SPD Başkanı Dursun Yıldız, COP31 öncesinde kaleme aldığı değerlendirmede iklim değişikliği ile ekosistem kaybının ayrı başlıklar olarak ele alınamayacağını belirtti. Yıldız, doğanın sağladığı su tutma, taşkınları azaltma, toprağı koruma ve aşırı sıcaklıkların etkisini sınırlama gibi hizmetlerin toplumların dayanıklılığı açısından kritik olduğunu ifade etti.
"EKOSİSTEMLER DOĞANIN ACİL SERVİSLERİDİR"
Yıldız, ekosistemleri "doğanın acil servisleri" olarak nitelendirdi.
Sulak alanların taşkın sırasında suyu tuttuğunu, ormanların ve sağlıklı toprakların su döngüsünün korunmasına katkı sağladığını belirten Yıldız, ekosistem kaybının yalnızca biyolojik çeşitlilik sorunu olmadığını, aynı zamanda su ve gıda güvenliğini de tehdit ettiğini söyledi.
DOĞA KAYBI EKONOMİYİ DE ETKİLİYOR
Yıldız, su, gıda, tarım, inşaat ve ormancılık gibi ekonomik faaliyetlerin doğal sistemlere güçlü biçimde bağlı olduğuna dikkat çekti.
Tozlaşma, su arıtma, toprak verimliliği ve sel kontrolü gibi hizmetlerin doğa tarafından sağlandığını belirten Yıldız, bu altyapının bozulması halinde ekonomik faaliyetlerin daha maliyetli ve daha az güvenilir hale geleceğini ifade etti.
İKLİM POLİTİKASI BİYOÇEŞİTLİLİKTEN AYRI ELE ALINMAMALI
İklim krizine karşı alınan önlemlerin otomatik olarak doğa kaybını önlemediğini belirten Yıldız, enerji dönüşümü ve kaynak kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek çevresel maliyetlere de dikkat çekti.
Yıldız, elektrikli araçların emisyonları azaltmasına rağmen lityum, bakır, nikel ve kobalt gibi minerallere ihtiyaç duyduğunu, bu kaynakların çıkarılmasının da çevresel etkiler oluşturabildiğini belirterek doğa ve iklimin birbirine bağımlı öncelikler olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
"AFETTEN SONRA MÜDAHALE" YERİNE DOĞAL ALTYAPI
Yıldız, geleneksel kalkınma anlayışında ekosistemlerin çoğu zaman altyapı yatırımlarının dışında tutulduğunu belirtti.
Sulak alanların kurutulması veya taşkın ovalarının yapılaşmaya açılmasının, doğanın ücretsiz sağladığı risk azaltma kapasitesini ortadan kaldırdığını ifade eden Yıldız, sonrasında aynı risklerin daha büyük drenaj sistemleri ve taşkın koruma yapılarıyla yönetilmeye çalışıldığını söyledi.
5 POLİTİKA ADIMI ÖNERİLDİ
SPD'nin değerlendirmesinde ekosistem güvenliğinin su güvenliği ve iklim dayanıklılığıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda sulak alanlar, ormanlar ve taşkın ovalarının doğal altyapı olarak tanımlanması; havza planlarında ekosistemlerin ekonomik değerinin dikkate alınması; bozulmuş alanların Doğa Temelli Çözümler kapsamında restore edilmesi; kentlerde "sünger kent" ve yeşil-mavi altyapı uygulamalarının yaygınlaştırılması önerildi.
"KRİZDEN ÖNCE KORUMALIYIZ"
Yıldız, sürdürülebilir su politikalarının yalnızca daha fazla baraj, kanal ve arıtma tesisi inşa edilmesine dayanmaması gerektiğini belirtti.
Doğanın suyu tutma, temizleme, yavaşlatma ve yeniden dağıtma kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayan Yıldız, ekosistemlerin su, afet, gıda ve iklim uyumu açısından altyapı işlevi gördüğünü ifade etti.