Orta Doğu’da artan gerilimle birlikte, enerji altyapısının ardından bu kez su üretim tesisleri de gündeme geldi. Uzmanlar, deniz suyunu içilebilir hale getiren desalinasyon (tuzdan arındırma) tesislerinin hedef alınmasının bölge ülkeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
İranlı yetkililer de son dönemde yaptıkları açıklamalarda, ülkeye yönelik olası saldırılar karşısında bölgedeki enerji ve su altyapısının hedef alınabileceğini ifade etti.
KÖRFEZ ÜLKELERİ SU İHTİYACINI BU TESİSLERDEN KARŞILIYOR
Bölgedeki birçok ülke, doğal tatlı su kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle içme suyunun büyük bölümünü deniz suyundan elde ediyor. Verilere göre Körfez ülkeleri, dünya genelindeki desalinasyon kapasitesinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor ve yüzlerce tesisle su üretimi sağlıyor.
Bazı ülkelerde bu bağımlılık daha da yüksek seviyelere ulaşıyor. Örneğin Kuveyt’te içme suyunun yaklaşık yüzde 90’ı, Suudi Arabistan’da ise yüzde 70’i bu tesislerden karşılanıyor.
SALDIRI DURUMUNDA SU KRİZİ KAÇINILMAZ
Uluslararası analizlere göre bu tesislerin devre dışı kalması, kısa sürede ciddi su sıkıntılarına yol açabilir. Körfez ülkelerinde su depolama kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle, olası bir kesintide şehirlerin günler içinde susuz kalabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu durumun yalnızca içme suyunu değil; hastaneler, enerji üretimi ve sanayi faaliyetlerini de doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor.
ENERJİDEN SONRA SU ALTYAPISI DA STRATEJİK HEDEF HALİNE GELDİ
Son gelişmeler, enerji tesislerinin ardından su altyapısının da jeopolitik riskler kapsamında değerlendirilmeye başlandığını ortaya koyuyor. Bölgedeki yaklaşık 5 bin desalinasyon tesisinin, küresel kapasitenin önemli bir bölümünü oluşturması, bu altyapıyı kritik hale getiriyor.
Uzmanlara göre, bu tesislerin hedef alınması halinde sadece bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik ve insani etkiler ortaya çıkabilir.
YENİ KRİZ BAŞLIĞI OLABİLİR
Uzman değerlendirmelerinde, Orta Doğu’daki mevcut gerilimin enerji piyasalarının ardından su güvenliği üzerinde de baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
Bu durum, bölgede enerji krizine ek olarak su temelli yeni bir krizin de gündeme gelebileceğine işaret ediyor.