Hürmüz Boğazı’nda artan güvenlik riskleri enerji taşımacılığını baskılarken, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) trafiğindeki düşüş petrol taşımacılığının önüne geçti. Petrol tankerleri düşük seviyelerde de olsa geçişlerini devam ettirirken LNG gemilerindeki kesinti çok daha belirgin hale geldi.
ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) verilerine göre, 2025’in son çeyreğinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük 21,6 milyon varil petrol geçerken, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlamasının ardından 2026’nın ikinci çeyreğinde bu miktar günlük 4,9 milyon varile geriledi.
Aynı dönemde günlük LNG akışı ise 10,5 milyar fitküpten 800 milyon fitküpe düştü. Böylece Hürmüz’den geçen petrol miktarı yüzde 77 azalırken LNG’deki düşüş yüzde 92’ye yükseldi.
KÜRESEL LNG ARZININ BEŞTE BİRİ HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumuna (GECF) göre Hürmüz Boğazı, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin LNG ihracatında kullandığı tek deniz güzergahı konumunda bulunuyor. Küresel LNG arzının yaklaşık beşte biri bu güzergah üzerinden taşınıyor.
Çatışmaların tırmanmasının ardından mart-haziran döneminde küresel LNG piyasasında önemli kayıplar yaşandı. GECF, bu dönemde Katar’dan 300’den fazla, BAE’den ise yaklaşık 20 LNG kargosunun sevk edilemediğini tahmin ediyor.
LNG GEMİSİ GEÇİŞİ SIFIRA İNDİ
Londra merkezli denizcilik veri ve analiz şirketi Clarksons Research’ün haftalık verileri de petrol ve LNG taşımacılığı arasındaki ayrışmayı ortaya koydu.
Hürmüz Boğazı’ndan 21-27 Haziran haftasında 66 ham petrol tankeri ve 16 LNG gemisi geçerken, 23-29 Ağustos haftasında yalnızca 4 ham petrol tankeri geçiş yaptı. Aynı hafta LNG gemisi geçişi ise kaydedilmedi.
PETROL ALTERNATİF GÜZERGAHLARA YÖNELDİ
Petrol taşımacılığında alternatif güzergahların devreye alınması, LNG ile petrol arasındaki farkın artmasında etkili oldu.
EIA verilerine göre Suudi Arabistan’ın petrolün bir bölümünü Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendirmesiyle Babülmendep Boğazı’ndan geçen petrol miktarı 2025’in son çeyreğinde günlük 5,4 milyon varil seviyesindeyken 2026’nın ikinci çeyreğinde 8,1 milyon varile yükseldi.
“LNG’NİN PETROL KADAR ESNEK ALTYAPISI BULUNMUYOR”
Almanya merkezli Calypso Commodities’in Kıdemli LNG Uzmanı Mehdy Touil, petrol ve LNG taşımacılığı arasında önemli yapısal farklılıklar bulunduğunu ifade etti.
Petrolün daha büyük ve esnek tanker filosuna ve geniş depolama kapasitesine sahip olduğunu söyleyen Touil, LNG’de aynı esnekliğin bulunmadığını belirtti.
Kriyojenik taşımacılık için özel tasarlanan LNG gemilerinde risk toleransının diğer hidrokarbonlara kıyasla daha düşük olduğuna dikkati çeken Touil, Katar’ın LNG ihracat altyapısının Ras Laffan’da yoğunlaşmasının da önemli bir kısıt oluşturduğunu söyledi.
Touil, “Bir kargonun rotasını değiştirebilirsiniz ancak Katar’ın onlarca yılda geliştirdiği dev ihracat altyapısının rotasını değiştiremezsiniz” dedi.
KATAR LNG’SİNİN ALTERNATİF DENİZ ÇIKIŞI YOK
Katar’ın deniz yoluyla gerçekleştirdiği LNG ihracatının Hürmüz Boğazı’ndan geçmek zorunda olduğuna dikkati çeken Touil, ülkenin LNG ihracatı açısından alternatif bir deniz çıkışı bulunmadığını vurguladı.
Hürmüz üzerinden yaşanan LNG arz kaybının diğer üreticiler tarafından kısa sürede karşılanmasının da zor olduğunu ifade eden Touil, küresel sıvılaştırma tesislerinin büyük bölümünün maksimum kapasitede çalıştığını söyledi.
Yeni LNG ihracat tesislerinin geliştirilmesinin birkaç yıl gerektirdiğini belirten Touil, Katar’ın küresel LNG sektöründeki konumunun kısa vadede başka bir üretici tarafından üstlenilmesini beklemediğini kaydetti.
LNG TANKERLERİ GÜVENLİK RİSKLERİNE KARŞI DAHA TEMKİNLİ
Clarksons LNG Analizleri Başkanı Fabio Reale de petrol tankerlerinin LNG tankerlerine göre daha düşük maliyetli olduğunu ve bunun gemi sahiplerinin risk yaklaşımını etkilediğini söyledi.
Reale, petrol tankeri sahiplerinin LNG gemisi sahiplerine kıyasla Hürmüz’den geçiş riskini almaya daha istekli olabileceğini ifade etti.
Bazı savaş sigortası primlerinin geminin değeri üzerinden hesaplandığını belirten Reale, LNG gemisi sahiplerinin bölgedeki güvenlik risklerini üstlenmek istemediğini kaydetti.
Reale’ye göre LNG trafiğinin yeniden toparlanması için saldırı ve mayın kaynaklı hasar riskinin belirgin biçimde azalması gerekiyor.
LNG’DE SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYELERE DÖNÜŞ ZOR
Oslo Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi Francesco Sassi ise bölgedeki çatışmaların gemi trafiği ve enerji üretim altyapısı üzerinde oluşturduğu risklerin LNG taşımacılığındaki düşüşü daha da belirgin hale getirdiğinin altını çizdi.
Savaşın devam etmesiyle Körfez ülkelerinin enerji kargolarının güvenliğini sağlamak için kendi imkanlarına yöneldiğini belirten Sassi, bu durumun petrol, LNG ve diğer emtia piyasalarında güvenlik ve jeopolitik unsurların önemini artırdığını ifade etti.
Sassi, mevcut koşullarda LNG taşımacılığının savaş öncesi seviyelere dönmesinin oldukça güç olduğunu belirterek enerji akışlarının ne zaman istikrara kavuşacağına ilişkin tahminlerin yüksek belirsizlik taşıdığını söyledi.
Petrolün LNG’ye kıyasla boru hatları dahil daha fazla alternatif taşıma imkanına sahip olduğunu belirten Sassi, buna rağmen petrol akışının da kısa vadede savaş öncesi seviyelere dönmesini beklemediğini kaydetti.