Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde yayımlanan iki bilimsel rapor, küresel ısınmanın buzullar üzerindeki uzun vadeli etkilerini gündeme taşıdı. Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi (ICCI), sıcaklık artışının 1,5 dereceyi aşmasının kutup buzulları, dağ buzulları ve donmuş topraklarda geri döndürülmesi güç kayıplara neden olabileceği uyarısında bulundu.
2 Kasım 2026'da yayımlanan raporlara göre küresel sıcaklıkların ilerleyen yıllarda yeniden düşmesi, daha önce kaybedilen buzun kısa sürede geri kazanılacağı anlamına gelmiyor. Araştırmalarda, mevcut ısınma seviyesinin bile dünyanın buzla kaplı bölgeleri açısından güvenli olmadığı vurgulandı.
BUZULLAR İÇİN 1,5 DERECE BİLE GÜVENLİ DEĞİL
ICCI tarafından yayımlanan Overshoot and the Cryosphere: Averting Global Meltdown ve State of the Cryosphere 2026: The Cost of Overshoot raporları, küresel ısınmanın buz ve kar örtüsü üzerindeki etkilerini ele aldı.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ile koordinasyon içinde hazırlanan ilk rapora 80'den fazla kutup ve dağ bilimcisi katkı sağladı.
Araştırmalarda, Paris Anlaşması'nın 1,5 derecelik sıcaklık hedefinin buzulların uzun vadeli korunması açısından güvenli bir sınır olmadığı belirtildi.
ICCI'ye göre dünyanın buzla kaplı alanlarının korunabilmesi için küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme kıyasla 1 dereceye yakın veya bunun altında tutulması gerekiyor.
SICAKLIKLAR DÜŞSE BİLE BUZ KAYBI SÜREBİLİR
Raporlarda, küresel sıcaklık artışının belirlenen hedefleri geçici olarak aşmasının da uzun süreli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.
Bilim insanlarına göre sıcaklıkların 1,5 derecenin üzerine çıkıp daha sonra yeniden düşmesi, bu süreçte oluşan buz kayıplarının tamamen telafi edileceği anlamına gelmiyor.
Bazı deniz buzları ve buzullar sıcaklıkların düşmesiyle yeniden büyümeye başlayabilse de toparlanma sürecinin onlarca, hatta yüzlerce yıl sürebileceği belirtiliyor.
Buz tabakaları ve donmuş topraklarda meydana gelen bazı değişimlerin ise büyük ölçüde geri döndürülemez olabileceği değerlendiriliyor.
DENİZ SEVİYESİNDE YÜZYILLARA YAYILAN YÜKSELME RİSKİ
ICCI'nin değerlendirmesinde, kutuplardaki buz tabakalarının uzun vadeli geri çekilmesinin deniz seviyesinde birkaç metreyi bulabilecek yükselmeye yol açabileceği ifade edildi.
Ancak bu yükselmenin yüzyıllara yayılan bir süreç olduğu vurgulandı.
Raporda, sera gazı emisyonlarının hızla azaltılmasının deniz seviyesindeki yükselmeyi tamamen durduramasa da artış hızını sınırlayabileceği belirtildi.
Bu durumun kıyı bölgelerinin iklim değişikliğine uyum sağlaması açısından önem taşıdığı kaydedildi.
TÜRKİYE'DEKİ BUZUL ALANI YARIDAN FAZLA AZALDI
COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'deki buzulların geçmiş yıllarda yaşadığı kayıp da araştırmalarda öne çıkan konular arasında yer aldı.
Ege Üniversitesi ve NASA araştırmacılarının 2015 yılında yayımladığı uydu çalışmasına göre Türkiye'nin toplam buzul alanı, 1970'lerde yaklaşık 25 kilometrekare seviyesindeyken 2012-2013 döneminde 10,85 kilometrekareye geriledi.
Bu süreçte beş buzulun tamamen ortadan kalktığı belirlendi.
Araştırmacılar, buzul kayıplarını özellikle yaz aylarındaki en düşük sıcaklıkların yükselmesiyle ilişkilendirdi.
Söz konusu rakamlar geçmiş dönemlere ait uydu ölçümlerini yansıtıyor ve Türkiye'nin 2026 yılındaki güncel buzul alanını göstermiyor.
KAR ÖRTÜSÜNDEKİ AZALMA SU KAYNAKLARINI ETKİLEYEBİLİR
ICCI'nin 2026 raporunda, dağ buzullarının küçülmesi ve kar örtüsünün azalmasının su kaynakları açısından oluşturduğu risklere de yer verildi.
Kar kuraklığının yaygınlaşmasıyla dağlardan beslenen bölgelerde su kıtlığı ve sel gibi afetlerin daha büyük bir sorun hâline gelebileceği belirtildi.
İsviçre'deki buzulların son beş yılda buz hacimlerinin yaklaşık yüzde 20'sini kaybetmesi, raporda değerlendirilen örneklerden biri oldu.
Buzul ve kar örtüsündeki değişimlerin su yönetimi, tarımsal faaliyetler ve hidroelektrik enerji planlaması açısından da izlenmesi gerektiği vurgulandı.
DONMUŞ TOPRAKLARIN ÇÖZÜLMESİ EMİSYONLARI ARTIRABİLİR
Küresel ısınmanın etkilediği alanlardan biri de permafrost olarak adlandırılan kalıcı donmuş topraklar.
Raporlara göre bu alanların çözülmesi, toprakta depolanan karbonun atmosfere salınmasına neden olabiliyor.
Ortaya çıkan ilave emisyonların küresel sıcaklık artışını besleyebileceği, bunun da gelecekte atmosferden uzaklaştırılması gereken karbon miktarını artırabileceği belirtiliyor.
EMİSYONLARIN HER YIL YÜZDE 5 AZALTILMASI ÖNERİLDİ
ICCI, buzullardaki kayıpların sınırlandırılması için küresel sera gazı emisyonlarının gecikmeden azaltılması gerektiğini bildirdi.
Raporlarda emisyonların her yıl en az yüzde 5 düşürülmesi ve yüzyılın ortasına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşılması önerildi.
Metan ve siyah karbon emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması ve iklim değişikliğine uyum finansmanının artırılması da öneriler arasında yer aldı.
Bu hedefler, bilimsel raporlarda sunulan politika önerileri niteliğinde olup COP31 kapsamında alınmış bir karar veya Türkiye'ye yönelik yeni bir yükümlülük anlamına gelmiyor.
RAPORLAR COP31 MÜZAKERELERİNE SUNULACAK
Antalya'da 9 Kasım'da başlayacak COP31 öncesinde hazırlanan çalışmaların, iklim müzakerelerinde buzulların korunması ve küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması konularına katkı sağlaması amaçlanıyor.
ICCI, sıcaklık hedeflerinin aşılacağı sürenin mümkün olduğunca kısa tutulması gerektiğini belirterek sera gazı emisyonlarının azaltılmasında yaşanacak gecikmelerin uzun vadeli buz kayıplarını artırabileceği uyarısında bulundu.