Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüm, sigorta sektöründe de yeni riskleri ve yeni değerlendirme süreçlerini beraberinde getiriyor. Batarya maliyetleri, şarj sistemleri, yangın riski, kasko kapsamları ve asist hizmetleri elektrikli araç sahipleri için daha fazla önem kazanıyor.
Enerji ve Sigorta Sektörü Uzmanı Feridun Kemal Leventoğlu, elektrikli araçların sigorta sektöründe oluşturduğu yeni risk alanlarını ve tüketicilerin dikkat etmesi gereken noktaları Enerji Haber için değerlendirdi.
Elektrikli araçların yaygınlaşması kasko ve sigorta sektörünü nasıl etkiliyor?
Elektrikli araç satışları; dünya genelinde uygulanan teşvikler, vergi avantajları, batarya teknolojisindeki hızlı değişim, daha ucuz ve uzun menzilli bataryaların geliştirilmesi, şarj altyapısının gelişmesi, ekonomik avantajlar ve emisyon hedefleri gibi birçok faktörün bir araya gelmesiyle hızla büyüyor.
Türkiye’de de elektrikli araç satışları son yıllarda önemli bir artış gösterdi. Özellikle son iki yıldaki yükseliş dikkat çekiyor.
Sigorta sektörü açısından bakıldığında ise geleneksel kasko anlayışı yavaş yavaş yerini yeni bir risk haritasına bırakıyor. Bu yeni risk haritasının merkezinde ise aracın kalbi sayılan batarya paketi bulunuyor.
Elektrikli araçlar sigorta açısından benzinli ve dizel araçlardan farklı bir risk profiline sahip mi? En önemli farklar neler?
Elektrikli araçlar sigorta açısından geleneksel araçlardan farklı bir risk profiline sahip.
Elektrikli araçlarda yalnızca aracın fiziksel yapısı değil; batarya paketi, yüksek teknoloji bileşenleri, şarj sistemleri ve elektronik altyapı da sigorta değerlendirmelerinde önemli hale geliyor.
Elektrikli araçlarda küçük görünen bir hasar bile yüksek maliyetli sonuçlara yol açabiliyor. Geleneksel araçlarda küçük bir kaza yalnızca tampon veya kaporta onarımıyla sonuçlanabilirken, elektrikli araçlarda aynı hasar batarya muhafazasında veya batarya sistemlerinde sorun oluşturabiliyor.
Bu nedenle küresel sigorta sektöründe elektrikli araçlar için zaman zaman “minor accident, major bill” yani “küçük kaza, büyük fatura” ifadesi kullanılıyor.
Elektrikli araçlarda bataryanın yüksek maliyeti kasko poliçelerini ve hasar süreçlerini nasıl etkiliyor?
Elektrikli araçlarda batarya yalnızca bir parça değil, aracın en önemli bileşenlerinden biri.
Elektrikli aracın toplam maliyeti içerisinde bataryanın önemli bir payı bulunuyor. Küresel ölçekte batarya değişim maliyetleri de araç modeline ve kullanılan teknolojiye göre yüksek seviyelere ulaşabiliyor.
Bu durum sigorta sektörünün değerlendirme yaklaşımını değiştiriyor.
Küçük bir kaza bile batarya muhafazasına zarar verebilir. Batarya hücrelerinden birinde meydana gelen hasarın seviyesine göre tüm paketin değiştirilmesi gerekebilir. Bazı durumlarda hücre, modül veya komple batarya paketi üzerinden değerlendirme yapılması gerekir.
Bu nedenle elektrikli araçlarda hasar süreçleri, klasik araçlardan farklı şekilde ele alınıyor.
Elektrikli araçlarda küçük çaplı bir kazanın dahi yüksek onarım maliyetlerine yol açması mümkün mü? Bunun başlıca nedenleri neler?
Evet, mümkün.
Bunun temel nedeni elektrikli araçlarda yüksek teknoloji bileşenlerinin maliyetidir. Geleneksel araçlarda küçük bir hasar daha sınırlı bir onarım süreciyle çözülebilirken, elektrikli araçlarda batarya sistemi, elektronik bileşenler veya batarya yönetim sistemleri nedeniyle daha yüksek maliyetli süreçler ortaya çıkabiliyor.
Bu nedenle sigorta değerlendirmesinde yalnızca dışarıdan görünen hasar değil, aracın kritik teknolojik bileşenlerinin durumu da önem taşıyor.
