Türkiye'nin sanayide karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik Emisyon Ticaret Sistemi (TR-ETS), pilot dönem uygulamaları ve ücretsiz tahsisat düzenlemeleriyle gündemde.
İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Araştırmacısı Dursun Baş, Türkiye'nin yıllık sera gazı emisyonunun 550 milyon tonu aştığını belirterek yeni sistemin yaklaşık 250 milyon tonluk bölümü kapsadığını ifade etti.
178 TESİS PİLOT DÖNEM KAPSAMINDA
Baş'ın verdiği bilgilere göre, 2026-2027 yıllarını kapsayan pilot dönemde 65 termik santral ile çoğunluğu çimento ve demir-çelik sektörlerinde faaliyet gösteren 113 sanayi tesisi sistemde yer alacak.
Bu tesislerin toplam emisyonunun yaklaşık yarısı termik santrallerden, diğer yarısı ise sanayi kuruluşlarından kaynaklanıyor.
Pilot dönemde kapsamdaki işletmelere yüzde 100 ücretsiz emisyon tahsisatı yapılacak. Baş, 2028-2035 döneminde ücretsiz tahsisatların nasıl uygulanacağının henüz netleşmediğine dikkat çekti.
VERİMSİZ TESİSLERİN AVANTAJ SAĞLAMA RİSKİ
TR-ETS kapsamında termik santrallerin emisyon kıyas değerleri hesaplanırken tesislerin son beş yıllık ortalamaları esas alınacak.
Baş, bu yöntemin geçmişte yüksek emisyonla çalışan santrallere avantaj sağlayabileceğini belirtti.
Sanayi tesislerinde de Avrupa Birliği'ndeki en iyi performans gösteren tesislerin yerine sektör ortalamasının esas alınmasını eleştiren Baş, uygulamanın verimlilik artışını teşvik etme gücünü zayıflatabileceğini ifade etti.
EMİSYON VERİLERİNDE ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI
Dursun Baş, Türkiye'deki tesislerin emisyon verilerinin kamuoyuna açık olmamasını da eleştirdi.
Yönetmeliğin 34'üncü maddesinin işletme verilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasını sınırlandırdığını belirten Baş, Avrupa Birliği'nde ise tesis bazında yıllık emisyon ve tahsisat bilgilerinin kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi.
Baş, emisyon verilerinin kamu denetimine açılmasının tesisler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi açısından gerekli olduğunu vurguladı.
AB'NİN KARBON DÜZENLEMESİ İHRACATI ETKİLEYEBİLİR
Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na (SKDM) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, karbon bedelinin doğrudan Türkiye'deki ihracatçı tarafından değil, AB'deki ithalatçı tarafından ödendiğini hatırlattı.
Ancak Türkiye'deki karbon fiyatlandırma sisteminin AB düzenlemeleriyle tam uyumlu kabul edilmemesi durumunda, Türkiye'de ödenen karbon bedelinin SKDM maliyetinden düşülmesinde sorun yaşanabileceğini belirtti.
Baş, sistemlerin uyumlu kabul edilmesinin Türkiye'den ürün ithal eden AB şirketlerinin karbon maliyetlerini azaltabileceğini ifade etti.
BAĞLAYICI EMİSYON AZALTIM HEDEFİ BULUNMUYOR
TR-ETS'nin temel eksikliklerinden birinin toplam emisyonlara yönelik sayısal ve bağlayıcı azaltım hedefi içermemesi olduğunu savunan Baş, bu nedenle kapsamdaki sektörlerin emisyonlarının ilerleyen yıllarda artabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa Birliği'nin ETS kapsamındaki sektörlerin emisyonlarını 2030'a kadar 2005 seviyesine göre yüzde 62 azaltmayı yasal hedef hâline getirdiğini hatırlattı.
ÜCRETSİZ TAHSİSATLAR İÇİN TAKVİM ÖNERİSİ
Dursun Baş, Türkiye'de emisyonların azaltılması için ücretsiz tahsisatların hemen tamamen kaldırılmasının zorunlu olmadığını belirtti.
Baş, sistemin etkili olabilmesi için toplam emisyonlara yönelik sayısal azaltım hedefi belirlenmesini, ücretsiz tahsisat oranlarının zamanla düşürülmesini ve tahsisatların doğrulanmış yeşil yatırımlara bağlanmasını önerdi.
Ücretsiz tahsisatların uzun yıllar aynı şekilde sürdürülmesinin sanayide dönüşümü geciktirebileceği uyarısında bulundu.