İklim değişikliği üzerine yürütülen yeni bir bilimsel çalışma, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ciddi kuraklık ve çölleşme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre 2050’den itibaren ülkenin büyük bölümünde sıcak ve kurak bozkır ikliminin etkili olması bekleniyor.
GENİŞ COĞRAFYADA 9 AYLIK ANALİZ
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Şahin tarafından yürütülen çalışma, Türkiye ile birlikte Avrupa ve Akdeniz havzasını kapsayan geniş bir bölgede gerçekleştirildi.
Araştırmada geçmiş veriler ile geleceğe yönelik iklim tahmin modelleri birlikte kullanılarak, 1950-2024 dönemi ve sonrası detaylı şekilde incelendi.
TÜRKİYE’DE İKLİM YAPISI DEĞİŞİYOR
Elde edilen bulgular, Türkiye’nin iklim sınıflandırmasında önemli bir değişim yaşanabileceğine işaret ederken, iç ve güney bölgelerde kuraklaşmanın artması, bozkır ikliminin yaygınlaşması ve en olumsuz senaryoda bazı bölgelerde çölleşmenin görülebileceği değerlendiriliyor.
SU KAYNAKLARI İÇİN KRİTİK UYARI
Araştırmaya göre iklim değişikliğinin en ciddi etkilerinden biri su kaynakları üzerinde hissedilecek. Sinan Şahin, özellikle 2050 sonrasına dikkat çekerek, “İçmek için bile kaliteli su bulmakta zorlanacağız.” ifadelerini kullandı.
SICAKLIKLAR 6-7 DERECE ARTABİLİR
En kötü senaryoya göre Akdeniz Havzası’nda sıcaklıkların 6 ila 7 derece artabileceği ve yağış miktarının önemli ölçüde azalacağı öngörülüyor. Şahin, bu duruma ilişkin “Sıcaklık artışı suyun yapısını doğrudan etkiliyor ve kaliteyi düşürüyor” dedi.
YAZ MEVSİMİ UZUYOR
Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise yaz mevsiminin süresindeki artış oldu. Geçmişte ortalama 3 ay süren yaz sıcaklıklarının artık 4-5 aya kadar uzadığı vurgulanıyor.
AVRUPA’DA DA BENZER RİSK
Araştırma, yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın güney ve iç kesimlerinin de benzer kuraklık tehdidi altında olduğunu gözler önüne sereken Kuzey Avrupa’nın ise mevcut iklim koşullarını daha büyük ölçüde koruyabileceği değerlendiriliyor.
UZMANLARDAN KRİTİK ÇAĞRI
Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için şehirleşme politikalarının gözden geçirilmesi, su yönetiminin güçlendirilmesi ve orman varlığının korunması gerektiğine dikkat çekiyor.