Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Hidrojende 70 GW hedefine giden yol

Türkiye'nin 2053 yılı için belirlediği 70 GW elektrolizör kapasitesi hedefinde üretim maliyetleri, mevcut enerji altyapısı ve hidrojen talebinin geliştirilmesi öne çıkıyor. Hedefe ulaşmak için üç somut öneri gündemde.

YENİLENEBİLİR ENERJİ 25.10.2026 13:52 Beyza Kum Okuma Süresi: 6 dk
Hidrojende 70 GW hedefine giden yol
Paylaş:
N

Türkiye, hidrojen üretim kapasitesini 2030'da 2 GW'a, 2035'te 5 GW'a ve 2053'te 70 GW'a çıkarmayı hedefliyor. Ancak bu büyüme yalnızca yeni üretim tesislerinin kurulmasına bağlı değil. Hidrojenin sanayide kullanılması, depolanması, taşınması ve uluslararası pazarlara ulaştırılması da uzun vadeli planlamanın parçalarını oluşturuyor.

Uluslararası Hidrojen Enerjisi Derneği (IAHE) Başkanı Dr. Ayfer Veziroğlu, Enerji Haber ile paylaştığı değerlendirmelerde Türkiye'nin hidrojen alanındaki fırsatlarını, enerji güvenliğini ve hedeflere ulaşmak için atılması gereken adımları ele aldı. Miami Üniversitesi Kimya, Çevre ve Malzeme Mühendisliği Bölümünde ders veren Veziroğlu, hidrojenin önemini şu sözlerle anlattı:

“Hidrojen enerji güvenliğini de güçlendirir. Ülkelerin yakıt ithal etmek yerine kendi güneş, rüzgar, nükleer ve diğer yerli kaynaklarından enerji üretmesini sağlar. Depolanabildiği için şebekenin zorlandığı dönemlerde kullanılabilir ve elektriğin tek başına ulaşamadığı sektörlere temiz enerji götürür.”

TÜRKİYE'NİN 2053 HEDEFİ 70 GW

Türkiye'nin Ocak 2023'te yayımlanan Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası'na dikkat çeken Veziroğlu, ülkenin hidrojen alanında belirlenmiş uzun vadeli hedeflere sahip olduğunu aktardı.

Ulusal stratejide elektrolizör kapasitesinin 2030 yılına kadar 2 GW'a, 2035 yılına kadar 5 GW'a ve 2053 yılına kadar 70 GW'a ulaşması öngörülüyor.

Bu rakamlar doğrudan üretilen hidrojen miktarını değil, elektrik kullanarak sudan hidrojen elde eden elektrolizörlerin kurulu kapasitesini ifade ediyor.

Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefini hidrojen stratejisinin uzun vadeli dayanaklarından biri olarak gösteren Veziroğlu, enerji dönüşümünü yönlendiren unsurları hakkında şunları söyledi:

“Dönüşümü üç güç yönlendiriyor: emisyonları azaltmaya yönelik küresel kararlılık, üretim ve depolama teknolojilerindeki ilerlemeler ve dünya genelinde artan politika destekleri.”

HİDROJEN MALİYETİNDE 2,4 DOLAR HEDEFİ

Türkiye'nin hidrojen stratejisinde üretim kapasitesinin artırılması kadar maliyetlerin düşürülmesi de yer alıyor.

Veziroğlu'nun aktardığı ulusal hedeflere göre, yeşil hidrojen üretim maliyetinin 2035 yılına kadar kilogram başına 2,4 dolara, 2050'li yıllarda ise bu seviyenin yaklaşık yarısına indirilmesi amaçlanıyor.

Yeşil hidrojen, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan elektrik kullanılarak suyun elektrolizi yoluyla üretiliyor. Elektrik maliyeti, elektrolizör teknolojisi ve tesislerin çalışma koşulları üretim maliyetini etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.

Hidrojenin sanayide daha geniş kullanım alanı bulabilmesi için üretim kapasitesindeki artışın maliyet hedefleriyle birlikte ilerlemesi gerekiyor.