Üretici garantisi ile kasko arasındaki fark nedir? Batarya hasarı hangi durumda kasko kapsamında değerlendiriliyor?
Elektrikli araç sahiplerinin en önemli konulardan biri, üretici garantisi ile kasko kapsamını birbirine karıştırmamak.
Birçok tüketici, “Bataryam zaten 8 yıl garantili” diyerek kaskodaki batarya teminatını yeterince önemsemeyebiliyor.
Ancak üretici garantisi ile kasko farklı riskleri kapsıyor. Üretici garantisi genellikle üretim kaynaklı sorunlara yönelik olurken; kaza, çarpma, sel, yangın gibi dış etkenlerden kaynaklanan hasarlar kasko poliçesinin kapsamına göre değerlendiriliyor.
Yani üretici, bataryanın belirli süre boyunca belirli performansı korumasından sorumlu olurken, kaza sonrası oluşabilecek hasarlar farklı bir değerlendirmeye tabi tutuluyor.
Türkiye’de elektrikli araçlara yönelik özel sigorta ürünleri geliştiriliyor mu?
Türkiye’de sigorta şirketleri elektrikli araçlara yönelik özel ürünler geliştirmeye başladı.
Elektrikli araçlar için hazırlanan bazı poliçelerde batarya değişimi ve onarımına yönelik teminatlar bulunabiliyor. Bunun yanında elektrik motorlu araç klozları ile pillerin koruma altına alındığı ürünler de sunulabiliyor.
Elektrikli araç kaskolarında ayrıca limitsiz en yakın şarj istasyonuna çekilme, hatalı şarj teminatı gibi hizmetler poliçelere dahil edilebiliyor.
Şarj kablosu ve diğer şarj ekipmanları kasko kapsamında değerlendiriliyor mu?
Elektrikli araçlarda sigorta kapsamı yalnızca aracın kendisiyle sınırlı değil. Şarj kablosu zararları, çalınma riskleri ve duvar tipi şarj üniteleri için de belirli limitlerle teminat seçenekleri oluşturulabiliyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Şarj ekipmanlarının hangi poliçe kapsamında değerlendirileceği, kasko ve konut sigortası şartlarına göre değişebiliyor.
Özellikle evde kullanılan şarj ekipmanlarında hangi riskin kasko, hangi riskin konut sigortası kapsamında ele alınacağı dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor.
Evde şarj sırasında meydana gelen bir hasar ile halka açık şarj istasyonunda oluşan hasar arasında sigorta açısından nasıl bir fark bulunuyor?
Elektrikli araçlarda şarj süreçleri yeni risk alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle evde şarj sırasında meydana gelebilecek hasarlarda kasko ve konut sigortası arasındaki sorumluluk paylaşımı önem kazanıyor.
Bu nedenle araç sahiplerinin poliçe şartlarını dikkatle incelemesi ve şarj sırasında oluşabilecek risklerin hangi kapsamda değerlendirildiğini önceden bilmesi gerekiyor.
Elektrikli araçlarda yangın riski sigorta şirketleri tarafından nasıl değerlendiriliyor?
Elektrikli araçlarda yangın konusu en fazla dikkat edilen başlıklardan biri.
Elektrikli araçlarda yangın riski, geleneksel araçlardan farklı bir yapıya sahip. Lityum iyon bataryalarda “termal kaçış” (thermal runaway) olarak adlandırılan süreç, bir hücrenin aşırı ısınmasıyla başlayıp zincirleme şekilde diğer hücrelere yayılabiliyor.
Bu tür yangınların söndürülmesi daha zor ve uzun sürebiliyor. Ayrıca bazı durumlarda söndürüldükten sonra yeniden alevlenme riski de bulunabiliyor.
Türkiye’de elektrikli araçlara yönelik kasko ürünlerinde yangın teminatı genellikle bulunuyor. Ancak özellikle şarj sırasında meydana gelen hasarların poliçe kapsamında olup olmadığı mutlaka poliçe şartlarından kontrol edilmeli.
Elektrikli araçların bakım ve onarımında özel servis, ekipman ve uzmanlık ihtiyacı hasar maliyetlerini etkiliyor mu?
Elektrikli araçlarda kullanılan yeni teknolojiler, bakım ve onarım süreçlerinde farklı ihtiyaçları beraberinde getiriyor.
