Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Okyanus sağlığı gıda ve iklim güvenliği için risk başlığı

BM’nin üçüncü Dünya Okyanus Değerlendirmesi, iklim değişikliği, kirlilik ve aşırı avcılığın deniz ekosistemleri üzerindeki baskıyı artırdığını ortaya koydu.

İKLİM & ÇEVRE 09.06.2026 09:24 Beyza Kum 208 okuma Okuma Süresi: 5 dk
Okyanus sağlığı gıda ve iklim güvenliği için risk başlığı
Paylaş:
N

Birleşmiş Milletler’in yayımladığı üçüncü Dünya Okyanus Değerlendirmesi, iklim değişikliği, kirlilik ve aşırı avcılığın deniz ekosistemleri üzerindeki baskıyı artırdığını ortaya koydu. Raporda, okyanus sağlığındaki bozulmanın gıda güvenliği, kıyı ekonomileri ve iklim dengesi açısından küresel bir risk haline geldiğinin altı çizildi.

OKYANUSLAR ÇOKLU BASKI ALTINDA

Birleşmiş Milletler’in Dünya Okyanus Günü’nde yayımladığı üçüncü Dünya Okyanus Değerlendirmesi, deniz ekosistemlerinin artık tek bir çevre sorunu üzerinden değil, aynı anda ilerleyen çoklu baskılarla karşı karşıya olduğunu gösterdi.

86 ülkeden yaklaşık 600 bilim insanının beş yıllık çalışmasıyla hazırlanan 1.352 sayfalık raporda; iklim değişikliği, deniz kirliliği, aşırı avcılık, biyolojik çeşitlilik kaybı ve denizlerde artan ekonomik faaliyetlerin okyanus sağlığını tehdit ettiği belirtildi.

Rapor, Fransa’nın Nice kentinde düzenlenecek Üçüncü BM Okyanus Konferansı öncesinde yayımlandı.

OKYANUS SAĞLIĞI KÜRESEL RİSK BAŞLIĞINDA

Rapora göre okyanuslar, yüzeyden derin denizlere kadar insan kaynaklı baskıların etkisi altında. İklim değişikliği, kirlilik, kıyı kullanımı, deniz taşımacılığı ve balıkçılık gibi faaliyetler aynı ekosistemler üzerinde birikimli etkiler oluşturuyor.

Bu nedenle okyanus krizi yalnızca deniz canlılarının korunmasıyla sınırlı görülmüyor. Okyanuslar, iklim sisteminin düzenlenmesinde, karbon ve ısı dengesinde, gıda arzında, kıyı korumasında ve milyarlarca insanın geçim kaynaklarında doğrudan rol oynuyor.

Dünya nüfusunun önemli bir bölümünün kıyı bölgelerinde yaşaması, deniz seviyesindeki yükselme, taşkın, erozyon ve altyapı risklerini daha görünür hale getiriyor.

DENİZ SEVİYESİNDEKİ ARTIŞ HIZLANDI

Raporda, okyanusların ısınmasının deniz seviyesindeki yükselişi hızlandırdığına dikkat çekildi. Isınan deniz suyunun genleşmesi ve kara buzullarındaki kayıplar, deniz seviyesini yukarı çekiyor.

Verilere göre deniz seviyesi yükselme hızı, 2015 öncesinde yılda 1,9 milimetre düzeyindeyken 2023’te yılda 4,3 milimetreye ulaştı. Bu artış, yaklaşık iki katlık bir hızlanmaya işaret ediyor.

Okyanus ısı içeriğindeki artış da dikkat çekiyor. 1955’ten bu yana okyanuslarda biriken ısı artışının yaklaşık yüzde 16’sının 2018’den sonra gerçekleştiği belirtildi.

MERCAN RESİFLERİ VE BALIK STOKLARI RİSK ALTINDA

Okyanus sağlığındaki bozulmanın en görünür etkilerinden biri mercan resiflerinde yaşanıyor. Deniz yaşamının yaklaşık yüzde 25’i için habitat sağlayan mercan resifleri, deniz suyu sıcaklıklarındaki artış ve iklim değişikliğine bağlı stres nedeniyle zayıflıyor.

Deniz ürünleri, insanların tükettiği hayvansal proteinin yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor. Bu nedenle balık stoklarındaki gerileme yalnızca ekolojik bir sorun olarak değil, gıda güvenliği ve kıyı topluluklarının geçimi açısından da önemli bir risk olarak öne çıkıyor.

Sıcaklık artışı nedeniyle bazı türlerin daha serin sulara yönelmesi, yerel balıkçılık ekonomilerini ve geleneksel av sahalarını da etkiliyor.

