BloombergNEF’in “New Energy Outlook 2026” raporuna göre, küresel batarya depolama kapasitesinin 2050’ye kadar yaklaşık 17 kat artarak 3,8 teravata ulaşması öngörülüyor. Güneş enerjisindeki hızlı büyüme, elektrik şebekelerinde denge ihtiyacını artırırken, batarya depolama sistemleri enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri haline geliyor.
BATARYA DEPOLAMADA BÜYÜK SIÇRAMA BEKLENTİSİ
Raporda, 2025’te 223 gigavat seviyesinde bulunan küresel sabit batarya depolama kapasitesinin 2050’de 3 bin 800 gigavata çıkabileceği ifade edildi. Bu artışta, güneş enerjisi üretiminin gün içinde yoğunlaşması ve elektriğin talebin arttığı saatlere taşınma ihtiyacı etkili olacak.
Özellikle öğle saatlerinde güneş enerjisi üretiminin artması, bazı piyasalarda elektrik fiyatlarını sıfırın altına kadar çekebiliyor. Bu durum yatırımcı gelirlerini baskılarken, batarya sistemleri düşük maliyetli elektriği depolayıp akşam saatlerinde sisteme verme avantajıyla ön plana çıkıyor.
GÜNEŞ ENERJİSİ 2032’DE LİDERLİĞE YAKLAŞIYOR
BNEF’in raporunda güneş enerjisinin küresel elektrik üretiminde hızla merkezî kaynaklardan biri haline geldiği vurgulandı. 2025’te yıllık güneş enerjisi kurulumlarının 655 gigavatla rekor seviyeye ulaştığı hatırlatıldı.
Ekonomik Geçiş Senaryosu’na göre güneş enerjisinin 2032 itibarıyla kömür ve doğal gazı geride bırakarak dünyanın en büyük elektrik üretim kaynağı olması tahmin ediliyor. Panel maliyetlerindeki düşüş ve arz fazlası, bu dönüşümü hızlandıran unsurlar arasında gösteriliyor.
YAPAY ZEKA ELEKTRİK TALEBİNİ ARTIRIYOR
Raporda, üretken yapay zeka teknolojileri ve veri merkezlerindeki büyümenin küresel enerji sistemi üzerinde yeni baskılar oluşturduğu belirtildi. Veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2035’e kadar üç kattan fazla artarak küresel talebin yüzde 5,4’üne ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Kesintisiz enerji ihtiyacı nedeniyle veri merkezlerinin yalnızca yenilenebilir kaynaklarla değil, kömür ve doğal gaz santralleriyle de desteklenebileceği ifade edildi. Bu durumun 2035’e kadar küresel güç sektörü emisyonlarını yüzde 6 artırma riski taşıdığı kaydedildi.
PETROLDE ZİRVE 2029’DA BEKLENİYOR
Rapora göre elektrikli araç satışlarındaki artış ve kara taşımacılığında elektrifikasyonun hızlanması, küresel petrol talebini 2029’da zirveye taşıyabilir. Zirvenin ardından petrol talebinin yapısal düşüşe geçmesi bekleniyor.
Doğal gaz talebinin ise elektrik üretimi, veri merkezleri ve sanayi kaynaklı ihtiyaç nedeniyle büyümeyi sürdüreceği öngörülüyor. Raporda, doğal gazın 2040’lı yılların ortasında petrolü geride bırakarak dünyanın en büyük birincil enerji kaynağı haline gelebileceği ifade edildi.