Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Batarya şebeke sorununa tek başına çözüm değil

Batarya sistemleri enerji yönetiminde önemli rol oynarken şebeke kapasitesi sorununu tek başına ortadan kaldırmıyor. Saatlik mahsuplaşma ve tüketim profili ise GES yatırımlarında daha belirleyici hale geliyor.

ENERJİ DEPOLAMA 02.09.2026 13:30 Beyza Kum 165 okuma Okuma Süresi: 4 dk
Batarya şebeke sorununa tek başına çözüm değil
Paylaş:
N

Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarında depolama sistemlerinin ağırlığı artarken, GES projelerinde üretim kadar elektriğin hangi saatlerde tüketildiği de yatırım kararlarında daha fazla önem kazanıyor.

Global ENCO Proje Koordinatörü Reşat Demirbaş, depolamalı GES yatırımları, BESS entegrasyonu, Zero Export sistemleri ve saatlik mahsuplaşmanın sektöre etkilerini Enerji Haber’e değerlendirdi.

“BATARYAYI MUCİZEVİ ÇÖZÜM OLARAK GÖRMEMEK GEREKİYOR”

Depolamanın şebeke kapasitesi sorununu tek başına ortadan kaldırmayacağını belirten Demirbaş, bataryaların üretim profilinin yönetilmesi ve şebekeye verilen gücün kontrol edilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.

Demirbaş, “Bataryayı ‘mucizevi çözüm’ olarak görmemek gerekiyor. Depolama, üretim profilini yönetmek, pik saatleri dengelemek, öz tüketimi artırmak ve şebekeye verilen gücü daha kontrollü hale getirmek açısından çok önemli bir araç. Ancak fiziksel şebeke kapasitesi ihtiyacını her durumda ortadan kaldırmaz” dedi.

Bağlantı gücü, hat kapasitesi, kısa devre seviyesi veya trafo merkezinin fiziksel kapasitesi gibi temel kısıtların yalnızca batarya eklenerek çözülemeyeceğini ifade eden Demirbaş, depolama sistemlerinin projenin elektrik altyapısını da daha kapsamlı hale getirdiğini belirtti.

BESS ilavesinin ilk yatırım maliyetini artırdığına da dikkat çeken Demirbaş, “Yani ilk yatırım maliyeti artıyor; fakat doğru tasarlanırsa sistemin enerji yönetimi ve ekonomik performansı açısından önemli bir değer yaratabiliyor. Burada önemli olan bataryayı sonradan projeye eklenen bir ekipman olarak değil, santralin elektrik mimarisinin başlangıçtan itibaren bir parçası olarak tasarlamak” ifadelerini kullandı.

ZERO EXPORT SANAYİ TESİSLERİ İÇİN SEÇENEK OLABİLİR

Sanayi tesislerinde GES’in doğrudan öz tüketime yönelik tasarlanmasının şebekeye bağımlılığı azaltabileceğini belirten Demirbaş, “Özellikle elektrik tüketimi yüksek ve gün içinde düzenli çalışan fabrikalarda, GES’in doğrudan öz tüketimi karşılayacak şekilde tasarlanması şebekeye bağımlılığı azaltabilir” dedi.

Zero Export sistemlerinde üretimin tesisin anlık tüketimine göre kontrol edilerek şebekeye enerji aktarımının sınırlandırılabildiğini aktaran Demirbaş, bu çözümün her tesis için aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Tesisin yük profili, mevcut bağlantı gücü, koruma sistemi ve saatlik tüketim karakterinin yatırım kararı öncesinde analiz edilmesi gerektiğini belirtti.

Demirbaş, “Bizim yaklaşımımız önce fabrikanın enerji profilini çıkarmak, ardından GES + enerji yönetimi + gerekiyorsa depolama kombinasyonunu optimize etmek” ifadelerini kullandı.

BESS ENTEGRASYONUNDA SİSTEMİN TAMAMI BİRLİKTE TASARLANMALI

Depolamalı GES ve RES projelerinde BESS’in yalnızca batarya hücrelerinden oluşan bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Demirbaş, şebeke entegrasyonunun farklı elektrik ve kontrol sistemlerini birlikte ele almayı gerektirdiğini söyledi.

Demirbaş, “Depolama projelerinde bizim için en önemli avantaj, BESS’i yalnızca bir batarya ürünü olarak görmememiz. Bir batarya sisteminin şebekeye entegrasyonu; batarya hücrelerinden ibaret değil. PCS, MV sistemleri, güç trafoları, koruma-kumanda, EMS, SCADA, haberleşme, yangın güvenliği ve şebeke uyumluluğu birlikte tasarlanmalı” dedi.

