına göre şekillendiği anlatılıyor.

RAMAZAN: BİZ HEP BÖYLE YÜRÜYECEĞİZ

Ramazan, Yörük kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılan göç geleneğini babasıyla arasında geçen bir konuşmayla anlatıyor.

Çocukken babasına sürekli yürüyüp yürümeyeceklerini sorduğunu belirten Ramazan, babasının kendisine verdiği yanıtı şöyle aktarıyor:

“Oğul yürümekle yol mu biter? Bizim babamız da yürüdü. Babamın babası da yürüdü, onun babası da yürüdü… Ta Orta Asya’dan yürüyerek geldi. Biz hep böyle yürüyeceğiz… Adımızın da Yörük olmasının sebebi ‘yörü’memizden’ geliyor…”

Belgeselde bu anlatımla Yörüklerin göçebe yaşam geleneğine ve geçmişleriyle kurdukları bağa yer veriliyor.

YÖRÜK KADININDAN İSRAF ETMEME MESAJI

Belgeselde Ramazan'ın eşi, kara çadırın kendileri için taşıdığı anlamı da anlatıyor.

Keçi kılından dokunan çadırların Yörük yaşamındaki yerini açıklayan kadın, ev kavramının mutluluk ve aileyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.

“Mutluluk nerdeyse ev orasıdır, kara çadır veya duvar olmuş hiç fark etmez…”

Yörüklerin ihtiyaçları kadar eşya kullandığını ve yiyecek israfından kaçındığını anlatan kadın, “Yörükler israfı sevmeyiz. Elimizin ayarı vardır. Kişiye göre yemek ayarlar israf etmezler.” ifadelerini kullanıyor.

KUŞ ALİ: CANIMDAN İLERDEDİR BENİM ORMANIM

Belgeselin bir diğer bölümünde Kuş Ali'nin yaşamına yer veriliyor. Doğanın koşullarına göre göç ettiklerini anlatan Kuş Ali, su kaynaklarındaki ve hava koşullarındaki değişimlere değiniyor.

“Kar da yağmaz oldu, sular da olmaz oldu” sözleriyle yaşadığı çevredeki değişimi dile getiren Kuş Ali, uygun yer bulmakta yaşadıkları güçlükleri de anlatıyor.

Ormanın yaşamındaki önemini ise şu ifadelerle açıklıyor:

“Canımdan ilerdedir benim ormanım. Orman olmazsa benim hiçbir varlığım olmaz. Yediğimiz içtiğimiz bu ormandır. Orman kendimden değerlidir benim yanımda. Ormana zarar geldi mi benim içim sızlıyor… Benim evim, bağımdır, bahçemdir her varlığım ormandır.”

Kuş Ali, Sarıkeçili Yörüklerin yalnızca insanlara değil, dağlarda yaşayan hayvanlara ve doğaya da değer verdiğini vurguluyor.

YARALI KEÇİ SABİŞ'İN HİKÂYESİ BELGESELDE YER ALDI

Yapımda eşi ve çocuğuyla birlikte bir mağarada yaşayan Nazım'ın hikâyesi de anlatılıyor.

Nazım, kaybolan yavru keçisi Sabiş'i aramaya çıkıyor. Keçisini bir yamaçta ayağı kırılmış halde bulan Nazım, hayvanı başının üzerinde taşıyarak ağıla götürüyor.

Nazım'ın eşi ise zorlu yaşam koşullarını şu sözlerle değerlendiriyor:

“Zor da olsa bize zor gelmiyor. Yaşam şartları bu diyoruz. Yaşamaya uğraşıyoruz…”

Bu bölümde Yörüklerin hayvanlarıyla kurduğu yakın ilişki ve günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar öne çıkıyor.

BELGESEL BALKAN YÖRÜKLERİYLE SONA ERİYOR

"The Yörüks-Yörükler" belgeselinin son bölümünde Makedonya'daki Yörüklerin yaşamına yer veriliyor.

Tarım yapan Hasan ve ailesi, geçmişlerinden bugüne uzanan hikâyelerini anlatıyor.

Hasan'ın tarımsal üretimdeki emeği, “Güneşi bekleyiş, suyu bekleyiş ve hasadı bekleyiş” sözleriyle aktarılıyor.

COP31 için hazırlanan belgesel, Toros Dağları'ndan Balkanlar'a uzanan Yörük yaşamını anlatarak doğayla kurulan bağın korunması gerektiği mesajıyla izleyiciye sunuluyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Oruç Reis Pakistan'a gidiyor! Bayraktar açıkladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Oruç Reis Pakistan'a gidiyor! Bayraktar açıkladı
WhatsApp
İhbar Hattı