Elektrikli araç ve şarj noktası sayısındaki hızlı artış, elektrik dağıtım altyapısının kapasitesini yeniden gündeme taşıdı. EMO İzmir Şubesi, plansız büyümenin trafo aşımı, gerilim düşümü, enerji kaybı ve bölgesel kesinti risklerini artırabileceği uyarısını yaptı.
ELEKTRİKLİ ARAÇ SAYISI BİR YILDA YÜZDE 68 YÜKSELDİ
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Haziran 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri’ne göre, Türkiye’deki elektrikli araç sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 68 arttı. Haziran 2025’te 268 bin 57 olan elektrikli araç sayısı, Haziran 2026 sonunda 450 bin 38’e çıktı.
Aynı dönemde toplam şarj soketi sayısı da yüzde 44’e yakın artışla 31 bin 433’ten 45 bin 97’ye çıktı. Bu noktaların 25 bin 434’ünü alternatif akımla çalışan standart AC soketler, 19 bin 663’ünü ise hızlı şarj imkânı sunan DC soketler oluşturdu.
Veriler, AC şarj soketlerinin yıllık bazda yüzde 40,2, DC hızlı şarj soketlerinin ise yüzde 48 büyüdüğünü gösterdi. Türkiye genelindeki yaklaşık 20 bin şarj noktasının 51 kilovat ve üzeri yüksek güç kapasitesine sahip olduğu ifade edildi.
ŞARJ İSTASYONLARININ KURULU GÜCÜ 3 BİN 545 MEGAVATA YÜKSELDİ
Haziran sonu itibarıyla lisanslı şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü 3 bin 545 megavat seviyesine yükseldi. Elektrikli araç başına düşen ortalama şarj kurulu gücü ise 7,88 kilovat olarak hesaplandı.
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, büyüyen şarj altyapısının önemli bir dönüşümü temsil ettiğini ancak düzenlemelerin ağırlıklı olarak lisanslama ve ticari faaliyetler üzerinden şekillendiğini ifade etti. Teknik kriterler, şebeke kapasitesi ve kamu yararına ilişkin planlamanın aynı hızla geliştirilmediği savunuldu.
Oda, elektrikli araç altyapısının yalnızca piyasa koşullarına bırakılmasının şebeke güvenliği, tüketici hakları ve hizmete eşit erişim açısından yeni sorunlar oluşturabileceğine dikkat çekti.
HIZLI ŞARJ ÜNİTELERİ ANLIK ELEKTRİK TALEBİNİ ARTIRIYOR
Şarj istasyonlarının aynı saatlerde yoğun biçimde kullanılması, dağıtım trafolarında kapasite aşımı, gerilim düşümü ve teknik kayıplara sebep olabiliyor. Özellikle yüksek güçlü DC şarj cihazlarının kısa sürede büyük miktarda elektrik talep etmesi, şebeke üzerindeki anlık yükü artırıyor.
EPDK verilerine göre standart AC şarj soketlerinde ortalama kullanım süresi 175 dakika olurken, hızlı DC şarj noktalarında bu süre 35 dakikaya kadar düşüyor. Daha kısa sürede şarj sağlayan DC istasyonlarının ticari işletmeler tarafından daha fazla tercih edilmesi, bu alandaki büyümenin önümüzdeki yıllarda da sürmesine işaret ediyor.
EMO İzmir, dağıtım şirketlerinin artan talebe uygun yatırımları zamanında yapmaması halinde bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşanabileceğini belirtti. Bu nedenle AC ve DC şarj noktalarının oluşturduğu yükün ayrı ayrı modellenmesi, trafo kapasitelerinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli şebeke projeksiyonlarının hazırlanması istendi.
ŞARJ İSTASYONLARINDA YENİLENEBİLİR ENERJİ ÇAĞRISI
Açıklamada, elektrikli araçların çevresel faydasının kullanılan elektriğin üretim kaynağıyla doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizdi. Fosil yakıt ağırlıklı elektrik üretimiyle beslenen şarj noktalarının, ulaşım kaynaklı karbon emisyonlarının azaltılmasına sınırlı katkı sunacağı ifade edildi.