Global ENCO’nun trafo merkezi, yüksek gerilim, yenilenebilir enerji ve EPC tarafındaki deneyiminin BESS entegrasyonunda avantaj sağladığını belirten Demirbaş, grup bünyesinde enerji depolama alanında faaliyet gösteren StorageX Energy’nin bulunmasının da teknik ve tedarik kabiliyetlerini desteklediğini kaydetti.

SAATLİK MAHSUPLAŞMA GES FİZİBİLİTESİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşmayla birlikte üretim ve tüketimin aynı saat içerisindeki ilişkisi yatırımcılar açısından daha önemli hale geldi.

Saatlik mahsuplaşmanın bütün tesisleri aynı şekilde etkilemeyeceğini belirten Demirbaş, “Bu değişiklik bütün tesislerin geri dönüş süresini aynı oranda uzatacak demek doğru olmaz. Tesisin tüketim profiline göre etki ciddi şekilde değişiyor” dedi.

Gündüz saatlerinde yoğun çalışan sanayi tesislerinde GES üretiminin doğrudan tüketime denk gelmesi nedeniyle etkinin daha sınırlı kalabileceğini ifade eden Demirbaş, üretimin gündüz gerçekleştiği ancak tüketimin önemli bölümünün akşam saatlerine kaydığı tesislerde ekonomik modelin yeniden hesaplanması gerektiğini söyledi.

Demirbaş, “Artık bir GES fizibilitesinde sadece ‘yıllık kaç MWh üretir?’ sorusunu sormak yeterli değil. ‘Üretilen enerjinin ne kadarı hangi saatte tüketiliyor?’ sorusunun da cevaplanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

ENERJİ YÖNETİMİ VE OTOMASYONUN ÖNEMİ ARTIYOR

Saatlik mahsuplaşmanın mühendislik yaklaşımını da değiştirdiğini belirten Demirbaş, GES’in artık yalnızca elektrik üreten bir tesis olarak değil, tüketim profiliyle birlikte çalışan bir enerji sistemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirbaş, “En önemli değişiklik, GES’i sadece elektrik üreten bir tesis olarak değil, tüketim profiliyle birlikte çalışan bir enerji sistemi olarak değerlendirmek. Saatlik mahsuplaşma sonrasında enerji yönetim sistemi, sayaç verileri, SCADA, inverter kontrolü ve gerektiğinde BESS’in birlikte çalışması daha önemli hale geldi. Özellikle sanayi tesislerinde önce saatlik tüketim eğrisini analiz ediyoruz. Daha sonra GES’in kurulu gücünü, inverter davranışını, gerekiyorsa Zero Export kontrolünü ve batarya kapasitesini bu profile göre değerlendiriyoruz” dedi.

Bu yaklaşımın yeni bir teknolojiden çok doğru mühendislik ve otomasyon tasarımıyla ilgili olduğunu ifade eden Demirbaş, “Bunun bir ‘radikal teknoloji’den ziyade doğru mühendislik ve otomasyon yaklaşımı olduğunu düşünüyorum. Çünkü yeni dönemde en değerli enerji, sadece üretilen enerji değil; üretildiği anda doğru yerde ve doğru şekilde kullanılabilen enerji” diye konuştu.

GLOBAL ENCO BÖLGESEL PAZARLARA ODAKLANIYOR

Global ENCO’nun gelecek dönem hedeflerine de değinen Demirbaş, Türkiye’de edinilen yüksek gerilim, yenilenebilir enerji ve EPC deneyimini farklı coğrafyalara taşımayı hedeflediklerini belirtti. Şirketin Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Irak ve farklı coğrafyalarda faaliyet gösterdiğini aktardı.

Demirbaş, “Önümüzdeki beş yıldaki hedefimiz yalnızca kurulu MW sayısını artırmak değil; yenilenebilir enerji, yüksek gerilim altyapısı, depolama ve enerji altyapısını birlikte sunabilen, Türkiye’den bölgesel pazarlara açılan güçlü bir EPC markası olmak. Kısacası hedefimiz ‘daha fazla proje yapmak’ kadar, daha yüksek katma değerli ve daha kompleks projeleri yönetebilen bir mühendislik şirketi haline gelmek” ifadelerini kullandı.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Beyza Kum
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Türkiye’de ilk mobil hibrit modül Astor Enerji’den
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Türkiye’de ilk mobil hibrit modül Astor Enerji’den
WhatsApp
İhbar Hattı