TÜRKİYE'NİN ENERJİ ALTYAPISI HİDROJEN İÇİN AVANTAJ

Dr. Ayfer Veziroğlu, Türkiye'nin mevcut doğal gaz altyapısının hidrojen taşımacılığı için önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekerek: “Türkiye'nin geniş gaz transit ağı (TANAP, TürkAkım, Mavi Akım), hidrojene özel hatlara kademeli dönüşüm için avantaj sağlayarak yeni altyapıya kıyasla sermaye maliyetlerini düşürür” ifadelerini kullandı.

Veziroğlu'nun değerlendirmesinde, doğal gaz hatlarına düşük oranlarda hidrojen karıştırılmasının uygulanabilen bir yöntem olduğu, ancak saf hidrojen taşımacılığına geçişte kompresörlerin, vanaların ve boru bileşenlerinin geliştirilmesi gerektiği de yer alıyor.

Hidrojenin bazı metallerde oluşturabildiği gevrekleşme ile sızıntı ve basınç risklerine karşı hidrojene özel güvenlik düzenlemeleri, izleme sistemleri ve uluslararası standartlarla uyumlu sertifikasyon öngörülüyor.

YERLİ KAYNAKLARLA HİDROJEN ÜRETİMİ

Dr. Ayfer Veziroğlu, Türkiye'nin güneş, rüzgar ve jeotermal enerji kaynaklarının büyük ölçekli yeşil hidrojen üretimi için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Anadolu'nun farklı bölgelerindeki yenilenebilir enerji potansiyelinin değerlendirilmesiyle ithal fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılabileceğine dikkat çeken Veziroğlu, hidrojenin yerli enerji kaynaklarınınfarklı alanlarda kullanılmasını sağlayan bir enerji taşıyıcısı olduğunu anlattı. Veziroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Çalışmalarımızın merkezindeki fikir basittir. Suyu ve tercihen yenilenebilir bir birincil enerji kaynağını kullanarak hidrojen üretiriz. Hidrojen bu enerjiyi santrallere, araçlara, evlere ve fabrikalara taşır; kullanıldığında yeniden suya döner. Bu, kapalı ve temiz bir döngüdür.”

“TALEBİ GÜVENCEYE ALIN”

Veziroğlu, hidrojen ekonomisinin geliştirilmesi için politika yapıcılara üç somut öneride bulundu. Bunların ilki, üretilecek hidrojen için uzun vadeli talep oluşturulması. Veziroğlu şunları dile getirdi:

“ Uzun vadeli alım sözleşmeleri ve kamu alımlarıyla üreticilere istikrarlı nakit akışı sağlayın.”

Veziroğlu bu öneriyle  hidrojen üreticilerinin yalnızca tesis kurmaya değil, üretecekleri hidrojenin satışını da uzun vadeli olarak planlayabilmesine dikkat çekti.

Alım sözleşmeleri ve kamu alımları, hidrojen üretiminin yaygınlaştırılmasında talep oluşturabilecek ve yatırımcıların gelecekteki gelirlerini daha öngörülebilir hale getirebilecek araçlar arasında bulunuyor.

“MEVCUT ALTYAPIYI KULLANIN”

Veziroğlu'nun ikinci önerisi, hidrojen üretim ve dağıtım merkezlerinin mevcut sanayi ve enerji altyapısından yararlanılarak kurulması oldu.

Veziroğlu, “Hidrojen merkezlerini boru hatları, limanlar ve yer altı depolama deneyimi olan sanayi bölgelerinde kurun” dedi.

Bu yaklaşım, hidrojen üretiminin tüketim merkezleriyle birlikte planlanmasını esas alıyor.

Sanayi bölgelerinin, limanların ve depolama imkanlarının birlikte değerlendirilmesi, hidrojenin üretildiği yerden kullanılacağı tesise ulaştırılmasında yeni bağlantıların kurulmasını kolaylaştırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

“TEMİZ OLANI ÖLÇÜN”

Dr. Ayfer Veziroğlu, hidrojenin çevresel etkilerinin yalnızca kullanım aşamasında değil, üretimden son kullanıma kadar bütün süreçlerde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek: “Metan kaçakları, hidrojen sızıntıları ve azot oksidi kapsayan yaşam döngüsü hesabıyla sertifikasyon kurun” ifadelerini kullandı.

Hidrojenin üretildiği kaynak ve kullanılan yöntem, çevresel etkilerin belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Veziroğlu, Türkiye'nin hidrojen üretimi, taşımacılığı ve sınır ötesi ticaretine ilişkin düzenlemelerini Avrupa Birliği ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmesini önerdi.

