Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde yapılan araştırma, kamuoyunun enerji politikalarına ilişkin tercihlerini ortaya koydu. KONDA Araştırma ve Danışmanlık AŞ tarafından hazırlanan çalışmaya göre katılımcıların yüzde 78'i yeni kömür madenlerinin açılmasına karşı çıkarken yüzde 77'si güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarının önceliklendirilmesini istiyor.
Araştırmada elektrik üretiminde en çok tercih edilen kaynak yüzde 80 ile güneş enerjisi oldu. Kömürden elektrik üretimini tercih edenlerin oranı ise yüzde 3'te kaldı. Buna karşılık katılımcıların yüzde 90'ının COP31'in Türkiye'de düzenleneceğinden haberdar olmadığı belirlendi.
ARAŞTIRMA 2 BİN 568 KİŞİYLE YAPILDI
KONDA'nın COP31 ve Enerji başlıklı araştırması, 10-14 Eylül 2026 tarihlerinde telefon görüşmeleri yöntemiyle gerçekleştirildi.
Türkiye'de 15 yaş üzerindeki nüfusu temsil edecek şekilde hazırlanan çalışmaya 2 bin 568 kişi katıldı.
Araştırmada iklim değişikliğine yönelik endişeler, enerji kaynaklarına ilişkin tercihler ve COP31 hakkındaki kamuoyu farkındalığı incelendi.
YÜZDE 78 YENİ KÖMÜR MADENLERİNE KARŞI
Anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 78'i Türkiye'de yeni kömür madenleri açılmasını istemiyor.
Enerji politikalarında güneş ve rüzgâr yatırımlarına öncelik verilmesi gerektiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 77 olarak ölçüldü.
Katılımcıların yarısı, yeni kömür santrallerinin kurulmasının Türkiye'nin COP31 liderliğiyle çelişeceği görüşünü dile getirdi.
ELEKTRİK ÜRETİMİNDE GÜNEŞ ENERJİSİ İLK SIRADA
Araştırmada elektrik üretimi için tercih edilen kaynaklar arasında yenilenebilir enerji öne çıktı.
Güneş enerjisini tercih edenlerin oranı yüzde 80'e ulaşırken rüzgâr enerjisini tercih edenlerin oranı yüzde 63 oldu.
Kömürü tercih edenlerin oranı ise yüzde 3 olarak kaydedildi.
Katılımcılar, yaşadıkları bölgenin yakınında kurulacak enerji tesisleri arasında da güneş ve rüzgâr santrallerine daha olumlu yaklaştı.
Yerleşim yerlerinin yakınında kurulmasına karşı çıkılan enerji tesisleri arasında nükleer santraller yüzde 68, kömür santralleri ise yüzde 56 ile öne çıktı.
TOPLUMUN YÜZDE 71'İ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN ENDİŞELİ
KONDA'nın araştırmasına göre katılımcıların yüzde 79'u iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığını düşünüyor.
İklim değişikliğini doğal bir süreç olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 17 oldu.
İklim değişikliği konusunda endişeli veya çok endişeli olduğunu söyleyenlerin toplam oranı ise yüzde 71'e ulaştı. Bu oran, Kasım 2025'e göre 7 puan arttı.
İklim değişikliğiyle ilişkilendirilen sorunlarda yüzde 72 ile hava kirliliği ilk sırada yer aldı. Afetlerin artması yüzde 69, olağandışı mevsim olaylarının çoğalması ise yüzde 56 oranında belirtildi.
EN BÜYÜK GELECEK KAYGISI AFETLER VE SUSUZLUK
Katılımcılara önümüzdeki iki yılda hangi risklerden zarar görmekten endişe duydukları da soruldu.
Orman yangını, sel ve kuraklık gibi afetlerden zarar görmekten kaygı duyanların oranı yüzde 44 oldu.
Susuzluk yüzde 37, sağlık sorunları yüzde 34, olağandışı yağış, kar ve dolu gibi hava olayları ise yüzde 30 oranında dile getirildi.
İKLİM MÜCADELESİNDE EN FAZLA GÜVEN BİLİM İNSANLARINA
Araştırmada iklim değişikliğiyle mücadele konusunda en fazla güven duyulan kesim yüzde 54 ile bilim insanları oldu.
Araştırma kurumlarını tercih edenlerin oranı yüzde 11 olarak kaydedildi.
Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede yeterli çaba gösterdiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 13'te kaldı.
Katılımcıların yüzde 43'ü yürütülen çalışmaları yetersiz bulurken yüzde 44'ü Türkiye'nin bu alanda hiç çaba göstermediği görüşünü dile getirdi.
COP31'İN TÜRKİYE'DE YAPILACAĞINI BİLENLER YÜZDE 10
Anketin öne çıkan sonuçlarından biri de COP31'e ilişkin farkındalık düzeyi oldu.
Katılımcıların yüzde 90'ı zirvenin Kasım 2026'da Türkiye'de düzenleneceğini daha önce duymadığını belirtti.
COP31'in Türkiye'de gerçekleştirileceğini bilenlerin oranı yüzde 10 olurken zirvenin ne olduğu hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyenler tüm katılımcıların yaklaşık yüzde 5'ini oluşturdu.
COP31'DE İLK ÖNCELİK YENİLENEBİLİR ENERJİ
Türkiye'nin COP31 gündeminde hangi konulara öncelik vermesi gerektiği sorusuna katılımcıların yüzde 45'i yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması yanıtını verdi.
Sel, kuraklık ve orman yangınlarına karşı uyum kapasitesinin artırılmasını isteyenlerin oranı yüzde 35 olarak ölçüldü.
Fosil yakıtlardan çıkış için takvim belirlenmesini isteyenlerin oranı yüzde 12, iklim finansmanına erişimi öncelikli görenlerin oranı ise yüzde 8 oldu.
TEMİZ ENERJİDE HALK SAĞLIĞI VE FATURALAR ÖNE ÇIKTI
Katılımcıların yüzde 59'u iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uygulanacak politikaların Türkiye'nin enerji bağımsızlığını güçlendireceğini düşünüyor.
İklim politikalarına desteği artırabilecek unsurlarda temiz hava ve halk sağlığına katkı yüzde 57 ile ilk sırada yer aldı.
Enerji faturalarının düşmesini önemli bulanların oranı yüzde 36, enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasını tercih edenlerin oranı yüzde 30, yeni istihdam olanaklarını öne çıkaranların oranı ise yüzde 23 oldu.
COP31 İÇİN ADİL DÖNÜŞÜM MESAJI
Araştırmada katılımcılara Türkiye'nin COP31'de uluslararası kamuoyuna hangi mesajı vermesi gerektiği de soruldu.
Yüzde 32 temiz enerji yatırımlarının artırılmasını, yüzde 31 ise enerji dönüşümünde çalışanların, vatandaşların ve yoksul ülkelerin korunmasını içeren adil dönüşüm yaklaşımını öne çıkardı.
Kömür, petrol ve doğal gaz kullanımının azaltılmasını isteyenlerin oranı yüzde 27 oldu.
Öte yandan katılımcıların yüzde 36'sı COP31'e ev sahipliği yapmanın Türkiye'ye herhangi bir fayda sağlayacağını düşünmediğini belirtti.
Zirvenin uluslararası prestiji artıracağını düşünenlerin oranı yüzde 17, iklim politikalarında daha fazla sorumluluk üstlenilmesini sağlayacağını düşünenlerin oranı yüzde 16 ve temiz enerji yatırımları için fırsat oluşturacağını düşünenlerin oranı yüzde 12 olarak kaydedildi.