Bir zamanlar veri depolamak için kullanılan CD'ler insan büstüne, elektronik devre kartları tarihi bir katedralin maketine, plastik poşetler ise kanatlarını açmış bir Simurg'a dönüştü. Hurda metallerden yapılan balık heykelleri deniz kirliliğini, eski kumaşlardan hazırlanan çalışmalar ise hem çevresel sorunları hem de toplumsal meseleleri anlattı.
Sıfır Atık Vakfı ile Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğinde gerçekleştirilen “Atığın Hikayesi: Sıfır Atık Sanat Yarışması”, kullanım dışı kalan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine yönelik farklı yaklaşımları bir araya getirdi.
Enerji Haber'in Sıfır Atık Vakfı'na gerçekleştirdiği ziyarette, yarışma kapsamında hazırlanan eserler yerinde incelendi. Vakfın Proje Yöneticisi Asistanı Başak Dağlıoğlu, yarışmanın çıkış noktasını, katılım sürecini ve sıfır atık anlayışının yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri anlattı.
BİN 591 BAŞVURU, 6 FARKLI ATIK KATEGORİSİ
Türkiye genelinde 15 yaş ve üzerindeki bireylerin katılımına açık olarak düzenlenen yarışmaya toplam bin 591 eser başvurusu yapıldı.
Yarışma plastik, cam, metal, kağıt, tekstil ve ahşap olmak üzere 6 kategoride gerçekleştirildi. Katılımcılardan atık malzemeleri yeniden değerlendirerek özgün, yenilikçi ve çevresel duyarlılığı yansıtan eserler hazırlamaları istendi.
Başvurular seçici kurul tarafından özgünlük, estetik değer, malzeme kullanımındaki yenilikçilik, teknik uygulama, kompozisyon, temaya uygunluk ve çevresel mesajın gücü olmak üzere yedi kriter doğrultusunda değerlendirildi.
Yarışmada sanatçıların yanı sıra öğrenciler, öğretmenler, mühendisler ve farklı meslek gruplarından katılımcıların çalışmaları da yer aldı. Böylece atıkların yeniden kullanımı yalnızca profesyonel sanatçıların değil, farklı alanlarda çalışan bireylerin de üretim konusu haline geldi.

ELEKTRONİK ATIKLARDAN KATEDRAL
Elektronik atıklar da yarışmadaki dikkat çekici malzemeler arasında yer aldı. Arife Yıldız Keçeci, kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazlardan elde edilen devre kartları, kablolar ve metal parçaları kullanarak “Floransa Katedrali” adlı çalışmayı hazırladı.
Katedralin mimari yapısı, elektronik bileşenlerin bir araya getirilmesiyle yeniden oluşturuldu. Eser, teknoloji ürünlerinin kullanım ömrü sona erdiğinde ortaya çıkan atıkların farklı amaçlarla değerlendirilebileceğini gösterirken, elektronik tüketimin çevresel boyutuna da dikkat çekti.

ENDÜSTRİYEL ATIKLARDAN HEYKEL YAPILDI
Yarışmada yalnızca evsel atıklar değil, üretim süreçlerinden ve endüstriyel faaliyetlerden kalan malzemeler de kullanıldı.
Elektrik-elektronik mühendisi Ayşegül Akçay Uçak, görev yaptığı endüstriyel tesiste kağıt öğütme makinesinden çıkan kullanılmış ofis belgelerini “Kendin Oku” adlı eserinde değerlendirdi.
Öğütülmüş kağıtlar suyla yumuşatılarak liflerine ayrıldı, ardından bağlayıcı malzemeyle kağıt hamuruna dönüştürüldü. Geri dönüştürülmüş kartonlardan oluşturulan iç iskelet üzerine uygulanan hamurla insan büstü hazırlandı.Eser, kullanım ömrünü tamamlayan ofis kağıtlarının sanatsal üretimde yeniden kullanılmasına örnek oluşturdu.

