Araştırmacılar, geçmiş emisyonların bazı iklim etkilerini kaçınılmaz hâle getirdiğini ancak gelecekteki hasarın boyutunun alınacak önlemlere bağlı olduğunu belirtti.
İklim değişikliğinin etkilerine ilişkin hazırlanan “İklim Biliminde 10 Yeni İçgörü” raporu, 6 Ekim 2026'da yayımlandı.
Future Earth, The Earth League ve Dünya İklim Araştırma Programı tarafından hazırlanan raporda, küresel ısınmanın okyanuslar, buzullar, su kaynakları ve ekosistemler üzerindeki etkileri ele alındı.
1,5 DERECE SINIRI İÇİN KRİTİK UYARI
Rapora göre, Paris Anlaşması'nda belirlenen 1,5 derecelik sıcaklık artışı sınırının aşılması, okyanuslar, buzullar ve donmuş topraklarda geri döndürülemez değişim riskini artırıyor.
Araştırmacılar, iklim değişikliğinin ekonomik ve toplumsal maliyetlerinin daha önce öngörülenden yüksek olabileceğine dikkat çekti.
Potsdam İklim Etki Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Johan Rockström, 1,5 derecelik sınırın aşılmasının zincirleme iklim etkilerini tetikleyebileceğini belirtti.
Rockström, sıcaklıktaki her ilave onda birlik artışın riskleri daha da ağırlaştırdığını vurguladı.
OKYANUSLARDA ISI BİRİKİMİ ARTIYOR
Raporda, okyanusların insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle rekor miktarda ısı emmeye devam ettiği belirtildi.
Ağustos ayında küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının 21,1 dereceye ulaşarak kaydedilen en yüksek seviyeye çıktığı aktarıldı.
Bilim insanları, okyanuslarda biriken ısının gelecek yıllarda küresel sıcaklık artışını ve deniz seviyelerindeki yükselmeyi sürdürebileceği uyarısında bulundu.
Future Earth Küresel Merkez Direktörü Wendy Broadgate, okyanusların ısıyı derin katmanlarına taşımasının onlarca yıl sürdüğünü belirterek, bugünkü emisyonların gelecekteki ısınma üzerinde uzun süreli etkiler yarattığını ifade etti.
DENİZ SEVİYESİNDEKİ YÜKSELİŞ SÜRECEK
Araştırmaya göre, buzulların ve buz tabakalarının erimesi deniz seviyelerinin yükselmesine neden olurken kıyı bölgelerinde yaşayan nüfusun sel riski artıyor.
Geçmiş sera gazı emisyonları nedeniyle deniz seviyelerinde belirli ölçüde yükselişin artık kaçınılmaz olduğu belirtildi.
Ancak araştırmacılar, yükselişin boyutunun emisyonların ne kadar hızlı azaltılacağına bağlı olduğunu vurguladı.
SU KITLIĞI VE GIDA GÜVENLİĞİ TEHDİT ALTINDA
Raporda, iklim değişikliği ve artan su kullanımının kıtalardaki tatlı su kaynaklarını hızla azalttığına dikkat çekildi.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2030 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalması bekleniyor.
Tatlı su kaybının ekosistemleri, tarımsal üretimi ve su güvenliğini tehdit ettiği belirtilirken önlem alınmaması durumunda etkilerin daha geniş alanlara yayılabileceği ifade edildi.
EMİSYONLARIN HIZLA AZALTILMASI GEREKİYOR
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), küresel sıcaklık artışının önümüzdeki birkaç yıl içinde 1,5 derece sınırını aşabileceği uyarısında bulundu.
Bu durumun buz tabakalarının küçülmesini, deniz seviyelerinin yükselmesini ve mercan resifleri ile yağmur ormanlarındaki kayıpları hızlandırabileceği belirtildi.
Bilim insanları, geçmiş emisyonların neden olduğu bazı değişimlerin önlenemeyeceğini ancak sera gazı salımlarının hızlı ve kapsamlı biçimde azaltılmasıyla gelecekteki iklim zararlarının sınırlandırılabileceğini vurguladı.