Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından hazırlanan “Teknopolitik Düzende İttifaklar, Stratejik Rekabet ve Türkiye” başlıklı raporda, enerji altyapıları ve kritik minerallerin yeni küresel rekabet düzeninde stratejik öneminin arttığının altı çizildi.
Raporda, yapay zeka ve yarı iletkenlerle birlikte enerji altyapıları ve kritik minerallerin de uluslararası güç dengelerini, ittifak ilişkilerini ve devletlerin bağımsız karar alma kapasitesini doğrudan etkileyen alanlar arasında yer aldığı belirtildi.
ENERJİ ALTYAPILARI GÜVENLİK POLİTİKALARININ PARÇASI
Raporda, enerji altyapıları ve kritik minerallerin artık yalnızca ekonomik rekabet konusu olmadığı, doğrudan güvenlik ve güç siyasetinin parçası haline geldiği vurgulandı.
Bu alanlardaki kapasitenin devletlerin sanayi politikaları, dış politika tercihleri ve stratejik bağımsızlığı üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekildi.
KRİTİK MİNERALLERDE REKABET DERİNLEŞİYOR
Yeni teknopolitik düzende kritik mineraller ve stratejik hammaddelerin öneminin arttığı belirtilen raporda, tedarik zincirlerindeki bağımlılıkların daha güvenilir ortaklıklar üzerinden yeniden şekillendiği kaydedildi.
Raporda, ihracat kontrolleri, yatırım taramaları, sanayi teşvikleri ve tedarik zinciri politikalarının giderek daha stratejik araçlara dönüştüğü vurgulandı.
ENERJİ PLANLAMASI TEKNOLOJİ POLİTİKALARIYLA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİ
Türkiye açısından teknoloji diplomasisi, sanayi teşvikleri, enerji planlaması, savunma ihtiyaçları, dış ticaret ve yatırım politikalarının ortak bir stratejik çerçevede yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
Bu alanlar arasında kalıcı bir eş güdüm mekanizmasının oluşturulmasının önemine dikkat çekilen raporda, uluslararası işbirliklerinin araştırma, yatırım, üretim, altyapı ve insan kaynağı gibi somut kapasitelere dönüştürülmesi gerektiği belirtildi.
ENERJİ TEKNOLOJİLERİNDE ÜRETİM VE ENTEGRASYON ÖN PLANDA
Raporda, Türkiye açısından gerçekçi hedefin seçilmiş değer zincirlerinde stratejik ağırlık ve kolay ikame edilemeyen kapasite oluşturmak olduğu belirtildi.
Bu kapsamda kritik minerallerde işleme ve ara ürün, enerji teknolojilerinde ise üretim ve entegrasyon kapasitesinin geliştirilmesi Türkiye için öne çıkan alanlar arasında gösterildi.
TÜRKİYE İÇİN SEÇİCİ ENTEGRASYON
Türkiye'nin yeni teknopolitik düzendeki konumuna ilişkin üç farklı stratejik seçenek değerlendirilen raporda, seçici entegrasyon ile ulusal kapasite inşasını birlikte yürüten modelin daha dengeli bir yaklaşım olduğu vurgulandı.
Bu modelin Avrupa Birliği ile sanayi entegrasyonunu, ABD ve NATO ile güvenlik ve kritik teknoloji işbirliğini ve diğer aktörlerle sektör bazlı ilişkileri birlikte yönetmeyi öngördüğü belirtildi.
Raporda, Türkiye'nin jeopolitik avantajını enerji, teknoloji ve üretim kapasitesine dönüştürmesinin, yeni küresel rekabet ortamındaki ağırlığını belirleyecek temel unsurlardan biri olacağı ifade edildi.