TEKSTİL VE AHŞAP ATIKLARINDAN ‘’SESSİZ ÇIĞLIK’’
Tekstil sanatçısı Semih Beceren'in “Sessiz Çığlık” adlı çalışması, kullanılmayan giysilerden, terzilerden ve tekstil atölyelerinden elde edilen kumaş parçalarıyla hazırlandı.
Kumaşların mozaik kolaj tekniğiyle bir araya getirildiği eser, savaşların ve göçlerin ortasında kalan çocukların yaşadıklarına dikkat çekiyor. Böylece atık tekstil malzemeleri, çevresel bir mesajın yanı sıra toplumsal bir anlatımın da parçası haline geldi.
Ahşap atıklar kategorisinde ise Melisa Pamuk'un “Kendi Zehrinde” adlı çalışması öne çıkan örneklerden biri oldu. Atıl durumdaki ahşap kütük, endüstriyel atık metal teller ve siyah plastik çöp poşetleri kullanılarak hazırlanan akrep figürü, insanın tüketim alışkanlıklarıyla doğaya verdiği zararı simgeledi.
Farklı malzemelerin bir araya getirildiği bu çalışmalar, yeniden kullanımın yalnızca aynı tür atıkların değerlendirilmesiyle sınırlı olmadığını da gösterdi.

Fırat Karapınar-ALA GEYİK
“ATIKLAR SANATSAL VE ESTETİK DEĞERE DÖNÜŞEBİLİR”
Sıfır Atık Vakfı Proje Yöneticisi Asistanı Başak Dağlıoğlu, yarışmanın çevre bilincini sanatın dönüştürücü gücüyle buluşturmak amacıyla hayata geçirildiğini belirterek, çalışmanın temel hedefini şu sözlerle anlattı:
“Sıfır Atık Vakfı ve Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğinde düzenlediğimiz yarışmayla, atıkların yalnızca bertaraf edilmesi gereken materyaller olmadığını, doğru bir yaklaşımla sanatsal ve estetik değere dönüştürülebileceğini ortaya koymayı hedefledik. Yarışmanın yalnızca atık malzemelerden eser üretilmesine değil, toplumun bu malzemelere bakışının değişmesine de katkı sunmasını amaçladık. Sanat, çevresel farkındalığı geniş kitlelere ulaştırabilecek bir araçtır.”
Gülçim Sökücü-MUKADDES DÖNGÜ
SERGİDEKİ ESERLER EĞİTİM ÇALIŞMALARINDA DA KULLANILACAK
Yarışma kapsamında seçilen eserler “Atığın Hikayesi Sergisi” aracılığıyla sanatseverlerle buluşturuldu.
Dağlıoğlu, çalışmaların sergiyle sınırlı kalmamasını hedeflediklerini belirterek eserlerin eğitim, tanıtım ve dijital iletişim faaliyetleriyle daha geniş kitlelere ulaştırılmasının planlandığını aktardı.
Bu yaklaşımda, eserlerin yalnızca görsel özelliklerinin değil, kullanılan atık malzemelerin geçmişinin ve yeniden değerlendirilme biçimlerinin de topluma anlatılması amaçlanıyor.
Vakfın hedefi, sıfır atık yaklaşımını yalnızca bir atık yönetimi uygulaması olarak değil, günlük yaşamda üretim ve tüketim alışkanlıklarını etkileyen bir kültür olarak yaygınlaştırmak.
“TOPLUMUN HER KESİMİNİN KATKISI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
Dağlıoğlu, sıfır atık anlayışının kalıcı hale gelmesi için toplumun farklı kesimlerinin sürece katılması gerektiğine dikkat çekti.
Dağlıoğlu, yarışmanın uzun vadeli amacını şu sözlerle değerlendirdi:
“Sıfır atık yaklaşımının kalıcı bir yaşam kültürüne dönüşmesinde toplumun her kesiminin katkısı büyük önem taşıyor. Bu yarışmayla, atıkların yeni bir değere dönüşebileceğini sanatın diliyle anlatırken daha sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluk bilincini güçlendirmeyi amaçladık.”
Atıkların yeniden kullanılması, ürünlerin kullanım ömrünün uzatılması ve malzemelerin yeniden değerlendirilmesi, doğal kaynakların korunmasına yönelik yaklaşımlar arasında yer alıyor.
“Atığın Hikayesi” kapsamında hazırlanan eserler de plastikten metale, tekstilden elektronik bileşenlere kadar farklı malzemelerin yeni kullanım alanları bulabileceğini gösteriyor. Yarışmanın çevresel mesajı ise sanat eserlerinin ötesine geçerek tüketim alışkanlıklarının sorgulanmasına ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına odaklanıyor.