Türkiye'nin güneş ve rüzgar kurulu gücündeki artış, elektrik sisteminde uzun süreli depolama ve şebeke esnekliği ihtiyacını da artırıyor. HESİAD tarafından hazırlatılan Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu'nda, Türkiye'nin enerji hedeflerine ulaşabilmesi için pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PHES) konusunda bugünden harekete geçmesi gerektiği vurguladı.
Hidroelektrik Santralleri Sanayi ve İş İnsanları Derneği (HESİAD) tarafından hazırlatılan ve Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından kaleme alınan "Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı.
Raporda, ön fizibiliteden işletmeye geçişi ortalama 8-10 yıl sürebilen PHES yatırımlarının Türkiye'nin uzun vadeli enerji planlamasına dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
YENİLENEBİLİR ENERJİ ARTIŞI DEPOLAMA İHTİYACINI BÜYÜTÜYOR
Türkiye'nin güneş ve rüzgar enerjisindeki büyümesi, elektrik üretim kapasitesinin artırılmasının yanı sıra üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan saatlere taşınmasını sağlayacak depolama sistemlerini de ön plana çıkarıyor.
Türkiye Ulusal Enerji Planı kapsamında güneş ve rüzgar kurulu gücünün 2035 yılına kadar toplam 120 bin MW'a çıkarılması hedefleniyor.
Rapora göre özellikle ilkbahar ve yaz aylarında gündüz saatlerinde oluşabilecek üretim fazlası ile akşam saatlerindeki hızlı net yük artışı, elektrik sisteminde esnekliğe duyulan ihtiyacı artırıyor.

“2030'LARIN BAŞI İÇİN BUGÜN HAREKETE GEÇMELİYİZ”
HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, hidroelektrik santrallerin büyük ölçekli temiz enerji üretiminin yanında uzun süreli depolama imkanlarıyla da enerji arz güvenliğine katkı sağladığını belirtti.
Türkiye'de henüz planlama veya işletme aşamasında pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral bulunmadığını ifade eden Güven, projelerin uzun geliştirme sürelerine dikkat çekti.
Güven, “2035 için oldukça iddialı ulusal hedeflerimiz var. PHES'leri 2030'ların başında devreye almak istiyorsak hemen bugün harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.
DEPOLAMA OLMAZSA ÜRETİMİN YÜZDE 26,5'İ KULLANILAMAYABİLİR
Raporda yer alan projeksiyonlar, yeterli depolama kapasitesinin oluşturulmaması halinde güneş ve rüzgâr üretiminin bir bölümünün elektrik sistemi tarafından doğrudan kullanılamayabileceğine işaret ediyor.
Herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmadığı senaryoda toplam güneş ve rüzgâr üretiminin 2030'da yaklaşık yüzde 7,8'inin, 2035'te yüzde 16,2'sinin ve 2040'ta yüzde 26,5'inin doğrudan kullanılamayabileceği öngörülüyor.
Raporda 2040 yılı için bu miktarın yaklaşık 57,38 TWh seviyesine ulaşabileceği hesaplanıyor.

BATARYA VE PHES BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİL
Raporda, Türkiye'nin enerji depolama stratejisinin yalnızca batarya sistemlerine dayandırılmaması gerektiği de belirtildi.
Bataryaların hızlı tepki, frekans kontrolü, kısa süreli rampalama ve 1-4 saatlik enerji kaydırma ihtiyaçlarında rol üstlenebileceği; PHES'lerin ise özellikle 8-12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolamada öne çıkabileceği vurgulandı.
HESİAD Başkanı Güven, batarya ve pompaj depolamalı HES sistemlerinin birbirinin alternatifi değil, farklı ihtiyaçlara cevap veren tamamlayıcı teknolojiler olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Raporda önerilen bütünleşik depolama portföyüne göre Türkiye'nin 2030 yılında 15 bin MW bir saatlik batarya kapasitesinin yanında 4 bin MW sekiz saatlik PHES kapasitesine ihtiyaç duyabileceği öngörülüyor.
PHES ihtiyacının 2035'te 10 bin 400 MW'a, 2040'ta ise 16 bin MW'a ulaşabileceği tahmin ediliyor.
PHES ŞEBEKEYE DE DESTEK SAĞLAYABİLİR
Pompaj depolamalı HES'lerin işlevi yalnızca üretim fazlası elektriğin daha sonra kullanılmak üzere depolanmasıyla sınırlı kalmıyor.
Rapora göre PHES'ler akşam puantının karşılanması, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start kabiliyeti ve iletim sistemi kararlılığı gibi alanlarda da görev üstlenebiliyor.
Güven, “Bu özellikleriyle PHES'lerin klasik bir elektrik üretim tesisi olarak değil, yenilenebilir enerji kapasitesinin güvenli biçimde sisteme entegre edilmesini sağlayan stratejik enerji altyapısı olarak ele alınması gerek” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin hidroelektrikte 32 GW'ı aşan kurulu gücüyle Avrupa'da ikinci, dünyada dokuzuncu sırada bulunduğunu hatırlatan Güven, pompaj depolamalı HES'lerin de enerji portföyüne dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

PHES İÇİN YATIRIM MODELİ ÖNERİSİ
Raporda PHES yatırımlarının yalnızca elektriğin düşük fiyatlı saatlerde alınıp yüksek fiyatlı saatlerde satılmasına dayalı piyasa arbitrajıyla finanse edilmesinin güç olabileceği belirtildi.
Projelerin ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi için depolama, esneklik, kapasite ve yan hizmetlerin elektrik sistemine sağladığı değerin gelir mekanizmalarına dahil edilmesi gerektiği ifade edildi.
Raporda ayrıca PHES'lerin pompalama sırasında tüketici, üretim sırasında ise üretici olarak iki yönlü sistem kullanım bedeline tabi tutulmasının proje ekonomisi üzerindeki etkisine dikkat çekildi.
Depolama amacıyla kullanılan elektrik için özel tarife mekanizması oluşturulması, sistem kullanım bedellerinin yeniden düzenlenmesi, yan hizmet gelirleri ile uzun dönemli kapasite veya sistem hizmeti sözleşmelerinin birlikte değerlendirilmesi önerildi.
HESİAD: ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ
Türkiye'de halihazırda işletmede pompaj depolamalı hidroelektrik santral bulunmadığını belirten HESİAD, uzun süreli depolama ihtiyacının önümüzdeki yıllarda artacağı öngörüsünde bulundu.
PHES projelerinde ön fizibiliteden ticari işletmeye geçiş süresinin ortalama 8-10 yılı bulabildiğini hatırlatan Güven, uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması ve şebeke bağlantı noktalarının planlanması gerektiğinin altını çizdi.
Yatırımcı açısından öngörülebilir gelir ve destek modellerinin oluşturulmasının da önem taşıdığını belirten Güven, pompaj depolamalı HES'lerin Türkiye'nin enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yenilenebilir enerji dönüşümü açısından önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti.