Rosatom Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Polina Lion, iklim politikalarının artık ekonomi politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini belirterek, karbon performansının uluslararası ticarette rekabet gücünü doğrudan etkileyen temel kriterlerden biri olduğunu söyledi.
Lion, Avrupa Birliği'nin uyguladığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), sürdürülebilir finansman uygulamaları ve yeşil yatırım kriterlerinin üretim maliyetlerinden ihracata, finansmana erişimden yatırım kararlarına kadar birçok alanda belirleyici hâle geldiğini ifade etti.
AKKUYU NGS'NİN STRATEJİK ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Polina Lion, Türkiye'nin düşük karbonlu büyüme hedefleri doğrultusunda güvenilir ve kesintisiz elektrik üretiminin öneminin arttığını belirterek Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin bu süreçte stratejik katkı sağlayacağını ifade etti.
Lion, Akkuyu NGS'nin yaşam döngüsü boyunca karbon ayak izinin kilovatsaat başına 4 gram CO₂ eşdeğerinin altında olduğunu, santralin 60 yıllık ömrü boyunca 1 milyar tondan fazla karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlamasının beklendiğini söyledi. Santralin Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu karşılamasının hedeflendiğini de vurguladı.
YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SANAYİYE KATKI VURGUSU
Rosatom'a göre düşük karbonlu dönüşüm yalnızca emisyonların azaltılmasıyla sınırlı değil, aynı zamanda sanayinin rekabet gücü, enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir ekonomik büyüme açısından da kritik önem taşıyor.
Akkuyu NGS Projesi'nde 400'ü aşkın Türk şirketinin tedarikçi olarak yer aldığı, yerlileştirme çalışmalarının 14 milyar dolarlık hacme ulaştığı belirtilirken, projenin yerli sanayi, istihdam ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine de katkı sunduğu ifade edildi. Rosatom, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmasında nükleer enerjinin önemli rol üstlenebileceğini değerlendirdi.