Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31’de dijital altyapıların iklim politikalarındaki rolünün daha fazla öne çıkması bekleniyor. Akıllı şebekeler, emisyon takibi, yapay zeka destekli enerji yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamaları, bu alandaki başlıca gündem maddeleri arasında bulunuyor.
SHURA Gündem’in 17’nci sayısında, dünyada ve Türkiye’de enerji dönüşümü ile dijitalleşme arasındaki ilişki ele alındı. Çalışmada dijital teknolojilerin yalnızca operasyonları kolaylaştıran araçlar olmadığı, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefini destekleyecek stratejik bir unsur haline geldiği vurgulandı.
Enerji yönetiminin iyileştirilmesi, verilerin şeffaflaştırılması ve altyapı verimliliğinin artırılması için dijital çözümlerin enerji sistemine planlı ve güvenli biçimde entegre edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
ŞEBEKE YATIRIMLARI DİJİTAL DÖNÜŞÜMLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİ
Çalışmada şebeke modernizasyonunun enerji dönüşümünün temel öncelikleri arasına alınması önerildi. Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliğinin geliştirilmesi ve elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik yatırımların şebeke altyapısıyla eş zamanlı ilerlemesi gerektiği belirtildi.
Akıllı şebeke, mikro şebeke ve alternatif şebeke çözümlerinin yaygınlaştırılması da öneriler arasında yer aldı.
YAPAY ZEKA VE AKILLI ÖLÇÜM ALTYAPILARI YAYGINLAŞTIRILMALI
Yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, gelişmiş sensörler, akıllı sayaçlar ve batarya depolama sistemlerinin enerji altyapısına daha geniş ölçekte dahil edilmesi gerektiği belirtildi.
Bu teknolojilerin özellikle dağıtım şebekelerindeki kayıp ve kaçakların azaltılması, yükün anlık izlenmesi, arızalara daha hızlı müdahale edilmesi ve arz güvenliğinin güçlendirilmesi açısından önemli olduğu kaydedildi.
SİBER GÜVENLİK VE VERİ STANDARTLARI GÜÇLENDİRİLMELİ
Şebekelerin dijitalleşmesiyle artan veri trafiğinin yeni güvenlik ihtiyaçlarını beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Dağıtım şirketleri arasında ortak veri formatlarının oluşturulması ve veri paylaşım standartlarının belirlenmesi önerildi.
Akıllı sayaçlar ile şebekeye bağlı cihazlarda siber güvenlik testlerinin, sertifikasyon süreçlerinin ve asgari güvenlik şartlarının yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi. Ulusal veri güvenliği standartlarının enerji mevzuatına dahil edilmesi de öneriler arasında sıralandı.
KRİTİK ENERJİ VERİLERİ TÜRKİYE’DE SAKLANMALI
Türkiye’nin kritik şebeke ve tüketim verilerinin güvenli biçimde işlenebilmesi için stratejik veri merkezlerinin ülke sınırları içinde kurulması önerildi.
2030 perspektifindeki veri merkezi yatırımlarının yenilenebilir enerji kaynaklarına erişim, batarya depolama ve esnek yük yönetimi dikkate alınarak planlanması gerektiği aktarıldı. Veri merkezlerinin bataryaları aracılığıyla şebekeye frekans desteği verebileceği “Akıllı Veri-Enerji Merkezleri” modelinin değerlendirilmesi istendi.
YENİ İŞ MODELLERİ İÇİN FİNANSMAN SAĞLANMALI
Dijital şebekeler, depolama sistemleri, veri merkezleri ve mikro şebekelerin yüksek başlangıç maliyetleri nedeniyle hedefli teşvik ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.
Piyasa yapısı, mevzuat, finansman koşulları, şebeke planlaması ve kentsel gelişim süreçlerinin yeni dijital iş modellerine uygun hale getirilmesi önerildi.
NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞINA İHTİYAÇ ARTACAK
Enerji sektöründeki dijital dönüşümün yapay zeka, veri analitiği, siber güvenlik ve dijital şebeke teknolojileri konusunda uzmanlaşmış çalışanlara duyulan ihtiyacı artıracağı belirtildi.
Üniversitelerde yeni eğitim ve uzmanlık programlarının açılması, mevcut müfredatların güncellenmesi ve enerji sektörü ile akademi arasındaki araştırma-geliştirme iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
YAPAY ZEKÂ İÇİN SORUMLULUK ÇERÇEVESİ OLUŞTURULMALI
Çalışmada, enerji sektöründeki sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışabilmesi için açık veri protokolleri ve ortak entegrasyon standartlarının geliştirilmesi önerildi.
Yapay zekanın otonom kararlarından doğabilecek operasyonel ve siber güvenlik risklerine karşı açık bir yönetişim ve sorumluluk çerçevesi oluşturulması gerektiği vurgulandı. Dijitalleşmenin doğru yönetilmesi halinde iklim taahhütlerinin daha şeffaf, ölçülebilir ve etkili biçimde uygulanabileceği kaydedildi.