Batarya sistemleri, elektronik bileşenler ve özel ekipman gerektiren işlemler nedeniyle hasar süreçleri geleneksel araçlardan farklılaşabiliyor.
Bu nedenle elektrikli araçlarda onarım süreçlerinde uzmanlık ve uygun ekipman ihtiyacı önemli hale geliyor.
Elektrikli araç kaskosu yaptırırken tüketiciler hangi teminatlara dikkat etmeli?
Elektrikli araç sahiplerinin poliçe satın alırken bazı temel soruların cevaplarını bilmesi gerekiyor.
Bunların başında:
“Bu poliçe, kaza sonrası batarya değişimini hangi koşullarda ve hangi limitle karşılıyor?”
“Şarj kablosu ve wallbox hasar gördüğünde bu poliçe devreye giriyor mu?”
“Araç şarj ederken yangın çıkarsa, bu yangın teminat kapsamında mı?”
soruları geliyor.
Çünkü bazı poliçeler onarımı kapsarken bazıları değişim konusunda farklı şartlara sahip olabiliyor. Bazı poliçelerde ise belirli kilometre ve yıl sınırları bulunabiliyor.
Her kasko poliçesi elektrikli araçların batarya ve şarj sistemiyle ilgili risklerini yeterince karşılıyor mu?
Elektrikli araçlarda kasko ürünleri henüz gelişim sürecinde olduğu için poliçeler arasında kapsam farklılıkları bulunabiliyor.
Bu nedenle tüketicilerin yalnızca poliçe fiyatına değil, hangi risklerin gerçekten teminat altında olduğuna dikkat etmesi gerekiyor.
Batarya, şarj ekipmanları, hatalı şarj ve asist hizmetleri gibi başlıkların poliçe şartlarında açık şekilde değerlendirilmesi önem taşıyor.
Elektrikli araçlarda asist hizmetleri neden önemli hale geliyor?
Elektrikli araçlarda asist hizmetleri, klasik araçlardan farklı bir önem taşıyor.
Standart çekici hizmeti her zaman yeterli olmayabiliyor. Çünkü elektrikli araçlarda yanlış çekim yöntemleri elektrik motoruna veya araç bileşenlerine zarar verebilir.
Bu nedenle tablalı çekici veya tekerlek taşıyıcı (lift-ger) ekipmanlar önem kazanıyor.
Birçok standart kasko poliçesinde “çekici hizmeti” bulunmasına rağmen, bunun elektrikli araç için yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
Elektrikli araçlarda yol yardım hizmetlerinin geleceği nasıl şekillenecek?
Elektrikli araçlarda asist hizmetlerinin geleceğinde yalnızca çekici hizmeti değil, uygun şarj çözümü de önem kazanıyor.
Elektriği biten bir aracın en yakın uygun şarj noktasına yönlendirilmesi ve yerinde mobil şarj hizmetleri, elektrikli araç kullanıcıları için önemli ihtiyaçlar haline geliyor.
Tüketicilerin poliçe alırken:
Asist kapsamında tablalı çekici bulunuyor mu?
Şarj istasyonuna çekilme limiti nedir?
Mobil şarj hizmeti dahil mi?
sorularını mutlaka sorması gerekiyor.
Piyasa geliştikçe telematik tabanlı asist sistemlerinin de yaygınlaşması ve aracın şarj seviyesine göre en uygun çözümü otomatik olarak sunması bekleniyor.
Elektrikli araç sayısının artmasıyla sigorta ürünlerinde nasıl bir değişim bekleniyor?
Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte sigorta ürünleri de dönüşmeye devam edecek.
Araç kullanım verileri, batarya sağlığı ve sürüş alışkanlıkları üzerinden daha kişiselleştirilmiş sigorta modellerinin gelişmesi mümkün.
Elektrikli araç dönüşümü yalnızca otomobilleri değil, sigorta sektörünün riskleri değerlendirme biçimini de yeniden şekillendiriyor.
Geleceğin sigortası yalnızca kazadan sonra devreye giren bir güvence olmayacak; bataryayı, teknolojiyi ve kullanıcının yolculuğunu birlikte koruyan daha kapsamlı bir güvenlik sistemi haline gelecek.
Elektrikli araç çağında önemli olan yalnızca doğru aracı seçmek değil, doğru sigorta korumasını da seçmek olacak.