Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın yayımladığı Tracking SDG7: The Energy Progress Report 2026 raporu, küresel enerji dönüşümünde rüzgar ve güneş enerjisinin belirleyici rolünü ortaya koydu.
Rapora göre, son on yılda yenilenebilir kaynaklı elektrik tüketimindeki büyümenin yüzde 80’den fazlası rüzgar ve güneş enerjisinden geldi. 2030 hedeflerine ulaşılması için özellikle rüzgâr enerjisinde kapasite artışının hızlanması gerekiyor.
RÜZGAR VE GÜNEŞ BÜYÜMEDE ÖN PLANDA
IRENA raporunda, 2013-2023 döneminde yenilenebilir elektrik tüketimindeki küresel artışın büyük bölümünün rüzgar ve güneş enerjisinden kaynaklandığı belirtildi.
2023 yılında elektrik tüketimindeki yıllık artışta da en büyük katkıyı yine bu iki teknoloji sağladı. Bu tablo, rüzgar ve güneşin küresel enerji dönüşümündeki ağırlığını koruduğunu gösterdi.
DENİZÜSTÜ RÜZGARDA 413 GİGAVAT HEDEFİ
IRENA’nın 1,5 derece senaryosuna göre, küresel denizüstü rüzgâr kurulu gücünün 2024’teki 83 gigavat seviyesinden 2030’da 413 gigavata çıkması gerekiyor.
Aynı dönemde kara tipi rüzgâr kapasitesinin ise 1.050 gigavattan 2.620 gigavata yükselmesi öngörülüyor.
Bu hedefler, önümüzdeki altı yılda rüzgâr enerjisinde özellikle denizüstü yatırımların daha hızlı büyümesi gerektiğine işaret ediyor.
RÜZGAR FİNANSMANINDA NORMALLEŞME DÖNEMİ
Raporda, uluslararası kamu finansmanı içinde rüzgar enerjisinin payındaki düşüş de dikkat çekti.
Rüzgar projelerinin toplam yenilenebilir enerji finansmanı içindeki payı 2023’te yüzde 13 seviyesindeyken, 2024’te yüzde 5’e geriledi. Toplam finansman hacmi ise 1,3 milyar dolar oldu.
IRENA, bu düşüşün kalıcı bir gerileme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Raporda, 2023 yılının son on yılın en yüksek rüzgâr finansmanı seviyesine işaret ettiği, 2024’ün ise daha çok normalleşme dönemi olarak öne çıktığı aktarıldı.
TÜRKİYE RAPORDA DİKKAT ÇEKTİ
Raporda Türkiye de öne çıkan ülkeler arasında yer aldı.
2024 yılında Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu tarafından finanse edilen 340 milyon dolarlık kara tipi rüzgâr projesi, yılın önemli işlemlerinden biri olarak gösterildi.
Türkiye’nin kara tipi rüzgar yatırımlarını sürdürmesi ve denizüstü rüzgar alanında YEKA süreçlerini başlatması, gelecekteki büyüme potansiyelini destekleyen unsurlar arasında değerlendirildi.
ELEKTRİK TALEBİ YENİ YATIRIMLARI DESTEKLEYECEK
IRENA’ya göre ulaşım ve ısıtma sektörlerinde elektrifikasyonun hızlanması, yeşil hidrojen üretiminin artması ve veri merkezlerinden kaynaklanan yeni tüketim alanları elektrik talebini artıracak.
Bu gelişmeler, rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarına duyulan ihtiyacı da büyütecek.
Raporda, küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin 2030 yılında yaklaşık 11,2 teravat seviyesine ulaşması gerektiği belirtildi. Mevcut ulusal hedeflerin ise bu seviyenin altında kaldığı ifade edildi.