Türkiye Yeşilay Cemiyeti, “Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu” ile “Yeşilay Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması”nın sonuçlarını İstanbul’da açıkladı.
Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleştirilen toplantıda, bağımlılık yapıcı maddelerin atık sular yoluyla çevreye ulaşmasının oluşturabileceği riskler ele alındı.
BAĞIMLILIĞIN ÇEVRESEL BOYUTU ÖNE ÇIKTI
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılığın yalnızca bireysel sağlık sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Dinç, bağımlılığın toplumsal güven, huzur ve asayişin yanı sıra çevre üzerinde de etkiler oluşturduğunu belirtti.
“Bağımlılık, sadece bir kişiyi ilgilendirmiyor. Bağımlılık, sadece toplumu ilgilendirmiyor. Bağımlılık, aynı zamanda uçan kuşu ilgilendiriyor, yüzen balığı ilgilendiriyor, ormandaki ağacı ilgilendiriyor, kırdaki çiçeği ilgilendiriyor.” diyen Dinç, çevresel etkilerin de bağımlılıkla mücadele politikalarına dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
ENDÜSTRİNİN SORUMLULUĞUNA DİKKAT ÇEKTİ
Dinç, bağımlılık yapıcı ürün ve hizmetlerin yol açtığı çevresel zararların giderilmesinde endüstrinin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
“Bağımlılık yapıcı ürün ve hizmetlerden kaynaklanan çevresel zararların giderilme maliyetlerinde endüstrinin muhakkak sorumlu kalması gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullanan Dinç, atık, su, çevre ve sağlık verilerine dayalı bir izleme ve erken uyarı sisteminin oluşturulması gerektiğini belirtti.
Dinç ayrıca çevresel zararların mevzuatta açık biçimde tanımlanmasını ve ihlaller karşısında yaptırım uygulanmasını istediklerini söyledi.
7 ATIK SU ARITMA TESİSİ İNCELENDİ
Araştırma, Antalya, Adana, İzmir, İstanbul, Samsun ve Trabzon’un da aralarında bulunduğu illerdeki 7 farklı atık su arıtma tesisinde yürütüldü.
Çalışmada tesislerin farklı arıtma süreçlerine sahip olması ve arıtılmış suların farklı alıcı ortamlara verilmesi dikkate alındı.
PSİKOAKTİF MADDE KALINTILARI ARAŞTIRILDI
Araştırma kapsamında tesislerin giriş ve çıkış sularından alınan örneklerde çeşitli sentetik uyuşturucu türleri, alkolle ilişkili maddeler, nikotin ve kafein kalıntıları incelendi.
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel, biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila 100’ünün sudan uzaklaştırıldığını söyledi.
Ön arıtma uygulanan tesislerde ise bu oranın oldukça düşük kaldığı belirtildi.
BAZI MADDELER ARITMA SONRASI DA SUDA KALABİLİYOR
Araştırmada bazı maddelerin arıtma işlemi sonrasında da suda bulunabildiği tespit edildi.
Doç. Dr. Güzel, çevrenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Çevreyi sadece tek boyutlu olarak görmemek lazım, çevre bir bütündür ve bütün etmenler birbiriyle ilişki halindedir.” dedi.
Güzel, sucul canlıların insanlar tarafından tüketildiğini hatırlatarak çevresel etkilerin insan sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye bağımlılık ve çevre araştırma raporunun linki: https://www.yesilay.org.tr/media/5dxlf1ho/cevre-raporu-2026.pdf