İstanbul Sanayi Odası’nın “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırması, yüzeyde savunma sanayisindeki yükselişle öne çıkarken, verilerin derininde Türkiye sanayisini doğrudan etkileyecek yeni bir mali çerçeve dikkat çekiyor. Listede yer alan 88 şirket, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında yer alıyor ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük süreci resmen başladı.
Bu durum, ihracat yapan sanayi şirketleri için yalnızca ekonomik değil aynı zamanda yapısal bir dönüşüm baskısını da beraberinde taşıyor.
SAVUNMA SANAYİSİ İLK 10’DA TARİHİ YÜKSELİŞ
2025 listesi, savunma sanayisinde önemli bir kırılmaya da işaret ediyor. TUSAŞ 11’inci sıradan 7’nciliğe yükselirken, ASELSAN 17’ncilikten 9’unculuğa çıktı. ROKETSAN ve ARCA Savunma da listede hızlı bir yükseliş gösterdi.
İSO yönetimi bu tabloyu, savunma sanayisinin üretim kapasitesi ve teknolojik kabiliyetindeki artışın göstergesi olarak değerlendiriyor.
Bu yükseliş yalnızca sektörel bir başarı olarak değil, aynı zamanda ileri mühendislik birikiminin farklı alanlara taşınma potansiyeli açısından da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre savunma sanayisinde geliştirilen malzeme ve sistem teknolojileri, uzun vadede enerji ve yeşil teknoloji alanlarına da katkı sunabilir.
ZİRVEDE KARBON YOĞUN SEKTÖRLER AĞIRLIĞINI KORUYOR
Listenin üst sıralarında ise tablo değişmiyor. TÜPRAŞ üretimden satışta liderliğini sürdürürken, Star Rafineri ve Türkiye Petrolleri gibi şirketler de üst sıralarda yer alıyor. Otomotiv devleri Ford, Oyak-Renault, Toyota ve Mercedes-Benz de ilk 10’daki yerini koruyor.
İlk 10 şirketin toplam üretim hacminin büyük bölümü hâlâ fosil yakıt ve karbon yoğun sektörlerden oluşuyor. Savunma sanayisinin yükselişine rağmen, zirvenin karbon yapısında belirgin bir değişim yaşanmadı.
CBAM KAPSAMINDA 88 ŞİRKET DOĞRUDAN ETKİLENİYOR
AB’nin karbon düzenleme mekanizması CBAM, 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine geçti. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsayan düzenleme, ihracat yapan şirketler için yeni bir maliyet kalemi oluşturuyor.
İSO 500 verilerine göre:
- 88 firma doğrudan CBAM kapsamında
- Bu şirketler toplam üretimin yaklaşık %18,9’unu oluşturuyor
- Yaklaşık 2,06 trilyon TL üretim hacmine karşılık geliyor
- İhracatın önemli bir kısmı bu şirketlerden geliyor
İlk sertifika teslim süreci 30 Eylül 2027’de başlayacak. Uyum sağlayamayan şirketler için ton başına 100 euroya kadar çıkabilen cezai maliyetler gündemde olabilecek.
DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ EN YÜKSEK RİSK GRUBUNDA
CBAM kapsamındaki en yoğun alan demir-çelik sektörü olarak öne çıkıyor. Listede 47 demir-çelik şirketi bulunuyor. İskenderun Demir Çelik, Ereğli Demir Çelik, Çolakoğlu Metalurji ve Kardemir gibi büyük üreticiler bu grubun merkezinde bulunuyor.
Sektörün üretim payında düşüş görülse de bu durum karbon yoğunluğunun azaldığı anlamına gelmiyor. Emisyon profili, Avrupa pazarındaki rekabet açısından belirleyici olmayı sürdürüyor.
YÜKSEK TEKNOLOJİ PAYI ARTIYOR
İSO 500 verilerinde yüksek teknoloji yoğunluklu üretimin payı %7,6 seviyesine yükseldi. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki artış da dikkat çekiyor.
Bu tablo, sanayinin dönüşüm potansiyelini gösterse de karbon yoğun yapının kısa vadede değişmediğine işaret ediyor. Özellikle ihracatın önemli kısmının Avrupa karbon düzenlemesine tabi olması, dönüşüm hızını belirleyecek temel unsur olarak ön plana çıkıyor.
KARARLAR GECİKMİYOR, TAKVİM İLERLİYOR
İSO 500 2025 verileri, Türkiye sanayisinin aynı anda iki yönlü baskı altında olduğunu ortaya koyuyor: bir yanda savunma ve yüksek teknoloji yükselişi, diğer yanda karbon maliyetlerinin hızla devreye girmesi.