Türkiye’de enerji sektörü, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu sonrası özel sektör yatırımlarıyla önemli bir tecrübe kazandı. Enerji yatırımları uzun süre kurulu güç, kapasite faktörü ve getiri üzerinden ele alınırken, zamanla bu alanın en az üretim kadar risk yönetimi gerektirdiği görüldü. Feridun Kemal Leventoğlu, enerji yatırımlarında yalnızca “ne kadar gelir elde edilir” sorusuna değil, “ne kadar belirsizlik yönetilecek” sorusuna da yanıt aranması gerektiğinin altını çizdi.
ENERJİDE RİSK YÖNETİMİ ÖN PLANDA
Leventoğlu’na göre enerji yatırımlarında asıl farkı yaratan unsur, iyi senaryolara göre plan yapmak değil, kötü senaryolara ne kadar hazırlıklı olunduğu. Türkiye’de finans sektörünün de bu süreci yakından tecrübe ettiğini belirten Leventoğlu, bankaların enerji portföyü sahibi olmak durumunda kalmasının sektör açısından önemli bir ders olduğunu belirtti.
Bu nedenle sigortanın enerji yatırımlarında yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Leventoğlu, “Sigorta, enerji yatırımlarında gider değil; yatırımın değerini koruyan finansal bir araçtır” dedi.
HASAR YOKSA RİSK YOK ALGISI DEĞİŞMELİ
Enerji yatırımlarında sigortaya yönelik algının değişmesi gerektiğini belirten Leventoğlu, yatırımcıların prim ödeme sürecini çoğu zaman “hasar olmazsa boşa giden maliyet” olarak değerlendirdiğini söyledi. Ancak Leventoğlu’na göre bu yaklaşım, enerji sektörünün gerçek risklerini tam olarak karşılamıyor.
Enerji yatırımlarında bazı risklerin fiziki hasar oluşturmadan da ciddi gelir kaybına neden olabileceğine dikkat çeken Leventoğlu, “Bu sektörde risk, her zaman tesisin durması değildir. Tesis çalışsa bile planlanan geliri üretememek, yatırımcı açısından doğrudan kayıptır” ifadelerini kullandı.
Rüzgar santralinin ayakta olmasına rağmen yeterli rüzgarın esmemesi, güneş santralinin çalışmasına rağmen verim düşüşü yaşanması veya hidroelektrik santralin sağlam kalmasına rağmen kurak bir yıl geçirilmesi, klasik sigorta açısından hasar sayılmayabilir. Ancak bu durumlar yatırımcı için doğrudan gelir kaybı anlamına geliyor.
PARAMETRİK SİGORTA GELİR RİSKİNE KARŞI ÖNE ÇIKIYOR
Leventoğlu, uluslararası verilerin yenilenebilir enerji projelerinde yıllık üretim sapmalarının yüzde 10 ile yüzde 25 arasında olabildiğini gösterdiğini ifade etti. Bu orandaki bir sapmanın projenin gelir-gider dengesini bozabileceğini belirten Leventoğlu, yatırımın finansal sürdürülebilirliği açısından bu riskin dikkatle yönetilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu noktada parametrik sigortanın önem kazandığını söyleyen Leventoğlu, bu modelin klasik sigortadan farklı işlediğini söyledi. Parametrik sigortada eksper süreci veya hasar tespiti yerine, önceden belirlenen objektif veriler esas alınıyor.
Rüzgar hızı, güneşlenme süresi, yağış miktarı ve sıcaklık gibi parametreler belirlenen eşiklerin dışına çıktığında ödeme otomatik olarak tetikleniyor. Leventoğlu, bu sistemi “Parametrik sigortada esas soru, ne oldu değil; ölçüm ve veri ne söylüyor sorusudur” sözleriyle özetledi.
İKLİM RİSKİ ARTIK BİLANÇO RİSKİ
Leventoğlu, enerji yatırımlarında iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir tartışma başlığı olmadığını, doğrudan finansal risk alanına girdiğini belirtti. Geçmiş 20 yılın meteorolojik ortalamalarına dayanarak yapılan üretim projeksiyonlarının geleceği temsil etmeyebileceğine dikkat çeken Leventoğlu, rüzgar rejimlerinin kaydığını, yağış desenlerinin değiştiğini ve ekstrem hava olaylarının daha sık görüldüğünü ifade etti.
Bu değişimin yalnızca fiziksel hasar riskini artırmadığını, aynı zamanda üretim oynaklığını ve tahmin hatasını büyüttüğünü kaydeden Leventoğlu, “Tahmin hatası arttıkça finansal volatilite artar. Finansal volatilite arttıkça kredi riski büyür” değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle iklim riskinin artık yalnızca teknik ekiplerin değil; finans sorumlularının, risk komitelerinin ve kredi komitelerinin de gündeminde olması gerektiği vurgulandı.
SİGORTA FİNANSAL İSTİKRAR MEKANİZMASINA DÖNÜŞÜYOR
Leventoğlu’na göre enerji sektöründe sigorta, özellikle parametrik çözümlerle birlikte yalnızca hasar tazmini sağlayan bir yapı olmaktan çıkıyor. Bu araçlar, iklim belirsizliğine karşı yatırımcıya finansal istikrar sağlayan bir mekanizma haline geliyor.
Enerji yatırımlarında üretim, gelir ve iklim riskinin birlikte okunması gerektiğini belirten Leventoğlu, “Sigorta getiriyi artırmaz; ancak kötü senaryolarda getirinin yok olmasını engeller ve değer kaybını sınırlar” ifadelerini kullandı.