AŞIRI AVCILIK GIDA GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR

FAO verilerine göre 2021’de deniz balık stoklarının yüzde 37,7’si biyolojik olarak sürdürülemez seviyede avlandı. Stokların yüzde 62,3’ü ise sürdürülebilir sınırlar içinde kaldı.

1970’lerin ortasında sürdürülemez seviyede avlanan stok oranının yüzde 10 olduğu dikkate alındığında, aşırı avcılık baskısının yarım yüzyılda belirgin şekilde arttığı görülüyor.

Raporda, aşırı avcılığın iklim değişikliğiyle birlikte daha karmaşık bir sorun haline geldiği belirtildi. Av baskısı, kapasite fazlası ve iklim etkileri bir araya geldiğinde hem kıyı topluluklarının gelirleri hem de küresel protein arzı risk altına giriyor.

PLASTİK VE KİMYASAL KİRLİLİK ARTIYOR

BM değerlendirmesinde plastik atıklar, tarımsal akış, kanalizasyon, kimyasallar ve diğer kirleticiler okyanus sağlığındaki gerilemenin ana nedenleri arasında gösterildi.

Rapora göre her yıl okyanuslara yaklaşık 52,1 milyon ton plastik atık karışıyor. Bu atıkların yaklaşık 24,4 trilyon mikroplastik parçacığı oluşturduğu tahmin ediliyor.

Mikroplastiklerin 4.000’den fazla deniz türünü etkilediği biliniyor. Kimyasal kirlilik de deniz ekosistemleri üzerinde baskı oluşturuyor. Deniz sularında 4.000’den fazla farmasötik ve kişisel bakım bileşiği tespit edildiği belirtildi.

Bu kirleticiler deniz canlılarının dokularında birikerek besin zinciri içinde daha yüksek canlılara taşınabiliyor. Bu durum, deniz kirliliğini yalnızca çevresel değil, insan sağlığıyla da bağlantılı bir sorun haline getiriyor.

DERİN DENİZ MADENCİLİĞİ TARTIŞILIYOR

Raporda, deniz ekosistemlerinde artan ekonomik faaliyetlerin yeni riskler doğurduğu vurgulandı. Özellikle derin deniz madenciliği planları, deniz tabanı ekosistemleri üzerindeki olası etkiler nedeniyle dikkatle izleniyor.

Bu bölgelerde biyolojik çeşitlilik, tür genetiği ve mikrobiyal topluluklar hakkında bilgi hâlâ sınırlı. Küresel deniz tabanının yalnızca yüzde 27,3’ünün ayrıntılı şekilde haritalanmış olması, veri eksikliğinin boyutunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle bilimsel izleme, açık veri paylaşımı ve uluslararası koordinasyonun okyanus yönetiminde daha önemli hale geldiği ifade ediliyor.

AÇIK DENİZLER İÇİN YENİ KORUMA ZEMİNİ

Okyanus sağlığına ilişkin olumlu gelişmelerden biri, açık denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunmasını hedefleyen BBNJ Anlaşması oldu.

Ulusal yetki alanları dışındaki sularda biyolojik çeşitliliğin korunmasını düzenleyen anlaşma, uluslararası sularda deniz koruma alanlarının oluşturulması için yeni bir hukuki zemin sağlıyor.

Ancak raporda, koruma alanlarının etkili olabilmesi için uygulama, denetim ve finansman kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

TÜRKİYE VE AKDENİZ İÇİN ÖNEMLİ UYARI

Okyanus sağlığı krizi Türkiye açısından Akdeniz ve Karadeniz ekosistemleri, balıkçılık, kıyı turizmi, liman altyapısı ve deniz kirliliği politikalarıyla doğrudan bağlantılı.

FAO’nun değerlendirmesine göre Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan bölgede balık stoklarının yalnızca yüzde 35,1’i sürdürülebilir seviyede avlanıyor. Bu oran, bölgenin dünya ortalamasının altında kaldığını gösteriyor.

Bununla birlikte bölgede bazı toparlanma sinyalleri de bulunuyor. Avlanma baskısının azalması ve balık biyokütlesindeki artış, bölgesel iş birliği ve ulusal çabaların olumlu sonuç verebildiğini gösteriyor.

Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, istilacı türler, müsilaj riski, kıyı yapılaşması ve plastik kirliliği ise Türkiye ve bölge ülkeleri için izlenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.

Rapora göre okyanus sağlığı, yalnızca uzak denizlerdeki ekosistemlerle ilgili değil. Akdeniz havzasında iklim uyumu, atık su yönetimi, sürdürülebilir balıkçılık, kıyı planlaması ve deniz koruma alanlarının aynı stratejik çerçevede ele alınması gerekiyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Emine Erdoğan: Sıfır atık iklim mücadelesinin köprüsüdür
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Emine Erdoğan: Sıfır atık iklim mücadelesinin köprüsüdür
WhatsApp
İhbar Hattı