Küresel enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na alternatif güzergah arayışları hız kazanırken, bölgedeki yeni petrol hatları ve tedarik çeşitlendirme çalışmaları İran’ın enerji alanındaki stratejik etkisini yeniden gündeme getiriyor.
HÜRMÜZ’ÜN ENERJİDEKİ AĞIRLIĞI
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve LNG taşımacılığında kritik bir konumunu koruyor. 2025 yılında boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve küresel LNG ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturan 110 milyar metreküpün üzerinde gaz taşındı.
Ancak bölgedeki jeopolitik gerilimler, enerji ithalatçısı ülkeleri alternatif rotalara yönlendiriyor. Bu gelişmeler, Hürmüz’e olan bağımlılığın azaltılması için yeni projelerin hız kazanmasına sebep oluyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ ALTERNATİF PETROL HATLARINI GÜÇLENDİRİYOR
Suudi Arabistan, Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın kapasitesini artırmayı değerlendirirken, Birleşik Arap Emirlikleri de Füceyre üzerinden Hürmüz’ü devre dışı bırakabilecek yeni bağlantılar üzerinde çalışıyor.
Irak’ın Basra-Hadise hattı ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşan Kerkük-Ceyhan güzergahı da enerji taşımacılığında öne çıkan alternatifler arasında bulunuyor.
Uzmanlara göre bu hatlar Hürmüz’den geçen toplam petrol miktarının tamamını karşılayabilecek seviyede olmasa da bölgesel enerji güvenliğinde önemli bir seçenek oluşturuyor.
İRAN’IN HÜRMÜZ KOZU ZAYIFLIYOR MU?
İngiltere merkezli Iran Open Data Center Enerji ve Makroekonomi Masası Başkanı Dalga Hatinoğlu, Hürmüz Boğazı’nın uzun vadede küresel enerji ticareti açısından önemini koruyacağını ancak İran’ın geçmişteki stratejik avantajının aynı ölçüde devam etmeyebileceğini belirtti.
Hatinoğlu, alternatif güzergahların artmasının İran’ın boğaz üzerindeki etkisini azaltabileceğini ifade ederken, olası uzun süreli kesintilerin İran ekonomisi için de ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünün Hürmüz üzerinden gerçekleştiğine dikkat çeken Hatinoğlu, enerji akışındaki sorunların ülkenin dış ticaretini de olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
TÜRKİYE ENERJİ TRANSİTİNDE ÖNEM KAZANIYOR
Alternatif enerji koridorlarının gelişmesiyle Türkiye’nin bölgesel transit rolünün güçlenebileceği belirtiliyor.
Kerkük-Ceyhan hattının daha etkin kullanılması halinde Türkiye’nin Orta Doğu petrolünün küresel pazarlara ulaştırılmasında daha fazla sorumluluk üstlenebileceği ifade ediliyor.
Hatinoğlu, Türkiye’nin doğal gaz kaynaklarını çeşitlendirdiğini, Karadeniz’de yerli gaz üretimini artırdığını ve yenilenebilir enerji kapasitesini büyüttüğünü belirterek, ülkenin enerji arz güvenliği açısından daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.