Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

120 GW yolunda iki engel: Finansman ve şebeke

Türkiye, güneş ve rüzgarda 2035 yılı için 120 GW kurulu güç hedeflerken yatırımların bugünkünden daha hızlı büyümesi gerektiği belirtiliyor. Ekonomist Levent Işık’a göre hedefe giden yolda yüksek finansman maliyeti, kısa kredi vadeleri ve şebeke kapasitesi belirleyici olacak.

YENİLENEBİLİR ENERJİ 07.10.2026 10:16 Beyza Kum Okuma Süresi: 5 dk
120 GW yolunda iki engel: Finansman ve şebeke
Paylaş:
N

Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücü ağustos sonunda 43 bin 348 MW’a ulaştı. İki kaynağın toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 34,2’ye çıkarken, Ekim 2025’ten bu yana yaklaşık 4,8 GW yeni kapasite devreye girdi. Yıllık kurulum hızı yaklaşık 6 GW seviyesinde bulunuyor.

2035 için belirlenen 120 GW hedefine ulaşılması ise önümüzdeki dokuz yılda yaklaşık 77 GW daha güneş ve rüzgar kapasitesinin sisteme eklenmesini gerektiriyor. Bu da yıllık kurulum hızının 8 GW’ın üzerine çıkması anlamına geliyor.
Bu büyümenin ekonomik koşullarını, finansman ihtiyacını ve yenilenebilir enerjinin Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkıları Ekonomist Levent Işık, Enerji Haber’e değerlendirdi.

120 GW İÇİN YILLIK KURULUM HIZI 8 GW’I AŞMALI

Yıllık kurulum hızının yükselmesi için şebeke kapasitesinin de aynı ölçüde büyümesi gerekiyor. Işık, bu noktayı şöyle anlattı:

“Bu sıçramanın ilk koşulu şebeke. Bakanlık, 120 GW hedefi için üretim tarafında yaklaşık 80 milyar dolar, iletim altyapısında ise 28 milyar dolar yatırım öngörüyor. Bağlantı kapasitesi olmayan yerde santral kurulamaz, bu nedenle iletim yatırımı üretimin önünde gitmek zorunda.”

Işık, ihale takviminin de büyümesi gerektiğine dikkat çekti. 2026 YEKA yarışmalarında 2 bin 400 MW’lık kapasitenin ihaleye çıktığını dile getiren Işık, “Ancak yıllık 8 GW’ı aşan ihtiyaç düşünüldüğünde bu hacmin artması şart. Üçüncü ve belki de en önemli koşul ise finansman maliyetinin düşmesi. Dezenflasyon kalıcı hale gelmeden uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak bulmak zor” dedi.

ASIL SORUN SANTRALİN MALİYETİ DEĞİL PARANIN MALİYETİ

Lisanssız projelerde kredi vadelerinin çoğunlukla 5-7 yılda kalması da yatırımların nakit akışını zorluyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarında faiz ve kredi vadelerini en belirleyici ekonomik sorun olduğunu belirten Işık, mevcut faiz seviyesinde 25 yılı aşkın süre çalışacak bir santralin TL krediyle finanse edilmesinin ekonomik olmayacağını söyledi. 

Dövizle finansmanda ise yatırımcı kur riskiyle karşı karşıya kalıyor. Işık, gelirin TL, borcun döviz olduğu projelerde kur hareketlerinin kârlılığı doğrudan etkilediğini kaydetti.  Ekipman maliyetinden çok finansman koşullarına dikkat çeken Işık, “Ekipman maliyeti de önemli, ancak ekipman fiyatı küresel piyasada belirleniyor ve bütün ülkeler için aynı. Bizi rakiplerimizden ayıran asıl fark finansman maliyeti. Kısacası bugün asıl soru santrali kaça kuracağımız değil, parayı hangi vade ve hangi maliyetle bulacağımızdır.” ifadelerini kullandı. 

BANKALARIN İŞTAHI VAR, UZUN VADELİ KAYNAK SINIRLI

Işık, bankaların yenilenebilir enerji yatırımlarına ilgisinin yüksek olduğunu, enerji sektörüne kullandırılan kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını söyledi. Proje finansmanındaki 695 milyar TL’lik enerji kredisinin 347 milyar TL’si, yani yaklaşık yarısı yenilenebilir enerji yatırımlarına gidiyor. Ancak 2035’e kadar yalnızca üretim tarafında 80 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Işık, bu büyüklüğün yerli bankaların döviz kaynağı ve uzun vadeli fonlama imkânıyla tek başına karşılanamayacağını dile getirdi.

Güneşte de finansmana erişim özellikle küçük ölçekli yatırımcılar açısından sorun oluşturuyor. Yaklaşık 28 GW’lık kapasitenin 25 GW’ını lisanssız santraller oluştururken, KOBİ ve sanayiciler teminat ve vade sorunlarıyla karşılaşıyor. Işık, krediye erişimin önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının hızını sınırlayabilecek başlıca etkenlerden biri olacağını ifade etti.