Rapora göre şarj istasyonlarında tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 60’ı, YEK-G belgesine sahip “yeşil şarj istasyonu” statüsündeki noktalarda kullanıldı. Ancak YEK-G sisteminin elektriğin doğrudan yenilenebilir tesisten geldiğini değil, tüketimin sertifikalı bir yenilenebilir üretim miktarıyla eşleştirildiğini gösterdiğine dikkat çekildi.
EMO İzmir, belirli kapasitenin üzerindeki ticari şarj istasyonlarında çatı veya arazi tipi güneş enerjisi santrali kurulmasının teşvik edilmesini istedi. Mikroşebeke, enerji depolama ve yerinde üretim sistemlerinin yaygınlaştırılması, yeşil enerji kullanımına ilişkin kademeli hedefler belirlenmesi önerildi.
ŞARJ NOKTALARI BÖLGELERE EŞİT DAĞILMALI
Şarj istasyonu yatırımlarının daha çok nüfusun ve gelir seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde yoğunlaştığına dikkat çekildi. Kırsal alanların, kalkınmada öncelikli bölgelerin ve otoyol dışındaki güzergâhların şarj altyapısına erişimde geride kaldığı belirtildi.
Elektrikli araç şarj hizmetinin ülke genelinde erişilebilir bir ulaşım altyapısı olarak ele alınması gerektiği kaydedildi. TEDAŞ, EÜAŞ, yerel yönetimler ve kooperatiflerin şarj altyapısı yatırımlarında daha aktif rol üstlenmesi önerildi.
Yerel yönetimlerin öncülüğünde kurulabilecek kamusal şarj işletmeciliği modellerinin, hem hizmetin yaygınlaştırılmasına hem de bölgeler arasındaki altyapı farkının azaltılmasına katkı sağlayabileceği vurgulandı.
ŞARJ PİYASASINDA TEKELLEŞME RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Şarj istasyonlarında tüketilen toplam elektriğin yüzde 20,4’ünün tek bir şirket tarafından sağlandığı, ikinci sıradaki şirketin payının ise yüzde 16,36 olduğu belirtildi. İlk dört şirketin toplam pazar payının yaklaşık yüzde 50’ye ulaştığı aktarıldı.
EPDK’den lisans alan 183 şirket bulunmasına rağmen tüketimin sınırlı sayıdaki işletmede yoğunlaşması, pazardaki rekabet açısından riskli bir tablo olarak değerlendirildi. Önümüzdeki dönemde şirket birleşmeleri ve satın almalar yoluyla sektörün birkaç büyük oyuncunun kontrolüne girebileceğinin altı çizildi.
EMO İzmir, tüketicinin korunması amacıyla şarj fiyatlarında tavan ücret uygulaması, şeffaf fiyatlandırma ve daha güçlü piyasa denetimi yapılması çağrısında bulundu.
ELEKTRİK GÜVENLİĞİNDE MÜHENDİSLİK DENETİMİ
Şarj istasyonlarının projelendirilmesi, kurulumu, işletilmesi ve periyodik kontrollerinin uzmanlık gerektiren mühendislik hizmetleri olduğu belirtildi. Elektrik mühendislerinin bu süreçlerde etkin ve güvenceli biçimde görev alması gerektiği ifade edildi.
Teknik standartların ticari rekabet gerekçesiyle gevşetilmemesi gerektiğini vurgulayan EMO İzmir, kamu adına yürütülen denetimlerin güçlendirilmesini istedi. Can ve mal güvenliği bakımından şarj istasyonlarının düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği kaydedildi.
Açıklamada, elektrikli araç ve şarj altyapısının ülkenin tüm bölgelerine dengeli biçimde yayılması, yenilenebilir enerji entegrasyonunun artırılması ve dağıtım şebekesinin artan talebe göre güçlendirilmesi için kapsamlı bir kamu politikası hazırlanması çağrısı yapıldı.