GÜNEY MARMARA'DA HİDROJEN VADİSİ

Türkiye'de hidrojen üretimi ve kullanımının birlikte geliştirilmesine yönelik çalışmalar arasında HYSouthMarmara projesi de bulunuyor.

Veziroğlu, Türkiye'nin ilk hidrojen vadisi olarak tanımlanan HYSouthMarmara'yı ülkenin hidrojen alanındaki gelişmeleri arasında gösterdi.

Paylaştığı proje bilgilerine göre HYSouthMarmara'nın bütçesi 36,8 milyon avro, planlanan uygulama süresi ise beş yıl.

Hidrojen vadisi modeli, belirli bir bölgede hidrojen üreticilerinin, tüketicilerinin, araştırma kuruluşlarının ve altyapı imkanlarının bir araya getirilmesini amaçlıyor.

Türkiye'nin hidrojen alanındaki çalışmalarına da değinen Veziroğlu, Temmuz 2025'te kabul edilen İklim Kanunu ile hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine sağlanan desteğe dikkat çekti. Türkiye'nin 2025 yılında Umman ve Mısır'la hidrojen alanında geliştirdiği iş birliklerini de bu süreçte atılan adımlar arasında gösterdi.

TÜRKİYE İÇİN AVRASYA HİDROJEN KORİDORU ÖNERİSİ

Dr. Ayfer Veziroğlu, Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasındaki coğrafi konumunu hidrojen ticaretinde değerlendirmesini önerdi. Mevcut boru hattı ağı, yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji ticaretindeki deneyimin Türkiye'ye bölgesel bir hidrojen merkezi olma fırsatı sunduğunu belirtti.

Veziroğlu, Türkiye'nin izlemesi gereken yolu şu ifadelerle ortaya koydu:

“Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında bir hidrojen ticaret merkezi haline gelmek için boru hattı ağını, coğrafi konumunu ve yenilenebilir kaynak tabanını kullanmalı; bölgedeki güçlü hidrojen teknolojisine sahip ülkelerle ortaklaşa bir Avrasya H2 Koridoru kurmalıdır.”

Bu hedef doğrultusunda AB, Körfez ülkeleri ve Orta Asya'daki üreticilerle stratejik ortaklıklar geliştirilmesini öneren Veziroğlu, ülkeler arasında düzenli bilgi alışverişi için diplomatik ve teknik kanallar kurulmasını da gündeme getirdi.

Ortak araştırma ve geliştirme çalışmaları, teknoloji paylaşımı, altyapı yatırımları ve uluslararası hidrojen standartlarına aktif katılım, Türkiye için önerdiği diğer iş birliği alanları arasında yer aldı.

ARAŞTIRMA MERKEZLERİ VE İNSAN KAYNAĞI

Dr. Ayfer Veziroğlu, Türkiye'nin hidrojen alanındaki güçlü yönleri arasında üniversitelerin ve araştırma merkezlerinin bilimsel birikimini de gösterdi. Niğde'deki T. Nejat Veziroğlu Temiz Enerji Merkezi'ni bu alandaki araştırma altyapısına örnek verdi.

Veziroğlu'nun akademi için üç önerisi bulunuyor: Enerji mühendisliği eğitiminin geliştirilmesi, araştırma merkezlerinin güçlendirilmesi ve küresel bilimsel ağlara katılımın artırılması.

Türkiye'nin uluslararası hidrojen çalışmalarında daha etkin yer alabilmesi için Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), Hydrogen Council ve Uluslararası Hidrojen Enerjisi Derneği (IAHE) gibi kuruluşlarla iş birliği yapılmasını öneren Veziroğlu, sanayi, üniversiteler ve kamu kurumlarının ortak araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarında buluşmasını da destekliyor.

Türkiye'nin hidrojen alanındaki geleceğini yalnızca yeni üretim tesislerine değil, bilimsel araştırmalara, yetişmiş insan kaynağına ve uluslararası ortaklıklara da bağlayan Veziroğlu'nun yaklaşımında iş birliği öne çıkıyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Beyza Kum
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
COP31’in özel şarkısı “Let’s COP” yayınlandı!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
COP31’in özel şarkısı “Let’s COP” yayınlandı!
WhatsApp
İhbar Hattı