200 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜMDE İŞ BÖLÜMÜ GEREKİYOR

Türkiye’nin 2035’e kadar nükleer ve altyapı dahil toplam enerji yatırım ihtiyacının 200 milyar dolara ulaştığını belirten Işık, bu büyüklüğün kamu kaynaklarıyla tek başına karşılanamayacağını söyledi. Işık, üretim yatırımlarını özel sektörün üstlenmesi, bankaların finansman sağlaması, uzun vadeli ve uygun maliyetli döviz kaynağında ise uluslararası kalkınma kuruluşlarının devreye girmesi gerektiğini anlattı.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, kaynak portföyünün yaklaşık yüzde 70’ini yenilenebilir enerji yatırımlarına yönlendiriyor. Bu model, uluslararası kaynakların yenilenebilir enerji yatırımlarına aktarılmasında önemli bir örnek oluşturuyor. Şebeke yatırımlarında ise kamunun rolü öne çıkıyor. Işık, bu noktayı şöyle anlattı:
“İletime ayrılan 28 milyar dolar ve kurulması planlanan 9 bin 580 kilometrelik yüksek gerilim doğru akım hatları hayata geçmeden özel sermaye sahaya gelmez, çünkü yatırımcı iletim hattı olan yere gider.”

YENİLENEBİLİRİN EKONOMİK ETKİSİ 2028’DEN SONRA BELİRGİNLEŞEBİLİR

Türkiye’nin 2025’te net enerji ithalatı 47,2 milyar dolar olurken, temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış cari açık 40,7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Altın ve enerji hariç cari dengenin yaklaşık 5 milyar dolar fazla vermesi, enerji faturasının dış denge üzerindeki ağırlığını gösteriyor.

Işık, yenilenebilir enerjideki büyümenin ilk etkisinin elektrikte görüleceğini belirterek şöyle devam etti:

“2025’te elektriğimizin yüzde 23’ü doğal gazdan üretildi ve Türkiye geçen yıl 58,3 milyar metreküp doğal gaz ithal etti. Güneş ve rüzgar arttıkça gaz santrallerinin üretimdeki payı düşecek ve ithalat faturası bu kanaldan hafifleyecek. Bence etki 2028–2030 aralığında belirgin hale gelir. Ancak petrol ithalatının ana kullanıcısının ulaşım olduğunu unutmamak gerekir. Petrol tarafındaki etkiyi ancak elektrikli araç dönüşümü hızlandığında göreceğiz.”

DIŞ ŞOKLARA KARŞI KORUMA KISMİ KALIYOR

Enerji fiyatlarındaki yüzde 10’luk artış, Türkiye’nin net ithalat faturasını 4,5–5 milyar dolar büyütebiliyor. Enerji ithalatı haziranda yüzde 28,8, ağustosta ise yüzde 33,8 arttı.

Işık, yenilenebilir enerjinin dış şoklara karşı sağladığı korumanın sınırlarını şöyle anlattı:

“Yenilenebilir kapasite elektrik tarafındaki şoku yumuşatıyor, çünkü güneşin ve rüzgarın yakıt maliyeti yok. Ama ısınma, sanayi ve ulaşımdaki fosil yakıt bağımlılığı sürdükçe dış şoklar enflasyon ve cari açık üzerinden ekonomiye yansımaya devam edecek. Gerçek koruma, 2035 için hedeflenen yüzde 35 elektrikleşme oranıyla birlikte gelir.”

KAZANIM YALNIZCA ENERJİ İTHALATINDA OLMAYACAK

Işık, yenilenebilir enerjinin ekonomik katkısının yalnızca enerji ithalatındaki düşüşle sınırlı olmadığını kaydettil . Kurulu gücün yüzde 62,9’unun artık yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu dile getiren Işık, “Bu ölçekte bir pazar, panel, kanat, kule, invertör ve trafo üretiminde yerli sanayi için güçlü bir talep tabanı yaratıyor. Türkiye bu zinciri doğru kurarsa bölgesine ekipman ihraç eden bir ülke haline gelebilir.” dedi. 

İstihdam tarafında da etkinin Anadolu’ya yayıldığını belirten Işık, Türkiye’deki 44 bini aşkın elektrik santralinin 42 bininin güneş santrali olduğunu, küçük ölçekli tesislerin kurulum, bakım ve mühendislik hizmetleriyle yerel ekonomiye katkı sağladığını anlattı.

Teknoloji ve rekabet boyutuna da dikkat çeken Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Depolama, dijital şebeke ve yüksek gerilim doğru akım hatları yeni bir mühendislik ekosistemi doğuruyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması döneminde ucuz ve temiz elektrik, ihracatçımızın rekabet gücünü doğrudan koruyacak. AB’nin en büyük ihracat pazarımız olduğu düşünülürse bu kazanım en az ithalat tasarrufu kadar değerli.” 

“EKİPMAN DA PROJE DE HAZIR”

Işık, önümüzdeki 3–5 yılda en büyük riskin yüksek finansman maliyetinin sürmesi ve şebekede darboğaz oluşması olduğunu ifade ederek, “Ekipman da proje de hazır, eksik olan bağlantı kapasitesi ve uygun maliyetli uzun vadeli finansman.” diye konuştu.  

Dezenflasyonla finansman maliyetinin düşmesi, ihalelerin büyümesi ve enerji depolamanın ölçeklenmesi ise yatırımları hızlandırabilir. Işık, bu durumda Türkiye’nin 47 milyar dolarlık net enerji ithalatını kademeli olarak azaltırken temiz enerji ve enerji ekipmanlarında bölgesel bir merkez haline gelebileceğine dikkat çekti.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Beyza Kum
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Bor rezervleri füzyonda Türkiye’yi öne çıkarabilir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bor rezervleri füzyonda Türkiye’yi öne çıkarabilir
WhatsApp
İhbar Hattı